KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2018/5080 E., 2018/9822 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2018
Karar Metni
467 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
....
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; ortağı olduğu şirketin davalılardan ...’in maliki olduğu taşınmazda kiracı olduğunu ve geçmiş dönem kira ve aidat borçları nedeniyle kiracı şirket aleyhinde takipler başlatıldığını, kendisinin ise kiracı şirketi temsilen davalılar ile yaptığı 19.02.2011 tarihli protokol uyarınca teminat çeki düzenlediğini, kendisinin ortaklarının da sorumlu olduğu şirketin borçlarını kişisel olarak kabul etmediğini, davalıların alacak iddialarının şirket adına, şirket yetkilisi sıfatı ile kabul edilerek koşullu verilen çekin kambiyo evrakı niteliği ile icra takibine konu yapılmayacağı hususunun davalıların imzası ile kabul edilmiş olduğunu,
buna rağmen çekin icra takibine konu yapıldığını, takibin kesinleştiğini belirterek takibin iptali ile davalı ...'in %40'dan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine ve......n borcu nedeniyle davalı ... yönetimine kişisel olarak borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ise; davacının ortak ve yönetici sıfatıyla kira sözleşmesinin garantörü olduğunu, kiracı şirketin kira borcu ile aidat borçlarını ödemeden kiralananı terk etme hazırlığı içindeyken davacıdan icra taahhüdü alındığını, taahhüt edilen borcun ödenmemesi üzerine.....sayılı dosyası ile hakkında taahhüdü ihlalden dava açıldığını, davacının tüm borçlardan dolayı şahsi sorumluluğu bulunduğunu, bu nedenle davacı ile 19/02/2011 tarihinde protokol imzalandığını ve bahse konu çekin alındığını ancak çek ödenmeyince davacının tüm borçlarından kaçabilmek adına imzaladığı ve elinde tuttuğu protokol üzerinde kendi lehine bir kısım çıkıntılar ve eklemeler yaptığını bu nedenle protokolün HMK'nun 207. maddesi uyarınca yok hükmünde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
./..
-2-
Mahkemece; uyuşmazlığın, dava konusu çek nedeniyle davacının şahsi sorumluluğundan bulunup bulunmadığı hususunda toplandığı kabul edilerek, davanın dayanağı olan çekle ilgili uyuşmazlıkların değerlendirilmesinin Asliye Ticaret Mahkemenin görevi kapsamında olduğu belirtilerek davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Somut olayda, Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, söz konusu çekin kira ve aidat alacağı ile sair diğer borçlardan dolayı davacı tarafından verilmiş olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda dava 28.12.2011 tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Bu nedenle mahkemece işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken bu yön gözardı edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
.....
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/5080, K. 2018/9822, 10 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama