KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/11039 E., 2021/2215 K.·Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2021
Karar Metni
732 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen kiralananın tahliyesi davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden kurulan hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalı ile aralarında 01/06/2010 başlangıç tarihli altı buçuk yıl süreli kira sözleşmesi bulunduğunu, otuz yılı aşkın süredir tekstil üretim işi yaptıklarını, halen kiracı olduğu taşınmazın üretim kapasitesine yetmediğini, 19/08/2016 tarihli ihbar ile kiralanana ihtiyacı olduğunu ve sözleşmenin süre sonunda yenilenmeyeceği hususu bildirildiği halde davalının taşınmazı tahliye etmediğini, taşınmaza kendi gereksinimi bulunduğundan iş yeri ihtiyacı nedeniyle davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile harç ve yargılama gideri bakımından yeniden kurulan tahliye hükmüne yönelik davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Karar ve ilam harcı yönünden yapılan incelemede;
Karar ve ilam harcı, maktu ve nispi olmak üzere iki çeşittir. (492 sayılı Kanun'un 15.,21. maddeleri). Bu anlamda davanın maktu veya nispi harca tabi olup olmaması, kural olarak dava konusunun para ile değerlendirilebilir olup olmamasına göre değişmektedir. Nispi harç, konusu belli bir değerle (para veya para ile değerlendirilebilen bir şey) ilgili davalarda, hüküm altına alınan değer üzerinden tarifedeki belli nispete göre alınan harçtır (1 Sayılı Tarife, madde III/1-a).
Maktu harç ise, konusu belli bir değerle tespit edilemeyen davalarda ve davanın reddine ilişkin kararlardan alınan harçtır (1 Sayılı Tarife, madde III/2-a). Harçlar Kanunu'nun 16/1. maddesinde değer ölçüsüne göre harca tabi işlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin; tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değerinin esas alınacağı öngörülmüştür.
Bu çerçevede yapılan incelemede; yıllık kira bedeli üzerinden, karar ve ilam harcının eksik hesaplanması hatalı olup, bu husus aynı zamanda kamu düzeniyle ilgili olduğundan bozma sebebidir.
3-Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 9. maddesinde '' Tahliye davalarında bir yıllık kira bedeli tutarı, kira tespiti ve nafaka davalarında tespit olunan kira bedeli farkının veya hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden Tarifenin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamı, avukatlık ücreti olarak hükmolunur. Bu miktarlar, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten az olamaz.'' düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda; bölge adliye mahkemesi tarafından tahliye talebi açısından yıllık kira bedeli üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı hesaplama neticesinde davacı açısından daha az miktarda vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının düzeltilerek onanması, HMK'nın 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/11039, K. 2021/2215, 3 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama