KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2018/3077 E., 2018/9834 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2018
Karar Metni
707 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
...... Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalı ve ihbar olunan firma aracılığı ile 02.12.2013 tarihinde bağımsız bölümün satışı konusunda gayrimenkul alış-satış aracılık ve komisyon sözleşmesi imzaladığını, davacının kapora bedeli olarak 10.000,00 TL'yi nakit olarak karşı tarafa peşin ödediğini, davacının devir işlemini gerçekleştirmek için üzerine düşen bütün sorumlulukları yerine getirmesine rağmen krediye engel durumun ortadan kalkmaması nedeniyle taşınmazı devralamadığını, ayrıca aracılık sözleşmesi uyarınca davacının aracı firmaya 8.673,00 TL ödediğini belirterek, davacı tarafından ödenen 10.000,00 TL kapora ve 8.673,00 TL komisyon bedeli olmak üzere toplam 18.673,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; kapora bedelinin sözleşme imzalandığında davacı tarafından aracıya teslim edildiğini, davalı tarafından alınan bir para olmadığını, sözleşmeden dönen davacının kapora alamayacağını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Anılan karar, Dairemizin 2015/16368 Esas, 2016/12689 Karar sayılı ve 10.11.2016 tarihli kararı ile “Somut olayda; taraflar arasında 02.12.2013 tarihli gayrimenkul alım satım sözleşmesinin yapıldığı, sözleşmede. 10.000,00 TL kapora olarak verildiği ve sözleşmenin alıcı, satıcı ve komisyoncu tarafından da imzalandığı anlaşılmaktadır. Buna göre, davaya konu sözleşme, taşınmaz satışına ilişkin olup, geçerlilik şartı olan resmi şekilde düzenlenmediği için geçersizdir.
Sözleşme geçersiz olduğu için bu sözleşmede yer alan kaporaya ilişkin hükümler de aynı şekilde geçersizdir. O halde; davalı, dava konusu ödenen kapora bedelinden sorumlu olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra verilen 31.01.2018 tarihli son kararında; kapora bedeli olarak belirlenen 10.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 02/12/2013 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine, komisyon bedeli .....
hakkında bozma kararı olmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak talebine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davalının aşağıdaki bentler dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının faiz ve vekalet ücreti istemi yönünden temyiz itirazlarına gelince;
A-6098 sayılı Borçlar Kanununun 117.maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması vs. suretiyle gerçekleşir. Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre; borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin iyiniyetli ya da kötüniyetli olduğuna bakılmadan bir ihtar ile ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez.
Somut olayda, davalının dava tarihinden önce temerrüde düştüğünü gösteren bir belgenin sunulmadığı anlaşıldığından alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekmektedir. Mahkemece ödemenin yapıldığı tarihten itibaren faize karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
B- Davacının 10.000,00 TL kaparo ve 8.673,00 TL komisyon bedelinin iadesini talep ettiği, mahkemece bozma ilamına uyulmak sureti ile 10.000,00 TL kaporanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek davanın kısmen kabul edildiği ancak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmaktadır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, reddedilen 8.673,00 TL'lik kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
....
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/3077, K. 2018/9834, 10 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama