İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2018/3744 K.2018/7147

Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonucunda, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin bozma ilamına direnilmesine dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; 6763 sayılı Kanun'un 43. maddesi ile…

Esas2018/3744Karar2018/7147Tarih26 Haziran 2018Okuma7 dk · 1.316 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2018/3744 E., 2018/7147 K.·Mahkemesi :ticaret Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
26 Haziran 2018
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.316 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonucunda, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin bozma ilamına direnilmesine dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; 6763 sayılı Kanun'un 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nun 373. maddesinin 5. fıkrası uyarınca dosyadaki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı; davalı kurum tarafından kaçak tutanağı düzenlenmesi nedeniyle hazır beton üretimi tesisinde kullandığı kuyu suyu için abone olmak zorunda kaldığını, akabinde şehir suyu aboneliğini de yaptırdığını, her iki aboneliği nedeniyle davalı kurum tarafından başlatılan icra takipleri ve sonrasında açılan davaların lehine sonuçlandığını, daha fazla icra takibiyle karşılaşmamak için davalı kurum tarafından muhtelif tarihlerde düzenlenen toplam 134.250,40 TL tutarındaki faturaları ödemek zorunda kaldığını, ancak yasal düzenlemeler nedeniyle davalı kurumun kuyu suyu aboneliği nedeniyle bedel talep etme hakkının bulunmadığını,

ayrıca kuyu suyunun beton üretiminde kullanılması nedeniyle atık su oluşmadığı gibi kanalizasyon sistemi olmadığından kuyu suyu ve şehir suyu için bedel istenmesinin de haksız olduğunu ileri sürerek; ödemek zorunda kaldığı 134.250,40 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.

Davalı; dava konusu faturaların bir bölümünün ödeme tarihleri itibarıyla zamanaşımına uğradığını, esas yönünden ise davacıya kuyu suyu ve işyeri abonelikleri nedeniyle tahakkuk ettirilen bedellerin doğru olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; Anayasanın 73. maddesindeki esaslar çerçevesinde belediyelerin verdikleri kamu hizmetlerinin karşılığını oluşturan vergi, resim, harç ve benzeri ödemelerin kanunla düzenlenmesinin gerektiği, Anayasa Mahkemesinin 31/03/1987 tarih ve 1986/20 Esas 1986/9 Karar sayılı kararı ile Belediye Gelirleri Kanunu'nun 97. maddesindeki “... ve belediye mücavir alan sınırları içerisinde yeraltı sularından kamu ve özel kişiler tarafından

elde edilen kullanma ve sanayi suları ....” ibaresi ile “ yeraltı sularından kamu ve özel kişiler tarafından elde edilen kullanma ve sanayi sularına ait ücretler ...'da İSKİ, 3030 Sayılı Kanunun uygulandığı yerlerde Büyükşehir Belediyeleri tarafından tahsil edilir. “ düzenlemesinin iptal edildiği, iptal kararından sonra yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı, davalı idarenin kendi tarifeler yönetmeliğine dayanarak kuyu suyu bedeli talep etmesinin mümkün olmadığı,

diğer taraftan 2560 Sayılı Kanun ve 3305 Sayılı Kanunla eklenen Ek-4 maddesindeki düzenleme dikkate alındığında atık suların uzaklaştırılması için hizmet vermesi halinde davalı idarenin atık su bedelini talep edebileceği, ancak davalı idare tarafından davacının adresinde kanalizasyon hattının olmadığının bildirildiğini, bu durumda atık suyun uzaklaştırılması için hizmet vermeyen davalı idarenin bedel talep etmesinin de mümkün olmayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne dair verilen hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiş ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 17.10.2012 günlü ve 2012/16956 E. 2012/23601 K. sayılı ilamıyla;

(... 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına gore davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davacı, davasında kuyu suyu için davalı idarece bedel istenemeyeceğini, kuyu suyunun beton üretimi için kullanılıp atık su oluşmadığını, dava konusu yerde kanalizasyon hizmeti verilmediğini ileri sürerek talepte bulunmuş; davalı, davacının su ve atık su bedelinden mevzuat hükümlerine göre sorumlu olduğunu savunmuş, mahkemece ise davalı idarenin davaya konu fabrika binasının bulunduğu yerde henüz kanalizasyon şebekesinin bulunmadığı ve davalının kuyu suyu bedelini tahsil yetkisi olmadığı gerekçesiyle davanın tümden kabulüne karar verilmiştir.

Oysa ki 2560 Sayılı Yasaya göre kurulan davalı ... ...'da kullanma suyu ve atık sular için tesisler kurmak, tarifeler hazırlamak ve bu sular için para tahsil etmek görev ve yetkisiyle donatılmış, bu yetkiler adı geçen idarenin tekeline verilmiştir. Her abonenin kullandığı su kadar atık su ürettiğinde duraksamaya yer olmamalıdır. ... bu atık suları kanalizasyon vasıtasıyla veya toplama çukurlarına boşaltmak suretiyle zararsız hale getirecektir.

İdarenin olanaklarının yetersiz kaldığı ve hizmeti bizzat yerine getirmediği durumlarda, bu iş için uygun teknik donanıma sahip gerçek veya tüzel kişilere ruhsatname verilmek suretiyle hizmetin kısmen bunlara gördürülmesi, yasadan kaynaklanan hak ve yetki tekelinin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Diğer taraftan idarenin hizmeti hiç yerine getirmemesi, idare hukukunun "hizmet kusuru" kavramı çerçevesinde sorumluluğunun doğmasına yol açabilirse de bu durum herhangi bir şekilde su kullananan ve bu nedenle de zorunlu olarak atıksu üreten abonelerin izin almaksızın ve sözleşme imzalamaya yanaşmaksızın gelişi güzel atıksu boşaltmalarına ve hizmetin yerine getirilmediği gerekçesine dayanarak atık su bedeli ödemekten kaçınmalarına hak vermez.

O nedenle davalı idarenin anılan yerde kanalizasyon şebekesinin bulunmadığından bahisle davacının davasının tümden kabulüne karar verilmesi yanlıştır.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1996/93-346 E. 1996/699 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi tahakkuk ettirilen atık su bedeli bir hizmet karşılığı olabileceği gibi ekonomik koşullara göre oluşturulan ... şehrinin içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının yeraltı ve yerüstü kaynaklardan sağlanması, ihtiyaç sahiplerine dağıtılması,

kullanılmış sular ve bunların uzaklaştırılması bölge içindeki su kaynaklarının ve yer altı sularının kullanılmış sularla kirlenmesini önlemek için yeni tesisler kurmak, kurulu olanların bakım ve işletilmesini sağlamak amacıyla bu hizmetlerin görülmesinin temini amacıyla taraflar arasında özel hukuk alanında yapılan sözleşmenin geçerli olduğu ve davacının atık su bedelinden ve beton üretiminde kullanılan kuyu suyu bedelinden 2560 Sayılı Yasa ve Tarifeler Yönetmeliği hükümleri kapsamında sorumlu olduğu kabul edilmelidir.

Mahkemenin bu yönleri gözardı ederek eksik incelemeyle yazılı şekilde davayı kabul etmiş olması usül ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir...)

Gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece; aynı gerekçelerle, bozma ilamına karşı direnilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, davalı idare tarafından; davacıya ait kuyu suyu aboneliği nedeniyle tahakkuk ettirilen kuyu suyu ve atık su bedeli ile işyeri aboneliği nedeniyle tahakkuk ettirilen atık su bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.

Belediyelerin yerine getirmekle yükümlü bulundukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği harcamaların karşılığını oluşturan ve büyük bir bölümü kamu hukukuna dayalı olan gelir kaynakları, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda sayılmıştır. Anılan kanunun “Ücrete tabi işler” başlıklı 97. maddenin birinci fıkrası.

“Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet ve belediye mücavir alan sınırları içerisinde yer altı sularından kamu ve özel kişiler tarafından elde edilen kullanma ve sanayi suları için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir. Belediye'ye tekel olarak verilmiş işler kendi özel hükümlerine tabidir.” hükmünü içermekteydi.

Ancak, madde metnindeki “…ve belediye mücavir alan sınırları içerisinde yer altı sularından kamu ve özel kişiler tarafından elde edilen kullanma ve sanayi suları…” ibaresi ve ayrıca “Yer altı sularından kamu ve özel kişiler tarafından elde edilen kullanma ve sanayi sularına ait ücretler ...`da İSKİ, 3030 sayılı Kanunun uygulandığı yerlerde Büyük Şehir Belediyeleri tarafından tahsil edilir.” hükmünü taşıyan ikinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 31.3.1987 gün ve 1986/20 Esas 1987/9 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Belediyelerin gelir kaynaklarının büyük bir bölümü kamu hukukuna dayandığından ve üstlenilen kamu hizmetlerinin gerektirdiği harcamaların karşılığını oluşturduğundan, belediyelerin alacakları vergi, resim, harç ve benzerlerinin Anayasa'nın 73. maddesinde öngörülen esaslar dairesinde kanunla konulması zorunludur. Başka bir ifadeyle; belediyeler, kanunla düzenlenmemiş olan herhangi bir gelir kaynağını oluşturamazlar ve kullanamazlar. Aksi takdirde, o gelir kaynağı hukuksal dayanaktan yoksun olur.

Yukarıda açıklandığı ve direnme kararında da değinildiği üzere; belediyelere, mücavir alan sınırları içerisinde yer altı sularından elde edilen kullanma ve sanayi sularından ücret alma yetkisini veren Kanun hükmü iptal edilmiş ve onun yerine, aynı yetkiyi içeren herhangi bir kanun hükmü konulmamış bulunduğuna; mevzuatımızda bu yönde başkaca bir kanuni düzenleme de mevcut olmadığına göre; somut olayda davalı idarenin, kendisine ait Tarifeler Yönetmeliğindeki düzenleme çerçevesinde, davadaki istirdat isteminin konusunu oluşturan kuyu suyu bedeli tahakkuk ettirmesinin, hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunun kabulü gerekir( HGK'nun 2008/4-321 E. 2008/303 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir).

Diğer taraftan, davacıya ait aboneliğin kurulu bulunduğu adreste, davalı idarenin kanalizasyon hattının bulunmadığı, uyuşmazlık konusu değildir. Diğer bir anlatımla, davalı idare, aboneliklerin bulunduğu yerde bir kanalizasyon hizmeti vermemektedir. Bu durumda, davalı idare tarafından Tarifeler Yönetmeliğindeki düzenleme uyarınca, kanalizasyon hizmeti verilmiş gibi atık su bedeli tahakkuk ettirilmiş olması da, hukuki dayanaktan yoksundur(HGK'nun 22.01.2014 gün ve 2013/13-508 E. 2014/39 K. ve 20.01.2016 gün ve 2014/13-193 E. 2016/16 K. sayılı ilamları da aynı yöndedir). Nitekim, aynı konuda taraflar arasında görülen ve derecaattan geçerek kesinleşen davalarda da, davalı idarenin atık su bedeli talep edemeyeceği kabul edilmiştir.

Hal böyle olunca, mahkemenin aynı gerekçeye dayalı, davanın kabulüne dair direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/3744, K. 2018/7147, 26 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2018/3744
Karar No
2018/7147
Tarih
26 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2018/3744 K.2018/6551
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2018/3745 K.2018/6572
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2018/3746 K.2018/5368
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2018/3746 K.2018/6648
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi E.2018/3746 K.2018/2992
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2018/3746 K.2018/4567

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.