KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/5987 E., 2017/10972 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2017
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacılar vekili ; müvekkilleri.... ve Ahmet.... ile davalıların ortak murisi olan .....
1269 ada 13 parseldeki taşınmazın murisin ölüm tarihinden itibaren davalılar tarafından üçüncü şahıslara kiraya verilerek kira gelirinden tek başlarına yararlandıkları, müvekkillerinin murisin torunu olup toplam 3/8 pay sahibi olduklarını, paylarına düşen kira bedelini talep ettikleri halde ödenmemesi üzerine Antalya 13. Noterliğinin 21/02/2012 tarihli ihtarnamesini gönderdiklerini, Antalya 2 İcra Müdürlüğünün 2012/617 Esas sayılı dosyasından takip başlattıklarını, davalıların haksız yere itiraz ettiğini, kiracının 1992 yılından beri oturduğunu, haricen alınan duyumlara göre aylık 380 TL kira ödendiğinin tespit edildiğini,
26/03/2012 tarihinden itibaren (26/04/2012, 26/05/2012, 26/06/2012) tarihlerinde müvekkillerinin hissesine düşen kısımları aldıklarını beyanla geriye dönük beş yıl için takibe vaki itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili ; davacı ...'nun ihtarnameleri vekil olarak değil kendi adına keşide ettiğini, ...'nun mirasçı olmadığından ve davacı asillerin ...'na vekil tutma yetkisi vermiş olmalarına rağmen ...'nun kendi adına verdiği vekaletname ile davanın açıldığı bu nedenle davanın husumet nedeniyle reddine aksi halde zamanaşımı ve taşınmazların mirasçılar arasında taksim edildiğini savunarak; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; ...'nun kendi adına vekaletname verdiği, davacı asiller adına vekaletname vermediği, icra takibindeki bu eksikliğin sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İradî taraf değişikliğine ilişkin düzenleme Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür (m.124/1). Ancak yasakoyucu bu konuda yasalarda yer alan özel hükümleri saklı tutarak (m.124/2) hâkimin izni ile taraf değişikliği yapılabilecek hallere de
yer vermiştir. Anılan iki fıkra çerçevesinde maddî bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği gibi, tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması durumunda da hâkimin izniyle taraf değişikliği yapılabilecektir (HMK m.124/3,4). İradî taraf değişikliğine ilişkin hükme istinaden gerek davacı gerekse davalı tarafta, iradî taraf değişikliği yapılması mümkündür.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124 üncü maddesinde yer verilen hükümler esasen görülmekte olan bir davada uygulama alanı bulur. Ancak davadan önce başvurulan ihtiyati haciz gibi geçici korumaya ilişkin yargılamanın süjeleri veya icra takibinin tarafları da yanlış veya eksik gösterilmiş olabilir. Bu durumda, iradî taraf değişikliğine ilişkin hükümlerin geçici korumalarda veya icra takibinde uygulama alanı bulup bulamayacağı sorunu ile karşılaşılmaktadır.
İcra takibinde iradî taraf değişikliği yapılamayacağına ilişkin kural, mutlak değildir. Gerçekten de bu kuralın çok katı bir şekilde uygulanması, icra takibinde tarafın maddî hata veya temsilcide yanılma nedeniyle yanlış gösterilmesi gibi sınırlı durumlarda, söz konusu takibin iptali ve tekrar başlatılmasına; dolayısıyla da hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açabilir. Bunu önlemek için, maddî hata ve temsilcide yanılma halleriyle sınırlı olarak istisnaî bazı hallerde icra takibi esnasında da taraf değişikliği yapılabileceğinin kabulü gereklidir. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir;
Somut olayda; takip talepnamesine ekli vekaletnamede ... tarafından Av. ...'na kendi adına vekalet verilmiş ve takip ... tarafından yapılmış ise de talepnameye davacılar.....verdiğinin ve icra takibinin de bu kişiler adına yapıldığının alacaklı adının maddi bir hata sonucu yanlış yazıldığı kabulü gerekir. Bu durumda işin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/5987, K. 2017/10972, 4 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama