KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/7122 E., 2017/17145 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2017
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kiralananın tahliyesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalının dava konusu taşınmazda 01/11/2010 dan beri kiracı olarak oturduğunu, davalının kira borcunu ödememesi nedeniyle hakkında takip yapıldığını, takibe davalının itiraz etmesi üzerine itirazın kaldırılması ve tahliye davası açıldığını, bunun üzerine davalının borcu kısmen ödemesi ve tahliye taahhüdü vermesi nedeniyle davadan feragat edildiğini, davalının 17/03/2015 tarihli tahliye taahhütnamesi ile taşınmazı 15.12.2015 de tahliye edeceğini taahhüt ettiğini, ancak gönderilen ihtara rağmen taşınmazı tahliye etmediğini belirterek taşınmazın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, tahliye taahhüdündeki yazı ve imzanın kendisine ait olmadığını, kendisinin böyle bir belge vermediğini, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın tahliyesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190., 208 ve devamı maddeleri uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olup eldeki davada ispat yükü davacı kiraya verendedir.
Taraflar arasında düzenlenen 20/10/2010 başlangıç tarihli, beş yıl süreli yazılı kira sözleşmesindeki imzaya davalı karşı koymamıştır. Davalı taahhütnamedeki imzayı inkar ettiğine göre, imza incelemesi yapılırken mahkemece davalının eli ürünü olan imzalarının
alınması var ise taahhütnamenin yapıldığı tarihteki imza örneklerinin de toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle taahhütnamedeki imzanın davalıya ait olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Davada tahliye taahhütnamesine dayanan davacı olup, bu taahhütnamedeki imzanın davalının eli ürünü olduğuna ilişkin ispat yüküde davacı kiraya verene ait iken, ispat yükü ters çevrilip davalı tarafa yükletilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/7122, K. 2017/17145, 6 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama