KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/5414 E., 2021/625 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi(tüketici Mah. Sıf.)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2021
Karar Metni
650 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki maddi ve manevi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacılar, tatil için kaldıkları otelin termal havuzunda,cocukları olan 14.04.2000 doğum tarihli müteveffanın boğulması sonucu hayatını kaybettiğini belirterek davacı anne ve baba için 6100 S.Yasa 107 uyarınca belirlenecek 1.500 TL maddi tazminata, davacı anne ve baba ve kardeşler için toplam 130.000,00 TL manevi tazminata olay tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece tüketici mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul ve kısmen reddine,maddi tazminat talebinin reddine,manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı ... için 10.000,00 tl, davacı ... için 5.000,00 tl, diğer davacılar ..., ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 5.000 tl olmak üzere toplam 40.000,00 tl manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine; fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, bozmaya uyularak verilen kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacıların maddi tazminat istemi yönünden ;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesinde cenaze giderlerinin de ölüm nedeniyle meydana gelen zararlardan olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle zarar sorumlusu, ölüm halinde yapılan cenaze giderlerinden de sorumludur. Cenaze giderleri; ölümle doğrudan doğruya ilgili bulunan ve ölenin dini ile sosyal ve ekonomik durumuna uygun giderlerden ibaret olup ölenin taşınması, yıkatılması, gömülmesi, mezarlık ücreti gibi giderleri kapsar.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları gereği davalı taraf, davacıların gerçek defin gideri zararlarının tazmini ile sorumlu olup davacı tarafın yerel örf ve adetlerine göre yaptığı özel giderlerden sorumlu değildir.
Somut olayda; davacılar desteken yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin gideri talebinde bulunmuşlardır.
Buna göre Mahkemece cenazenin defnedilmesi için yapılması zorunlu masraflardan ; ölüm nedeniyle yapılan cenaze ve defin giderlerinin neler olduğu ve cenaze dolayısıyla yapılması zorunlu olan masrafların ilgili Müftülük ve Belediye'ye sorulması suretiyle makul, uygun miktarda cenaze ve defin masrafı tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
3- Davacıların manevi tazminat istemi yönünden ;
BK’nın 47. maddesi (TBK nın 56. maddesi) hükmüne göre, ‘Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.’
22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Buna göre, manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, amacı, mamalek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanması da değildir.
Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, hakim manevi tazminat miktarını belirlerken Türk Medeni Kanunu'nun 4. Maddesi gereğince hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmelidir.
Takdir edilecek manevi tazminat, zarar uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamalek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı da olmamalıdır.
Somut olayda; davacılardan anne ve babanın ölene yakınlığı, davalı tarafın kusur durumu, olayın gelişimi, gözetildiğinde, davacı anne ve baba yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı az olup daha yüksek miktarda manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/5414, K. 2021/625, 1 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama