KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/11978 E., 2021/1710 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2021
Karar Metni
688 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; iş yerini 2007 yılının Şubat ayında kiraladığını ve tekstil mağazası olarak işletmeye başladığını, elektrik abonesi olmak istediğinde iş yerinin önceki kullanıcılarına ait borç nedeniyle davalı kurumca abonelik işlemlerinin yapılmadığını, bunun üzerine piyasadan aldığı sayacı bağlattığını ve sayaçtan enerji geçirmek suretiyle abone olmaksızın elektrik kullanmaya devam ettiğini, hiçbir zaman kaçak elektrik kullanmadığını, gerek eski borçların gerekse sayaçtan geçen elektrik enerjisinin kaçak tarife üzerinden talep edildiğini, fatura bedelleri fahiş olduğundan ödeyemediğini belirterek; davalıya 17.878,66 TL borçlu olmadığının tespiti, yaptığı ödemelerden şimdilik 1.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; 4891640 nolu tesisatı kullanan davacının 2007-2011 tarihleri arasında idareye kayıtlı sayaçtan abonesiz olarak enerji tüketimi yaptığının tespiti üzerine zabıt tanzim edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davaya konu borcun ödenmiş olması nedeniyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 2.265,40 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına dair verilen hüküm, davacı tarafın temyizi üzerine, Dairece verilen 03.10.2018 tarihli ve 2016/21944 Esas 2018/9453 Karar sayılı ilamla; davacı tarafın bakiye 2.586,63 TL ödemesi üzerine tarafların sulh oldukları davacının 25.05.2015 tarihli dilekçesiyle borcu kısmen kabul ettiği, davanın menfi tespit davası olması nedeniyle yargılama giderlerinin kabul/red oranına göre hükmedilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın 7.492,85 TL'lik bölümünün kabulüne, 10.385,81TL'lik bölümünün reddine, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda da kabul-red oranına göre hesaplama yapılarak davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Kural olarak bozma kararına uyulmakla bozma kararında belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar.
Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).
Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay'ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.
Somut olayda mahkemece; bozma kararına uyulduğu halde gerekleri yerine getirilmemiş, bozmaya uygun karar verilmemiştir. Şöyle ki; Dairemizin 03.10.2018 tarihli bozma ilamı ile; tarafların sulh oldukları, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hangi tarafa yükleneceği konusunda toplandığı, açılan davanın menfi tespit davası olduğu, bu hususun gözetilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin kabul/red oranına göre hesaplanması gerektiği ifade edildiği halde mahkemece dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davanın esası hakkında kısmen kabul kısmen red karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HMUK’nın 438/7 maddesi gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/11978, K. 2021/1710, 18 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama