KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2019/5051 E., 2020/1545 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2020
Karar Metni
565 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; 5434 sayılı Kanun kapsamında T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olup da ölen kızı üzerinden aynı yasanın 108. Maddesine dayalı muhtaçlık aylığı alan davalının, muhtaçlık durumunun kaldırılmış olması nedeniyle, aylığın iptaliyle 01.05.2000-31.05.2006 tarihleri arası muhtaç olmadığı belirlenen aylar için davalıya ödenen yersiz aylıkların yasal faiziyle birlikte istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı; davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 15/04/2013 T. ve 2012/5663 E. - 2013/786 K. sayılı ilamı ile; “...Davaya konu uyuşmazlık, dayanağı işlem ve olayların meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 5434 sayılı Kanun’dan kaynaklanmakta olup, görev alanına girmediğinden İş Mahkemelerinde çözümlenmesi mümkün değildir.” gerekçesi ile bozulmuş.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulü ile, davacının ... terekesinden 19.340,62.TL nin dava tarihi olan 08/04/2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte alacaklı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dairemiz, 05.03.2018 T. ve 2018/492 E. - 2018/2006 K. sayılı ilamında; “...Somut olayda, yargılama sırasında vefat eden davalının tüm yasal mirasçıları mirasını reddetmiş, buna dair mahkeme kararı dosyaya sunulmuş, iflas hükümlerine göre yapılan tasfiye tamamlanmış olduğuna göre, davalının mirasçılarına yöneltilmiş davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde hüküm oluşturulması bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın reddine, yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden A.A.Ü.T.’ ye göre 2.725TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, yersiz ödenen yoksulluk aylığının istirdatı talebine ilişkindir.
Uyuşmazlık; davalının, davanın açılmasına sebebiyet verip vermediği, bu bağlamda davacı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Dava açıldığı tarih itibari ile, kurumun, davalıya yersiz ödeme yaptığının bilirkişi raporları ile sabit olduğu;, dava devam ederken davalının ölmüş olması ve mirasçıların da mirası reddetmiş olması sebebi ile Dairemiz bozma ilamı doğrultusunda mahkemece davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş olması, davacının, davanın açıldığı tarihteki haklılığını ortadan kaldırmamaktadır. Bu durumda, davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ise de; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün HUMK 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/5051, K. 2020/1545, 20 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama