KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/5866 E., 2019/2684 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2019
Karar Metni
562 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili; müvekkilinin eğitim veren bir kurum olarak davalının maliki olduğu ......’de 20/12/2004 tarihinde 26/09/2011 tarihine kadar kiracı olduğu; davalı şirket ortakları ile imzalanan kira sözleşmesi ile ...... nin 5 ve 6 katları 31/03/2015 tarihine kadar 01/06/2007 tarihli kira sözleşmesi ile de 7.
Kat 31/05/2017 tarihine kadar kiralandığını, sonra kira sözleşmesinde indirim içeren bir revizyonda mutabık kalındığını ve 16/11/2009 tarihli yeni bir kira sözleşmesi imzalandığını, ancak başarısız yönetimini devam ettirdiğini, kendi bünyesinde kantin açma hakkından feragat ettiğini, 3.kattaki işletmelerin kapanması ile kursiyerlerden müvekkiline şikayetler geldiğini, davalı şirketin gelirini arttırmak için girişinin ve tabelasının bulunduğu köşesine sözleşmeye aykırı olarak yeni bir bina inşa ettiği ve burayı kafe olarak kiraladığını,
davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle haklı olarak 26/09/2011 tarihinde kira sözleşmesini fesih ettiğini, kiralanana masraf yaptığını, tahliye ettikten sonra yeni binaya daha fazla kira bedeli ödeyerek kiracı olarak taşındığını belirterek;
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve ileride ıslah edilmek üzere şimdilik imalatlarına ilişkin 10.000,00 TL’lik kısmın sözleşmenin fesih tarihi olan 26/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle, erken tahliyeden dolayı ödemek zorunda kaldıkları kira farkının ve 2022 yılına kadar olacak kira farkından doğan zararlarının tespiti sonucu hesaplanacak kira farkınını şimdilik 10.000,00 TL sinin tahliye tarihinden itibaren temerrüt faiziyle,
2 ayrı taşınmaz için yaklaşık 3 ay boyunca ödenen kira nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL nin 15/12/2011 tarihinden itibaren temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, mecurun sözleşmedeki amaçlanan kullanıma elverişli bir şekilde bulundurulduğunu, davacının tek taraflı olarak haksız bir şekilde sözleşmeyi feshettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; dava konusu mecurun tahliye edilmeden önce düzenlenen ayıp durumunun oluşmadığı, içinde bulunduğu ......'nin eski canlılığını kaybetmesinin ekonomik, sosyal ve çevre şartları gibi pek çok sebeplerin olabileceği ve bu durumlar nedeniyle de davalının doğrudan kusurlu olduğunun kabulünün hukuki anlamda mümkün olamayacağı ve davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T’nin 13. maddesinde’’
(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, ...... maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
Mahkemece, yukarıda ifade edilen tarife hükümleri uyarınca davalı lehine ıslah edilen miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/5866, K. 2019/2684, 28 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama