İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2019/1742 K.2019/9306

Davacı ... ile davalı ... aralarındaki alacak ve tazminat davasına dair Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 17/03/2016 tarihli ve 2014/905 E. - 2016/229 K. sayılı hükmün gerekçe değiştirilerek onanması hakkında dairece verilen 18/12/2018 tarihli ve…

Esas2019/1742Karar2019/9306Tarih26 Kasım 2019Okuma6 dk · 1.219 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2019/1742 E., 2019/9306 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
26 Kasım 2019
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.219 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Davacı ... ile davalı ... aralarındaki alacak ve tazminat davasına dair Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 17/03/2016 tarihli ve 2014/905 E. - 2016/229 K. sayılı hükmün gerekçe değiştirilerek onanması hakkında dairece verilen 18/12/2018 tarihli ve 2017/1053 E. - 2018/12894 K. sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir. Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı.

06/06/2007 tarihinde yapılan şifahi satım sözleşmesi ile 27.500 TL ödeyerek davalıya ait zemin kattaki daireyi satın aldığını, kaba inşaatı tamamlanmış olarak teslim edilen daireyi oturulabilir hale getirmek için çeşitli imalatlar yaptırdığını, davalının satışa konu dairenin tapusunu çıkartamaması nedeniyle aynı binada 3. kattaki dairenin tapusunu devrettiğini, ancak banka borçları nedeniyle tapu devri yapılan taşınmaz üzerine haciz konduğunu, bu nedenle kredi çekerek haczi kaldırdığını ve 16/07/2014 tarihinde tapuyu davalıya devrettiğini,

akabinde davalının 23/09/2014 tarihinde gönderdiği ihtarname ile taşınmazı tahliye etmesini istediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere, satış bedeli olarak ödediği 27.500 TL'nin 06/06/2007 tarihinden itibaren (paranın alım gücüyle bugün aynı koşullarda ev alınmak üzere tespit edilecek rakamın) işleyecek yasal faiziyle, ayrıca yaptırdığı imalatların bedelinin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ulaştığı tutardan şimdilik 100 TL'nin ve 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş.

22/12/2015 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini imalat bedeli yönünden 70.687,50 TL'ye artırmış, ayrıca satış bedelinin öncelikle denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanmasını olmadığı takdirde ödeme tarihinden işleyecek faizi olan 21.165 TL ile birlikte tahsilini istemiştir.

Davalı; inşaat halindeki zemin katı 27.500 TL bedelle davacıya sattığını, davacının satış bedelinin 15.000 TL'sini ödediğini, bakiye kalan 12.500 TL'yi ise ödemediğini, davacının aldığı dairenin imalatlarını tamamlayabilmek için kredi çekmek istediğini, bu nedenle teminat olarak göstermesi ve kredi borcu bittikten sonra geri verilmesi için için 3. kattaki dairesini davacıya satılmış gibi tapuda devrettiğini, ancak davacının kredi borçlarını ödeyememesi üzerine haciz konulan dairesinin satılacak olması nedeniyle eşinin kredi çekerek bankaya olan borcu ödediğini, sonrasında davacının tapuyu devrettiğini,

gerek kredinin kapatılması gerekse icra ve tapu harçları nedeniyle davacının kendisine 38.000 TL borcunun bulunduğunu, davacının borcunu ödemesi halinde taşınmazı devredeceğini savunarak, davanın reddini istemiş, 17/02/2016 tarihli dilekçe ile takas-masup hakkının nazara alınmasını talep etmiştir.

Mahkemece; resmi şekilde yapılmayan taşınmaz satışının geçerli olmaması nedeniyle davacının ödediği bedeli davalıdan talep edebileceği, 15.000 TL'lik ödemenin davalı tarafça da kabul edildiği, 12.500 TL'lik ödemenin ise ödeme nedeni de belirtilen banka dekontu ile ispatlandığı,

davacı tarafça yapılan masrafların dairenin maliki olmayan davalıdan istenemeyeceği, davalı tarafça davalının eşi tarafından davacının kredisinin ödenmiş olduğu iddiasının karşılıklılık ve talep unsurunun bulunmaması nedeniyle mahsuba konu edilemeyeceği, davaya konu sözleşmeye aykırılığın manevi tazminat gerektirecek nitelik ve ağırlıkta bulunmadığı gerekçesiyle, alacak isteminin kısmen kabulü ile 27.500 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istem ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 18.12.2018 tarih ve 2017/1053 Esas-2018/12894 Karar sayılı ilamı ile " ...davacının, dava konusu dairede halen oturduğu yapılan keşifle belirlenmiştir. Buna göre, davacı; dava konusu daireyi davalıya iade etmeden yaptığı masrafları talep edemez. O halde, mahkemece davacının imalat bedeli isteminin açıklanan bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, sonucu itibariyle doğru bulunan hükümdeki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına” karar verilmiştir. Onama ilamına karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

1- Dava, taraflar arasında imzalanan ve tarafların da kabulünde olan harici satım sözleşmesi nedeniyle ödenen bedelin ve imalat bedellerinin sözleşme tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.

Davaya konu 06/06/2007 tarihli sözleşme; TMK'nın 706, BK'nın 213 (TBK'nın 237), Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri uyarınca resmi şekilde yapılmadığı için geçersizdir. Bu nedenle, taraflar ancak verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilirler.

Geçerli bir sebebe dayanmaksızın, bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerin eksiksiz iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.

Kural olarak hukuken geçersiz sözleşmeler, sebepsiz zenginleşme kurulları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet ilkesi hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus, hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan, sebepsiz zenginleşmeye konu alacağın iadesine karar verilirken, taşınmazın satış bedelinin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekir. Bu güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut veriler tek tek uygulanarak, ödeme tarihinden ifanın imkânsız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların ortalaması alınmalıdır.

Başka bir deyişle, denkleştirici adalet kuralı gereğince iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün, ifanın imkansız hale geldiği tarihteki alım gücüne uyarlanması zorunluluğu bulunmaktadır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı tarafından, 06/06/2007 tarihli sözleşme ile dava konusu taşınmaz için ödenen paranın sözleşme tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile tahsili (ıslah dilekçesi ile de, satış bedelinin öncelikle denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanmasının, olmadığı takdirde ödeme tarihinden işleyecek faizi ile iadesi yinelenmiştir) talep edildiğine göre; bu talebin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle tahsili istemine ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Başka bir deyişle; davacı tarafça ödenen paranın ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde ödeme yapılması amaçlanmıştır.

Hal böyle olunca, satış bedeli olarak kabul edilen değerin, çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, ÜFE, TÜFE, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs) ortalamaları alınmak suretiyle ifanın imkansız hale geldiği tarihde ulaşacağı alım gücünün belirlenmesi için konusunda uzman bilirkişiden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor aldırılması ve bu yolla belirlenecek miktara hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

Ne var ki; mahkeme kararının açıklanan bu gerekçeler ile bozulması gerekirken zuhulen gerekçe değiştirilerek onandığı yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, davacı vekilinin karar düzeltme isteği kabul edilerek, Dairemizin önceki onama kararı kaldırılmış, mahkeme kararı açıklanan bu gerekçeyle bozulmuştur.

2)Bundan ayrı, davacı tarafın imalat bedeli istemine yönelik itirazının incelenmesinde;

Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davaya konu dairenin, taşınmazın bodrum katında yer aldığı ve kat mülkiyeti kurulurken binanın ortak yeri olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 16 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca; davalı ve diğer kat malikleri, dava konusu dairede, arsa payları oranında, ortak mülkiyet hükümlerine göre maliktirler.

Diğer taraftan, 02/02/1991 tarihli ve 1990/1 E 1991/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı gibi, iade borcunun kapsamını belirleme de öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir.

Uyuşmazlık konusu olayda olduğu gibi, dava tarihinden çok önce yapılan ve davacı tarafından kullanılarak yararlanılan giderler nedeniyle, sebepsiz zenginleşme borçlusu olan davalının bu giderlerin yapıldığı tarihte ekonomik açıdan zenginleştiği, yapanın ise o anda fakirleştiği kabul edilemez. Sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade isteminde bulunabilmek için bir tarafın malvarlığının diğer tarafın mal varlığı aleyhine çoğalması gerekir.

Bu azalma ve çoğalmanın, dava konusu dairenin davacı tarafından davalıya teslim edildiği tarihte gerçekleştiğinin kabulü zorunludur.

Somut olayda; davacının, dava konusu dairede halen oturduğu yapılan keşifle belirlenmiştir. Buna göre, davacı; dava konusu daireyi davalıya iade etmeden yaptığı masrafları talep edemez. O halde mahkemece, davacının imalat bedeli isteminin açıklanan bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile; Dairemizin 18.12.2018 tarih ve 2017/1053 Esas-2018/12894 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına ve hükmün yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde düzeltme isteyene iadesine, 26.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/1742, K. 2019/9306, 26 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2019/1742
Karar No
2019/9306
Tarih
26 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2019/1746 K.2019/4185
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi E.2019/1746 K.2019/6725
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2019/1746 K.2019/10536
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2019/1748 K.2019/9452
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2019/1749 K.2019/4914
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2019/1751 K.2019/12443

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.