KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2019/3528 E., 2019/10384 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2019
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; tarımsal sulama abonesi olduğunu, davalı tarafından 05/11/2010 tarihinde otomatik dönem tahakkuku adı altında ayrı ayrı 282.331,00 TL ve 266.034,89 TL, kaçak tahakkuku olarak da 14.495,00 TL bedelli faturaların düzenlendiğini ileri sürerek; anılan fatura bedelleri nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacının 05/11/2010 tarihli ... ve ... numaralı faturalardan dolayı davalı kurumu 515.164,57 TL borçlu olmadığının tespitine, kaçak tahakkuka ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.04.2015 tarihli, 2014/13309 Esas ve 2015/6454 Karar sayılı ilamında özetle, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde dava konusu taşınmazların yükselti bazında çevre taşınmazlara su verebilir durumda olduğu açıklanmasına rağmen bu hususta inceleme yapılmadığı, ayrıca yeni bir bilirkişi incelemesi de yaptırılmaksızın alınan rapora aykırı biçimde, dava konusu olan fatura bedellerinin tamamı yönünden davacının menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulüne, davacının 05/11/2010 tarihli ... ve ... numaralı faturalardan dolayı davalı kuruma 344.810,96 TL borçlu olmadığının tespitine, kaçak tahakkuka ilişkin talebin kabulü ile bu tahakkukla ilgili davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazına gelince;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi uyarınca; konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen bir şey olan davalarda avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında olmamak kaydıyla nispi olarak belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Davanın tamamen veya kısmen kazanılması ya da reddedilmesi halinde ise, nispi vekalet ücreti kabul ya da reddedilen müddeabihin değeri üzerinden hesaplanır.
Eldeki davada, davanın reddedilen kısmı (203.518,33 TL) üzerinden hesaplanan nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesi yönünde hüküm kurulması gerekirken davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/3528, K. 2019/10384, 23 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama