KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/5254 E., 2018/11243 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2018
Karar Metni
358 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; damadı olan davalının, davaya konu taşınmazın zemin katını haksız yere işgal ettiğini, kira bedeli de ödemediğini ileri sürerek davalının taşınmaza haksız müdahalesinin önlenmesi ve 11 aylık kira bedeli 3.300 TL nin tahsilini istemiştir.
Davalı; taşınmazda kiracı olmadığını, eşiyle taşınmazın üst katında otururken aralarında devam eden boşanma davası nedeniyle alt katı kısmen kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile davalının taşınmazdan tahliyesine ve 3.300 TL nin tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun sulh hukuk mahkemelerinin görevini düzenleyen 4.maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir. Mülga 1086 Sayılı HMUK'dan farklı olarak bu düzenlemede miktar ayırımı yapılmaksızın tahliye, alacak, tazminat, kiracılık sıfatının tespiti gibi tüm kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri sulh hukuk mahkemesi olarak gösterilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 26/1. maddesine göre "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir."
Dava, davalının çekişme konusu taşınmazı fuzulen işgal ettiğinden bahisle açıldığına ve taraflar arasında kira ilişkisi olmadığının sabit olduğu anlaşılmasına göre; anılan isteğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2/1. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesinin görevinde bulunduğu kuşkusuzdur.
Bu nedenle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın esasının incelenmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/5254, K. 2018/11243, 8 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama