KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2017/9045 E., 2018/4915 K.·Mahkemesi:asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2018
Karar Metni
454 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalıya ait otelin ..., ...ve ... odalarının işletilmesi için kira sözleşmesi yapıldığını sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmesine rağmen davalının haklı sebep göstermeden sözleşmeye aykırı davranıp sözleşmeyi feshettiğini ve otel görevlilerince otele alınmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sözleşmenin feshi nedeni ile maruz kaldığı 8.000,00 TL maddi zararın, sözleşmenin feshedildiği 06/11/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı; sözleşmenin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.Mahkemece;
davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm Yargıtay 6.H.D.nin 15/04/2013 tarih ve 2012/14109 E, 2013/6822 K sayılı ilamı ile ‘..davalı şirketin bütün hak ve borçları ile birlikte TMSF’ ne devredilip devredilmediği ve bunun sonucu olarak da davalı şirketin pasif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı üzerinde durularak sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmadığı’ gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; söz konusu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.Taraflar arasında imzalanan, 23.07.2009 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı kiracı, kira sözleşmenin haksız feshedildiğini belirterek oluşan zararının tazminini istemiş, davalı ise şirketin TMSF’na devredildiğini belirterek taraf ehliyeti bulunmadığını belirtmiştir. Dosyaya celp edilen, sözleşmenin feshedildiği tarih itibariyle davalı şirketin bütün aktif ve pasiflerine TMSF tarafından el konulup konulmadığına yönelik TMSF’nun 09.07.2014 tarihli yazısı; ‘…fon kurulunun 27.7.2009 tarih ve 213 sayılı kararı ile ...
Ve Turizm İşletmeleri Sanayi Ve Ticaret A.Ş ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi fon tarafından devir alınmıştır. ... ile ...Grubu arasında 8.6.2012 tarihinde imzalanan ikinci ek protokole istinaden 29.06.2012 tarihli genel kurullar ile ...
Ve Turizm İşletmeleri Sanayi Ve Ticaret A.Ş’nin yönetim ve denetimi Gruba iade edilmiştir.’ açıklamalarını içermekte olup, bu durumda davalı şirketin bütün aktif ve pasiflerine dava tarihinden önce el koyan TMSF’ nun, davalı şirketin tüzel kişiliğine son vermediği, yalnızca şirkete yeni bir yönetim kurulu tayin ettiği anlaşılmaktadır.
O halde; dava konusu sözleşmenin tarafı olması nedeniyle, tüzel kişiliği devam eden davalı şirkete karşı husumet yöneltilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/9045, K. 2018/4915, 9 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama