KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/5657 E., 2019/846 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2019
Karar Metni
540 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kiracılık sıfatının tespiti davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın yargı yolu yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davaya konu taşınmazda kiracı olduklarını, taşınmazı tır ve kamyon garajı olarak kiraladıklarını, davalının taşınmazın tahliye edilmesini talep ettiğini, feshin hukuksuz olduğunu ileri sürerek, kiracılık sıfatının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; taşınmazın ihale ile kiralandığını ve sözleşme süresinin bittiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava konusunun idari yargı görev alınına girdiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.
2577 sayılı İdare Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinde idari dava türleri sayılmıştır. Bu hükme göre, idari davalar; idari işlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardan ibarettir.
Somut olayda, taraflar arasındaki ilişki, kira sözleşmesinden kaynaklanan özel hukuk ilişkisidir. İdari yargının konusu, idarenin idare hukuku alanındaki faaliyeti ile ilgili davalardır. İdare bir işlemi, eylemi ve sözleşmeyi yaparken özel hukuk kişilerinin üstünde bir kamu tüzel kişisi olarak hareket etmiş ise uygulanacak hukuk idare hukukudur. Özel hukuk hükümlerine tabi kira sözleşmesinden kaynaklanan eldeki uyuşmazlığın çözümünde görevli
yargı yeri idari yargı olmayıp, adli yargıdır. Bu nedenle, Mahkeme görevli olup, işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
2-) Karar ve ilam harcı, maktu ve nispi olmak üzere iki çeşittir. (492 sayılı Kanun'un 15.,21. maddeleri). Bu anlamda davanın maktu veya nispi harca tabi olup olmaması, kural olarak dava konusunun para ile değerlendirilebilir olup olmamasına göre değişmektedir. Nispi harç, konusu belli bir değerle (para veya para ile değerlendirilebilen bir şey) ilgili davalarda, hüküm altına alınan değer üzerinden tarifedeki belli nispete göre alınan harçtır (1 Sayılı Tarife, madde III/1-a). Maktu harç ise, konusu belli bir değerle tespit edilemeyen davalarda ve davanın reddine ilişkin kararlardan alınan harçtır (1 Sayılı Tarife, madde III/2-a).
Somut olayda, dava niteliği itibariyle konusu para ile değerlendirilebilen davalardan olduğundan yıllık güncel kira bedeli üzerinden hesap edilerek nispi peşin harç yatırılması zorunludur. Bu durumda Mahkemece; son dönemde ödenen güncel yıllık kira bedeli tespit edilerek, bu değer üzerinden peşin harcın tamamlattırılması gerekirken, alınması gerekli peşin harcın dava sırasında tamamlatılmadan davaya devam edilmesi de usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/5657, K. 2019/846, 7 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama