KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/8189 E., 2018/714 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2018
Karar Metni
359 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tahliye davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; halen kirada köfteci olarak işyeri işlettiğini, mevcut işyerinin tahliye tehdidinin bulunduğunu, işyerini kiralanana taşıyacağını, davalının ihtara rağmen taşınmazı tahliye etmediğini ileri sürerek, işyeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davanın süresinde açılmadığını, ihtarnamenin tebliğ edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6098 sayılı TBK’nun 350/1. maddesi hükmüne göre ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davalarının belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde bu kanunun 328. maddesinde fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılması gerekir. TBK’nun 353. maddesi uyarınca kiraya veren, daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenebilmesi için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur. Davacının bildirdiği bu tarihlere davalı karşı çıkarsa uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri tanık dahil bütün deliller toplanarak bir hadise olarak çözüme kavuşturulması gerekir.
Somut olayda; 14.08.2014 tarihinde açılan dava sözleşmenin sonunda 1 ay içinde açılmamış ise de; davacı tarafından davalıya 11.04.2014 tarihli ihtarname keşide edildiği, ihtarnamenin davalıya 29.04.2014 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili ihtarnamenin usulsüz tebliğ edildiğini, ihtarnameden dava sırasında haberdar olduklarını savunmuştur.
Bu durumda mahkemece; ihtarname tebliğinin usulsüz olup olmadığı üzerinde durularak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilemsi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/8189, K. 2018/714, 25 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama