KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/6480 E., 2019/3000 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2019
Karar Metni
532 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; dükkan niteliğindeki taşınmazı davalıya kiraladığını, davalının taşınmazı tahliye ettikten sonra taşınmazda yaptığını iddia ettiği bir takım işlerin bedelinin tespiti için ....Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/33 D.iş sayılı dosyasıyla tespit yaptırdığını, dosyada taşınmazın önceki durumuna dair bir tespit yapılmadığı gibi yapıldığı iddia edilen işlerin kim tarafından ve ne zaman yapıldığının da belirlenmediğini,
ancak delil tespiti dosyasında bilirkişi tarafından hesaplanan bedelin davalı tarafından takibe konulduğunu ve takibe süresinde itiraz edemediğini beyan ederek davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ....İcra Müdürlüğünün 2013/2093 Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibinin iptaline, kötü niyetli icra takibi nedeniyle davalının % 20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; kiraladığı taşınmazın içerisinde demirbaş kalacak şekilde harcamalarda bulunduğunu, yapılan işlerin tespit davasına konu bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, davacının tespit dosyasındaki rapordan haberdar olduğunu, tespit raporu alındıktan sonra davacı ile görüşülmesine rağmen davacının ödeme yapmadığını, bu nedenle alacağının tahsili amacıyla bilirkişi tarafından tespit edilen alacağını ilamsız icraya koyduğunu, davacının davayı açmakta kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine, davacının % 40'dan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; kiraya konu dava konusu taşınmazın dava dışı ....'ya ait olduğu, davacının taşınmazın maliki olmadığı, sadece davalı ile düzenlenen kira sözleşmesinin kiralayanı olduğu, davalı-kiracıya karşı bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davacının .... İcra Müdürlüğünün 2013/2093 sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davalının icra takibinde haksız olduğu ancak kötü niyetinin saptanmadığı anlaşılmakla kötü niyet tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 299. maddesinde “Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” düzenlemesi mevcuttur. Bu itibarla kiracı, yararlanmanın karşılığı kiraya verene bir bedel ödeyecektir. Kira sözleşmesinin tarafı olan kiraya verenin mutlaka malik olması gerekmez. Diğer bir anlatım ile kira sözleşmeleri şahsi hak doğuran sözleşmelerden olduğundan kiraya verenin malik olmasına gerek yoktur. Davacı kiraya veren olarak sözleşmenin tarafı olup, hak ve yetkilerini sözleşmeden almaktadır.
Somut olayda, davacı eşi olan dava dışı ....’ya ait taşınmazı 01.05.2010 tarihli sözleşme ile davalıya kiraya vermiş olup kira sözleşmesinin tarafıdır. Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa davalı kiracı akdi ilişkinin devamı sırasında kiralananda yaptığı değer artırıcı masraf ve harcamalarını TBK'nın 527 ve (BK.nun 414) maddelerinde düzenlenen vekaletsiz işgörme hükümlerine göre davacıdan talep etme hakkına sahiptir.
Bu durumda mahkemece, kira sözleşmesinin tarafı olan davacının, davalı-kiracıya karşı sorumlu olduğu göz önünde alınarak, davanın esasına ilişkin inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacının malik olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/6480, K. 2019/3000, 4 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama