KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/12386 E., 2021/2734 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mart 2021
Karar Metni
686 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacılar; kendilerine ait ...Sitesi B-348 no'lu villanın 01.08.2006 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli, aylık kira bedelinin 4.500-USD olarak belirlendiği sözleşme ile ...'ya kiraya verildiğini ve davalı şirketin de sözleşmenin kefili olduğunu, Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz 2007 aylarına ait kira bedellerinin ödenmesi için dava dışı kiracı ve davalı kefile, noterden ihtarname gönderildiğini ve ödeme yapılmaması nedeniyle ....
İcra Müdürlüğünün 2008/2768 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının yetki itirazı üzerine dosyanın ... İcra Müdürlüğüne gönderildiğini ve davalı kefilin borca faiz ve ferilerin tümüne haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalının %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; taşınmazın kiralandıktan üç ay sonra ikamet edilemeyecek duruma geldiğini, davacı tarafın sorunları gideremediğini, kiracının haklı nedenle ve tek taraflı olarak kira sözleşmesini feshederek taşınmazı 27.04.2007 tarihinde tahliye ettiğini ve anahtarını maliklere teslim ettiğini, kira sözleşmesi haklı nedenle feshedildiğinden kira sözleşmesinden dolayı yükümlülüğü bulunmadığını belirterek mahkemece davacının iddia ve taleplerinin kabul edilmesi halinde, iade edilmemiş olan 9.000 USD depozito bedelinden mahsup edilmesini, aksi halde depozito bedelinin iade edilmesine karar verilerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne yönelik olarak verilen karar Dairemizin 21/03/2019 tarih ve 2017/5723-2019/2442 E/K sayılı ilamı ile, davalının sair temyiz itirazları reddedilerek, davalı kefilin takas mahsup definde bulunabileceği dikkate alınarak ödenen depozito miktarı mahsup edilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulü ile; davalının .... İcra Müdürlüğü 2008/21129E sayılı takip dosyasında asıl alacağı miktarına itirazının.... İcra Müdürlüğünün 2012/2788E sayılı dosya alacağı ile tahsilde tekerrür olmamak üzere kısmen iptaline, takibin 11.304-TL asıl alacak için aynı koşullarda devamına, fazla talebin reddine, asıl alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, karar verilmiş; söz konusu karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının icra inkar tazminatına ilişkin temyiz itirazlarına gelince. İİK’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir.
İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.
Bu itibarla. Mahkemece, kabul edilen kısım üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve "hakimin takdir yetkisi kapsamında" kalmadığından hükmün düzeltilerek onanması HUMK 438/7. maddesi gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/12386, K. 2021/2734, 16 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama