KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2018/4659 E., 2018/9951 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2018
Karar Metni
456 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
..........
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; vefat eden abone..........kullanım bedeline ilişkin borçlarının yasal mirasçılarına devredildiğini, borçların ödenmemesi üzerine davalı mirasçı hakkında........ 2012/1497 E.sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ancak davalının borca itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, %40 'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; husumet, yetki ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; mirasçılar arasında terekeden kaynaklanan borç nedeniyle zorunlu takip arkadaşlığı bulunduğu, icra takibinin tüm mirasçılara karşı yöneltilmesi gerektiği, ortada geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; murisin su kullanım borcundan dolayı mirasçısına karşı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Murisin, borcundan mirasçıların sorumluluklarını düzenleyen 4721 Sayılı TMK'nun ilgili hükümlerini inceleyecek olursak;
4721 Sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 599. maddesine göre; “Mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, miras bırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. Atanmış mirasçılar
./..
-2-
da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler”. 610. maddeye göre; “Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur”. 641. maddeye göre; “Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar. Ana ve baba veya büyük ana ve büyük baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, bu yüzden terekenin borç ödemeden acze düşmemesi kaydıyla tereke borcu sayılır” hükümleri yer almaktadır.
Somut olayda; davalının murisi........ davacı idarenin su abonesi olduğu ve 1995 yılında vefat ettiği anlaşılmaktadır. Abonelik iptal edilmedikçe abonelik üzerinden tüketilen su bedelinden davacıya karşı muris, aynı zamanda miras reddedilmediğine göre Türk Medenî Kanununun zikredilen hükümleri gereğince davalı mirasçı davacıya karşı müteselsilen sorumludur.
Hal böyle olunca, mahkemece; mirasçıların kendi iç ilişkilerinde miras payları oranında sorumlu olsalar dahi, 3. kişilere karşı müteselsil sorumlu olduğu, Terekenin borcundan müteselsilen sorumlu olan mirasçılardan birine karşı dava açılabileceği gözetilip, işin esasına girilerek oluşacak sonuç dairesinde hüküm tesisi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
........
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/4659, K. 2018/9951, 11 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama