KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/6611 E., 2019/2539 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2019
Karar Metni
512 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, dava dilekçesinde özetle; davalı ile aralarında 01/06/2007 tarihli kira sözleşmesi yapıldığını, en son 01/06/2012 tarihli protokol ile 31/05/2013 tarihinde sonra erecek şekilde yenileme yapıldığını, davalı tarafça ... 4. Noterliği 06/05/2013 tarih ve 8864 yevmiye numaralı fesih ihbarı ile sözleşmenin yenilenmeyeceğinin ve 31/05/2013 tarihi itibariyle taşınmazı boşaltacağının bildirildiğini, bunun üzerine davalıya ...
13. Noterliği'nin 14/05/2013 tarihli ve 07898 yevmiye nolu ihtarnameyi gönderdiğini, ancak taşınmazı bu tarihte boşalttığını, taşınmazın teslim ettikleri şekilde iade edilmediğini, bu nedenle mahkeme aracılığıyla tespit yaptırdıklarını ve tespit sonucu başlattıkları takibe davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesinde özetle; tespit dosyasında tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, taşınmazın depo olarak kullanılması nedeniyle kullanım amacı ve kullanım süresi doğrultusunda eskime ve yıpranmalar olacağını, iddia edilen kusurların kasıt ve hor kullanmaya delalet etmeyeceğini, davacı tarafça talep edilen miktar harcama yapıldığına dair fatura sunulmadığını, buna bir de kdv eklenerek takip yapılamayacağını, alacak olsa dahi bu miktara nasıl ulaştığının belli olmadığını, sıhhati tartışmalı rapora dayalı başlatılan takip dolayısıyla alacağın likit olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu aldırılarak rapor doğrultusunda kiralanan yerin hangar niteliğinde depo olarak kullanıldığı, kira süresi içerisinde mutat eskime ve yıpranmaların olduğu, oluşan zararın kasıt ve hor kullanmadan kaynaklanmadığı, tespit dosyasında taşınmazın davalı tarafından nasıl hor kullanıldığı belirtilmediğinden ve davalı tarafından yeniden keşif yapılamayacağı için dosya üzerinden aldırılan bilirkişi raporuna itiraz edildiğinden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Somut uyuşmazlık, davacı kiraya verenin davalı kiracıdan kiralananın hor kullanması dolayısıyla tazminat talep edip edemeyeceği noktasındadır.
Taraflar arasında 01.06.2007 tarihli kira sözleşmesi imzalanmış olup sözleşmede kiralanan şeyin depo olarak kullanılacağı belirtilmekle birlikte, sözleşmenin 6. maddesinde kiralanan depoda yapılan hasarların kira sözleşmesi bittiğinde tamir edilip eski duruma getirileceği belirtilmiş, parantez içinde ise "duvarlar, sıva, badana, kapı" sayılmıştır.
Mahkemece sözleşmedeki bu hüküm dikkate alınmadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasar kalemleri bakımından ayrı ayrı hor kullanımdan mı olağan kullanımdan mı kaynaklandığı hususunda belirleme yapılmamış, yıpranma payının düşülüp düşülmediği de belirtilmemiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmede eski hale getirmeye ilişkin hüküm bulunduğundan mahkemece bu hüküm dikkate alınarak, tahliye sonrası tespit edilen eksikliklerin değerlendirilmesi, her bir hasar kalemi bakımından hor kullanım ve olağan kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasar ayrımı yapıldıktan sonra kullanım süresi ile de orantılı olarak yıpranma payları da hesaplanacak tazminattan düşülerek sözleşme hükmü kapsamında kalan hasarlar bakımından yıpranma payı da düşülerek eski hale getirme bedelinin,
sözleşme hükmü kapsamı dışında kalan hasar kalemlerinden ise hor kullanmadan kaynaklı olduğu belirlendiği takdirde tazminat bedelinin belirlenmesi konusunda bilirkişiden ek rapor alınarak karar verilmesi gerektiğinden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/6611, K. 2019/2539, 25 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama