KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/5545 E., 2019/1682 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2019
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davaya konu taşınmazın ihale ile davalıya kiralandığını, taraflar arasında kira sözleşmesi imzalandığını, davalının ihale sonrası yer teslimine yanaşmadığını, sözleşmeyi bu nedenle feshettiklerini, sözleşmenin 13. maddesi uyarınca davalının cezai şart ödemek zorunda olduğunu, cezai şart alacağının tahsiline yönelik başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı; kesin teminatı yatırmadıklarını ve sözleşmenin feshedilmiş kabul edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun sulh hukuk mahkemelerinin görevini düzenleyen 4.maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girmektedir.
Mülga 1086 Sayılı HMUK'dan farklı olarak bu düzenlemede miktar ayırımı yapılmaksızın tahliye, alacak, tazminat, kiracılık sıfatının tespiti gibi tüm kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri sulh hukuk mahkemesi olarak gösterilmiştir. Dava, kiraya veren tarafından kiracı aleyhine açılan cezai şart istemine ilişkindir.
Davacının kira ilişkisinden kaynaklanan talebininin değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi görevi 6100 Sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında Sulh Hukuk Mahkemesi’ne aittir. Bu nedenle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın esasının incelenmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/5545, K. 2019/1682, 28 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama