KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/5695 E., 2019/1466 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2019
Karar Metni
444 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kira sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, taraflar arasında 15/09/2009 tarihli iş yeri kira sözleşmesinin bulunduğunu, kiracının kira borçlarını ödememesi üzerine 15/07/2013-15/04/2014 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olmak üzere aylık 3.700 TL kira bedeli için kiracı aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu belirtmiş, haksız itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, tarafların anlaşması doğrultusunda 13/09/2013 tarihinde taşınmazı tahliye ederek anahtarı davacının işyerine teslim etmiş olduğunu, ödenmemiş kira borcu bulunmadığını belirtmiş ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dava konusu kiralananın 13/09/2013 tarihinde tahliye edildiği, anahtarın davacının işyerine teslim edildiği, kiralananın tahliye sonrası makul kiraya verme süresinin 30 gün olduğu, kiracıya iade edilmeyen depozito bedeli dikkate alındığında davacının davalıdan alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kira alacağına dayalı takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
1-) Taraflar arasında 15/05/2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesi hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Geçerli olan bir kira sözleşmesi ya tarafların birbirine uygun fesih bildirimi ile ya mahkeme kararı ile ya da kiralananın yok olması ile sona erer. Kiracı, kiralananı kullanımında bulundurduğu sürece kira bedeli ödemek ile yükümlüdür. Bununla birlikte kira bedelinin ödendiğini ve taşınmazın tahliye edildiğini ispat yükü kiracıya aittir.
Kiralananın tahliye edildiğinin kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir. Davalı kiracının kiralananın anahtarını davacıya teslim ettiğini yazılı delillerle ispatı gerekir.
Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi, tahliye tarihinin çekişmeli olması halinde, kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü kiracıya aittir. Olayda davalının mecuru Eylül ayında tahliye ettiğine dair yazılı delili yoktur.
Davacı tarafından kiralananın davalının belirttiği tarihte tahliye edildiği de kabul edilmediğine göre taraflar arasındaki kira sözleşmesi hala ayakta olup bu kira sözleşmesi gereğince, davacının 11/11/2014 tarihinde dosyaya sunmuş olduğu dilekçesinde belirttiği hususlar ve kiracı davalının sunduğu deliller birlikte değerlendirilerek kira alacağının hesaplanması gerekir.
2-) Kiracı davalı her ne kadar dilekçesinde depozito alacağının bulunduğundan bahsetmiş ise de usulüne uygun süresinde yapılmış bir takas/mahsup talebi bulunmadığından kiraya verendeki depozito bedelinin takas/mahsupta dikkate alınması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/5695, K. 2019/1466, 25 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama