KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/11322 E., 2021/1564 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2021
Karar Metni
1.020 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalı ile aralarında 30/05/2005 başlangıç tarihli, dokuz yıl süreli akaryakıt istasyonunun kiralanmasına ilişkin sözleşme bulunduğunu, kiralananın tadilatı için yüksek miktarda masraf yapıldığını, ilerleyen süreçte davalı tarafından istasyonun geri alındığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile akaryakıt istasyonu için yapılan yatırımlardan 8.000TL, yoksun kalınan kardan 1.000TL, davalının kullanıp ödemediği elektrik ve akaryakıt bedellerine karşılık 1.000TL olmak üzere toplam 10.000TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, 22/09/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 311.015,20TL'ye artırmıştır.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 10/03/2016 tarih 2015/4964 Esas 2016/1855 Karar sayılı ilamı ile davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile "...karar ilam harcının hatalı hesaplandığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün Dairemizin 30/09/2019 tarih 2018/2830 Esas 2019/7218 Karar sayılı ilamı ile sair hususlar incelenmeksizin "...kısa kararda davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediği, gerekçeli kararda ise davanın kısmen kabulüne karar verildiği, buna göre kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması bozma nedenidir." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile 9.000TL'nin 04/03/2009 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan avans faizi ile 151.274,93TL'nin 22/09/2014 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve özellikle bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davalının tüm davacının aşağıdaki bentler kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Karar ve ilam harcı yönünden yapılan incelemede;
Harçlar Kanunu’nun 1 sayılı tarifesinin 4-III. maddesi gereğince, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, yani davanın kabul edilen kısmı üzerinden nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle mahkemenin temyize konu davada; davanın hukuksal niteliğine uygun şekilde, dava değeri üzerinden nispi karar ve ilam harcına doğru şekilde hükmedilmemesi ve ayrıca davacı tarafından yatırılan harcın da yargılama giderlerine dahil edilerek davanın kabul-ret oranına göre paylaşıma konu edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3-Davacının, davalı lehine hükmedilen yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Temyiz giderleri, dava dosyasının Yargıtaya gönderilmesi ve temyiz incelemesinden sonra Yargıtay tarafından dosyanın mahkemeye iadesi için gereken giderler ile temyiz incelemesi sırasında Yargıtayda ve temyiz incelemesi sonrası yerel mahkemede yapılması gereken tebligatlar için gerekli giderleri kapsar.
Temyiz harçları ise (mahkemece alınması gereken temyiz harçları) başvurma harcı ile karar ve ilam harcından oluşmaktadır.
Başvurma harcı harçlar yasasında düzenlenmiş, her yıl miktarı değişen maktu bir harç olup temyiz eden tarafından yatırılması zorunludur.
Nispi harca tabi davaların kabulüne ilişkin kararların temyizi halinde, mahkemece hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar ve ilam harcının dörtte birinin nispi temyiz karar harcı olarak yatırılmalıdır.
Somut olayda; mahkemece, davalı tarafından yapılan temyiz giderinin yargılama giderlerine dahil edilerek hükmün 4 nolu bendinde, davalı lehine "Davalı tarafından temyizden önce yapılan 36,00 TL tebligat gideri, 80,00 TL tanıklık ücreti, 14,00 TL müzekkere gideri, 300,00 TL keşif gideri, 2.873,10-TL temyiz gideri, 88,00-TL tebligat gideri ve 22,00-TL posta gideri,
temyizden sonra yapılan 38,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 3.451,60-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı dikkate alınarak 1.656,77-TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına," yönünde yargılama giderine hükmedilmiş ise de Yargıtay 6 Hukuk Dairesi'nin 10/03/2016 tarihli bozma ilamında davalı vekilinin temyiz itirazlarının tümden reddine karar verildiğinden, davalı tarafından yatırılan temyiz harç ve giderlerinin yargılama giderine dahil edilerek yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.
4-Davacının, vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davayı kazanan taraf davasını bir vekil vasıtası ile takip etmiş ise, haksız çıkan (davayı kaybeden) taraf yargılama gideri olarak vekâlet ücretine de mahkûm edilir. (HMK 323 1/ğ).
Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen bir şey olan davalarda vekâlet ücreti, nispi tarifeye göre hesaplanır. Davanın tamamen veya kısmen kazanılması ya da reddedilmesi halinde ise, nispi vekâlet ücreti kabul ya da reddedilen müddeabihin değeri üzerinden hesaplanır.
Buna göre, mahkemece; tazminat davası kısmen kabul edilmiş olmasına rağmen yazılı şekilde davacı yönünden eksik, davalı yönünden ise fazla miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK'un 436/2. maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/11322, K. 2021/1564, 17 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama