KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2018/314 E., 2018/4662 K.·Mahkemesi:asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2018
Karar Metni
588 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacılar,... ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... mevkiinde Ağustos 05.08.2013 tarihinde davalı ... şirketinin kusuru ile meydana gelen yangın olayından dolayı müşterek malikleri bulundukları ve zilyetlerinde bulunan ekili ve dikili alanlarda maddi zarar oluştuğunu,... 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/98 D.iş kararı ile meydana gelen zararın tespiti yapıldığını, muhatap olarak ...'ın gösterildiğini, davalıya zararın tazmini için başvuruda bulunulduğunu, ancak sonuç alınamadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 10.000.00 TL nin zarar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi iloe davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 22.06.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 72.225,83 TL’ye yükseltmişlerdir.
Davalı, yangına sebebiyet veren unsurun elektrik hatlarından kaynaklandığına dair kesin bir delil bulunmadığını, bilirkişi raporunda yangının çıktığı tarihin dahi belirtilmediğini, Akuşağı köyünde herhangi bir arıza ihbarı alınmadığını, meydana gelen yangında kendilerine atfedilecek herhangi bir kusur olmadığını ve olayla şirket arasında illiyet bağı olmadığını savunarak,davanın reddini istemiştir.Mahkemece; davanın ıslah dilekçesi dikkate alınarak kabulüne,davaya konu 72.225,83 TL’ nin 05/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara miras payları oranında ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Bilindiği üzere zarar, malvarlığında meydana gelen bir azalmayı yani eksilmeyi ifade eder. Bu eksilme, mal varlığının zarar verici eylemin işlenmesi sonucu içine düştüğü durum ile bu eylem olmasa idi mal varlığının bulunacak olduğu durum arasındaki farktan ibarettir. Nitekim tazminatın amacı da, mal varlığındaki eksilmenin giderilmesi ve onun eski duruma getirilmesinin sağlanmasıdır.
Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır.Yerleşmiş Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere; meyveli ağaçların yaşamına son verilmesinden doğan zararın, bunların kaim değerinin tespiti suretiyle takdiri gerekmektedir.
Bir ağacın kaim değerini bulmak için uygulanması gereken yöntem ise, ağaçların bulunduğu yerin ağaçlı değeri ile ağaçsız değeri arasındaki farkın tespiti ile bu farkın o yerde bulunan ağaç sayısına bölünmesi suretiyle gerçeğe en yakın zararın belirlenmesidir.
Somut olayda; mahkemece, hükme esas alınan ziraat raporu incelendiğinde, raporda dava konusu 242 ada 6,241 ada 7 no’lu parsellerde oluşan toplam zarar miktarı 72.225,83 TL olarak belirlenmiş ise de, bilirkişi tarafından zarar gören ağaçların sayısı net olarak tespit edilmesine rağmen, zarar miktarının yukarıda ifade edilen yönteme göre hesaplanmadığı, yine aşamalarda davalı tarafça sunulan itirazların da alınan ziraat raporu ile tam olarak karşılanmadığı anlaşılmakla; söz konusu ziraat raporunun hükme esas alınabilecek nicelik ve nitelikte olmadığı kuşkusuzdur.
3-Bundan ayrı olarak, Borçlar Kanunu'nun 43/1.maddesinde ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 51/1 maddesinde, hâkimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği açıklanmış olup, bu yasal düzenlemenin, hükmedilecek tazminatın miktarının tayininde gözönünde bulundurulması gerektiği de açıktır.
Nitekim,davaya konu taşınmazların zemininin tamamen kurumuş otlarla kaplı olması,gerekli bakımın yeterince yapılmamış olması, mevsim ve bölgedeki iklim koşulları da dikkate alındığında hükmedilen tazminattan TBK’nun 51/1 maddesi uyarınca uygun bir miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken, bu husus da gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/314, K. 2018/4662, 7 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama