KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/3726 E., 2020/6333 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Kasım 2020
Karar Metni
350 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı şirket, davalı avukatları vekil olarak tayin ettiklerini, davalıların kendilerini temsilen açtıkları davada, davanın konusuz kalması nedeniyle reddine karar verildiğini, davalıların kendilerinin karşı tarafla sulh olmuş gibi aleyhlerine icra takibi yaptıklarını oysaki karşı tarafla sulh olma durumunun söz konusu olmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tesbitini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davacının İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2013/15491 esas sayılı dosyası yönünden davalılara borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasında yapılan ödeme tutarınca davanın istirdat davası olarak kabulü ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK.nun 297/2. maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemenin de gereği olarak mahkemece verilen hükmün, infazda tereddüt yaratmayacak mahiyette olması gerekmektedir.
Somut olayda, mahkemece davacının İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2013/15491 esas sayılı dosyası yönünden davalılara borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasında yapılan ödeme tutarınca davanın istirdat davası olarak kabulü ile davalılardan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de istirdat istemine ilişkin davalılar tarafından davacıdan tahsil edilmiş herhangi bir paranın bulunup bulunmadığı araştırılarak, davalı tarafından davacıdan
istenebilecek bir paranın bulunması halinde ise paranın tahsil edildiği tarihler açıkça tespit edilerek istirdata konu paranın iadesi konusunda infazda tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre, davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/3726, K. 2020/6333, 10 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama