KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2019/2180 E., 2019/3610 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2019
Karar Metni
697 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil/alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; zilyedi bulunduğu ... Köyü 2763 parselde kayıtlı taşınmazın davalı idare tarafından 4072 sayılı Kanun uyarınca satışa çıkartıldığını, bu nedenle ihaleye davet edildiğini, taşınmazın doğrudan satışının yapıldığını, imzaladığı satış sözleşmesi uyarınca satış bedeli olarak belirlenen miktardan 18.160,98 TL'yi taksitler halinde davalı kuruma ödediğini;
ancak, davalı kurumun 18.06.2008 tarihli yazı ile dava dışı EÜAŞ nin talebi üzerine dava konusu taşınmazında içerisinde yer aldığı kömür havzasındaki taşınmazların satış ve devir işlemlerinin yapılmaması yönündeki Maliye Bakanlığının talimatı nedeniyle satış sözleşmesini tek taraflı feshettiğini bildirdiğini ileri sürerek;
davalı idarece belirlenen satış bedelinden geriye kalan bölümün ödenmesi koşulu ile dava konusu taşınmazın adına tesciline, bu talep kabul edilmediği takdirde, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla, ödediği 18.160,98 TL ile yine beklenen menfaati nedeniyle fesihten kaynaklanan zararından şimdilik 7.000 TL'nin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş.
07.06.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile de, dava konusu taşınmazın kamulaştırma sahası içerisinde yer alması nedeniyle değerinin bilirkişilerce 159.995,66 TL olduğunun belirlendiğini, bu bedelden henüz davalı kuruma ödenmemiş olan 6.839,02 TL satış bedelinin mahsubu ile müspet zararının 153.156,64 TL olarak hesap edildiğini ileri sürerek, bedel yönünden talebini 153.156,64 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı; satış sözleşmesi yapılmış olmasının tescile zorlayamayacağını, ayrıca ileride dava konusu taşınmazın kamulaştırılıp kamulaştırılmayacağının belli olmaması nedeniyle müspet zarar olarak kamulaştırma bedelinin talep edilemeyeceğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının tapu iptali ve tescili talebinin reddine, bedele yönelik istemin kısmen kabulü ile 20.351,20 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizin 11/11/2013 tarihli ve 2013/16976 Esas; 2013/15638 Karar sayılı ilamı ile "geçerli olduğu belirlenen satış sözleşmesinin ifa edilmemesi nedeniyle uğradığı zararı taşınmazın rayiç değerine özgüleyen davacı, satış bedelini ödediği oranda, ifanın imkânsız hale geldiği tarihteki taşınmazın rayiç değerini talep edebilecektir.
Bu nedenle, mahkemece; öncelikle taraflara ifanın imkânsız hale geldiği 18.06.2008 tarihine yakın zaman içinde yapılan ve kamulaştırma vb. gibi özel amacı olmayan satışları bildirmeleri için imkân tanınmalı, gerektiğinde resen emsal celbi yoluna gidilerek, bu emsallere göre satışa konu
edilen taşınmaza değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılmak suretiyle denetime imkân veren ve bilimsel verileri içeren rapor alınmalı, sonrasında ödenilen bedelin taşınmaza biçilen satış bedeline olan oranının, taşınmazın rayiç değerine oranlanması suretiyle bulunacak değere hükmedilmesi gerektiği " gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, 137.006,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-)Davacının yargılama harç ve giderlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargılama harçları ve giderleri, kural olarak davada haksız çıkan (aleyhine hüküm verilen) tarafa yükletilir (HMK.nun 326.maddesi). Davada haksız çıkan tarafa yükletilecek olan yargılama harç ve giderleri hem davayı kazanan tarafın daha önce peşin olarak ödediği, hem de (karar ve ilam harcı ve Devlet Hazinesi tarafından peşin olarak ödenen giderler gibi) devlete ödenmesi gereken harçlar ve giderlerdir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesinde, Hazinenin yargı harcı alınmasını gerektiren bütün işlemleri, harçtan müstesna işlemler olarak sayılmıştır.
Bu durumda, davada lehine hüküm verilen davacının yargılama harç ve giderlerinden sorumlu tutulması yerinde değildir.
Ne var ki, yargılama harç ve giderleri yönünden kanuna uygun olmayan bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün HUMK. 436/2 maddesi gereği düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/2180, K. 2019/3610, 18 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama