KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2018/2962 E., 2018/10317 K.·Mahkemesi:asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2018
Karar Metni
687 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalı adına kayıtlı, ... 2. Blok No:21 adresinde bulunan dükkan vasıflı taşınmazı, davalının rızası ile malik sıfatıyla kullanmakta olduğunu, davalının kooperatif üyesi olarak edindiği bu taşınmazı, harici olarak kendisine sattığını ve bunun üzerine davalının kooperatife olan tüm borçlarını kendisinin ödediğini; ancak, taşınmazın tapusunu kendisine devretmediğini, bir süre sonra davalının bu taşınmazı üçüncü kişiye sattığını ileri sürerek;
şimdilik 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka işletme kredisi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazı davacıya satmadığını, davacının bu taşınmazı kiracı olarak kullandığını, yapılan ödemelerden yalnızca 3.000 TL'lik toplam 6 adet senet ödemesini kabul ettiğini, bunun da kira borcuna mahsuben yapılmış bir ödeme olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.Mahkemece; taraflar arasında herhangi bir harici taşınmaz satışı olduğunun tespit edilemediği,
tanık beyanlarından taraflar arasında kira ilişkisinin mevcut olduğunun anlaşıldığı, davacının yaptığı ödemelerin dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı gerekçeleriyle davanın reddine dair verilen hüküm, davacı vekilinin temyiz talebi üzerine.
Dairemizin, 13.03.2017 tarih ve 2015/17932 Esas, 2017/2952 Karar sayılı ilamı ile, "bir davada usul yönünden red sebepleri var ise, davanın usulden reddine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken davanın hem zamanaşımı nedeniyle hem de esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle" kararın bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; talep konusunun dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığından bahisle açılan davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiş;
hüküm, süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davaya konu taşınmaz, tapuya kayıtlı bir yerdir. Tapulu taşınmazların satış ve devirleri TMK nun 706, Borçlar Kanununun 213, Tapu Kanununun 26, Noterlik Kanununun 60/3 ve 89.maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuki sonuç doğurmazlar. Yapılan bu tür satışlar mutlak butlanla batıl (yok hükmünde) sayılmaktadır.07.06.1939 tarih 1936/31 Esas ve 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında.
“Taşınmazın haricen satışına ve satışı vaadine ilişkin muameleler kanunen geçerli bulunmamış ise de, satıcının bu işte görevli memur önünde ferağın icrasını ve aksi takdirde almış olduğu bedelin geri verileceğini taahhüt etmiş ve alıcıyla aralarında kararlaştırılmış bulunan bedeli bu şartla satıcıya vereceğini üstlenmiş ise bu gibi uyuşmazlıklar Borçlar Kanununun 125.maddesine göre on yıllık zamanaşımına bağlıdır.
Zamanaşımı süresinin başlangıcı, ferağdan dönme ve vazgeçme tarihidir” denilmektedir. Şu halde, satıcı geçerli bir sözleşme yapmadığı takdirde aldığı satış bedelini geri vermeye mecburdur. Bu nedenle alıcı, satıcının ferağ vermesini bekler. Ferağ verme yönündeki ümidi kesildiği takdirde, verdiği parayı isteme hakkı doğar.
İşte satış parasının geri verilmesi davalarında zamanaşımının başlangıcı bu ümidin kesildiği veya satışın yapılmasının imkan dahilinden çıktığı ya da tapuda devir yapma olanağının ortadan kalktığı tarih olmaktadır.Taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme olduğundan dava, BK.nun 125.maddesine (6098 sayılı BK.'nun 146.maddesine) göre 10 yıllık zamanaşımına tabidir.
10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi, satış bedeline ilişkin paranın verildiği tarih değil, sözleşme geçersiz olsa da satıcının rıza ve ihtiyariyle taahhüdünü her zaman yerine getirebileceği göz önüne alınarak bunun ifasını beklemek durumunda bulunan alıcı için, ancak davaya konu taşınmazın tapuda ferağ ümidinin ortadan kalktığı veya ifanın imkansız hale geldiği tarihtir.Somut olayda; davalı, dava konusu taşınmazı 15/01/2013 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye satmış olup bu tarihten itibaren taşınmaz dava dışı kişi adına tapuya kayıt ve tescil edilmiştir.Buna göre;
taraflar arasında yapıldığı iddia edilen harici satım sözleşmesinin, ifasının imkansız hale geldiği tarih, dava konusu taşınmazın dava dışı üçüncü kişi adına satıldığı 15.01.2013 tarih olup, bu tarih itibariyle dava konusu edilen alacak muaccel hale gelmiştir.
Dava ise, 25/02/2013 tarihinde açılmıştır.Mahkemece; taraflar arasında yapıldığı iddia edilen harici satım sözleşmesinin ifasının imkansız hale geldiği 15/01/2013 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde davanın açıldığı gözetilerek,
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/2962, K. 2018/10317, 18 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama