KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/7503 E., 2017/16791 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2017
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kiralananın tahliyesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, halen eşi ve 3 çocuğu ile birlikte yaşadığını, 77 yaşında olan babasının da yılın büyük kısmını yanlarında geçirdiğini, halen oturulan evin 75 m2, 4. katta ve asansörsüz olduğunu, kiralananın ise 115 m2 ve giriş katta olduğunu, bu nedenle kiralanana taşınacaklarını ve konut ihtiyaçlarının olduğunu ileri sürerek davalının tahliyesini istemiştir.
Davalı, davacının başkaca konutlarının da olduğunu, samimi olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir.
Türk Borçlar Kanununun 350/1 ve 351. maddesine göre işyeri ihtiyacına dayalı olarak açılan tahliye davalarında ihtiyaçlının kirada olması halinde ihtiyacın varlığının kabulü için ihtiyaçlının ya tahliye tehdidi altında bulunması veya kiralananın yapılacak iş için daha üstün nitelikte olması, en azından halen iş yapılan yerle eşdeğer nitelikte bulunması gerekir. Eşdeğerlik durumu varsa mülkiyet hakkına üstünlük tanınmalıdır.
Bu iki halden birisinin varlığı ihtiyacın kabulü için yeterlidir. Her iki halin birlikte olması gerekmez. Tahliye tehdidinin varlığı davacı tarafından ileri sürülmemiş ise mahkemece kendiliğinden nazara alınamaz. Oysa kiralananın halen iş yapılan yerden üstün olduğu ileri sürülmemiş olsa bile ihtiyaç iddiasının içinde bu husus da mevcut olduğundan mahkemece uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak kıyaslama suretiyle bu hususun belirlenmesi gerekir.
Somut olayda; davacının halen kirada mı yoksa kendi evinde mi oturduğu, kendi evi ise halen oturulan ev ile kiralanan evin asansör, genişlik gibi kriterlere göre karşılaştırılmasının yapılarak hangisinin daha üstün nitelikte olduğu tespit edildip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca UYAP sisteminden yapılan araştırmada davalının ... bir taşınmazının da bulunduğu anlaşılmakla burasının boş olup olmadığı üzerinde de durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/7503, K. 2017/16791, 30 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama