KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/3324 E., 2020/6245 K.·Mahkemesi :aile Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2020
Karar Metni
638 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tazminat davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; 23/10/2020 tarihinde davalılardan İbrahim tarafından av tüfeği ile elinden ve karnından yaralandığını, davalı ... hakkında verilen mahkumiyet kararının temyiz edilmiş olduğunu, davalı ...’in haksız fiili işlediği tarihte 18 yaşını henüz ikmal etmemiş olması nedeniyle uğradığı zarardan, TMK'nın 369. maddesi gereği ev başkanı olarak gerekli dikkat, denetim ve özen yükümlülüğünü göstermeyen diğer davalılar ... ve ... ’ın da sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere, şimdilik 100 TL maddi tazminat ile 30.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; alınan bilirkişi raporu sonrasında maddi tazminat talebini 3.465,82 TL olarak ıslah etmiştir.
Davacı, birleşen davada ise; ıslahın kapsamı dışında kalan bakiye 2.787,46 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar; davaların reddini istemişlerdir.
Mahkemece; davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu gerekçesi ile davanın görev yönünden reddine dair verilen karar; davacı tarafın temyizi üzerine, Dairece verilen 09/12/2013 tarihli ve 2013/19941 E .2013/17492 K. sayılı kararla; fiil ehliyetine sahip bulunmayan küçüğün, BK'nın 41. maddesi uyarınca haksız fiilin faili olarak, anne ve babasının ise TMK'nın 369. maddesi uyarınca ev başkanı olarak zarar görene karşı sorumlu oldukları, her iki sorumluluk birbirinden farklı hukuki nedenlere dayalı olduğundan, zarar görenin küçüğe ve ev başkanına karşı birlikte veya ayrı ayrı davalar açabileceği, haksız fiil tarihinde ergin olmayan kişinin, davanın açıldığı tarihte ergin olmasının TMK'nın 369. maddesinde düzenlenmiş bulunan ev başkanının sorumluluğunu
ortadan kaldırmayacağı, diğer taraftan TMK'nın 369. maddesinin, kanunun İkinci Kitabının İkinci Kısmında yer almış olması sebebiyle, bu maddeye dayalı uyuşmazlıkların çözümününde 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi uyarınca, aile mahkemelerinin görev alanına girdiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma ilamına uyan mahkemece; asıl davanın kısmen kabulüne, 100 TL'nin dava tarihinden, 3.365,82 TL'nin ıslah tarihinden, 20.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın ise zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, birleşen davanın esas numarasının 2019/177 olmasına rağmen kararın hüküm kısmının 2. fıkrasında 2019/136 olarak yazılmasının mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre; davalı tarafın tüm, davacı tarafın ise sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Tazminat hukuku ilkeleri gereğince, haksız fiilden kaynaklanan davalarda istem bulunması durumunda, hükmedilecek tazminata haksız eylem tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir.
Buna göre, mahkemece; hüküm altına alınan maddi tazminat kalemlerine, istem gözetilerek olay tarihinden faiz yürütülmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava ve ıslah tarihinden faiz yürütülmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nın 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/3324, K. 2020/6245, 9 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama