KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/1436 E., 2021/6589 K.·Mahkemesi : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2021
- Mahkemesi
- KIRIKKALE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
597 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen adi ortaklığın tasfiyesi davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; tarafların istinaf başvurusunun reddine yönelik olarak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı ... İnşaat Müteahhitlik Orman Matbacılık Turz. Nakl. San. ve Tic. Ltd.
Şti. vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 15/06/2021 tarihinde davalılar ... ve ... vekili Av. ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekilin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalı ... İnş. Müt. Orman Matb. Tur. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile adi ortaklık sözleşmesi imzaladığını, sözleşme gereğince 55.358 TL harcama yaptığını ancak adi ortaklığın konusu olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin fesih olması nedeniyle sözleşmeninde sona erdiğini ileri sürerek; inşaata yapılan harcamaya ilişkin 33.607 TL alacağının ve buna ek olarak dava dışı 3. kişiye ödenmesi gereken banka faiz farkından kaynaklı 14.102 TL olmak üzere toplam 47.709 ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ...; yapılan harcamaların tamamının ortaklık hesabından yapıldığını, davacının taşınmaz satış parasını davalı şirketin izni dışında alarak harcadığını, sözleşme gereğince faiz ödenmemesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Bir kısım davalılar (arsa malikleri); davacı ile aralarında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, diğer davalı ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ise fesholduğunu, davacı ile diğer davalı arasında yapılan anlaşmanın kendilerini bağlamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Arsa malikleri olan davalılar; davacı ile aralarında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, diğer davalı ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ise fesholduğunu, davacı ile diğer davalı arasında yapılan anlaşmanın kendilerini bağlamayacağını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; davalı ortağın 8.807,23 TL davacı ortağa borcu bulunduğu, sözleşmenin nisbiliği ilkesi uyarınca diğer davalıların davacıya karşı bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle: 8.807,23 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, davacının davalılar Yakup, Arif, ... aleyhine açtığı davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı ve davalı ... tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; davacı ve davalı ... vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, özellikle usulüne uygun tebliğe rağmen davacı tarafça itiraz edilmeyerek kesinleşen kök ve ek tasfiye raporuna göre; davalı şirketin tüm, davacı tarafın ise sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- İlk derece mahkemesince; davalılar ..., ..., ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olması nedeniyle, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7 nci maddesi uyarınca; kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmolunması gerekirken, davanın kabul ve red oranına göre nispi vekalet ücretine hükmolunması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanması, HMK'nın 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/1436, K. 2021/6589, 15 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama