KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/6271 E., 2021/10308 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2021
Karar Metni
652 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; vekalet ilişkisi gereğince davalının davalarını takip ettiğini, davalının vekalet ücretini ödemediğini, ileri sürerek; şimdilik 1.000 TL'nin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla talebini 30.775,20 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile 30.075,20 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine yönelik verilen karar davalı tarafın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 03.04.2019 tarihli ve 2016/13046 E. 2019/4504 K. sayılı kararıyla; mahkemece, davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmiş olmasına usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, 30.075,20 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmaması halinde Avukatlık Kanunu' nun 164/4. maddesi gereğince, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir ücret, avukatlık ücreti olarak tayin edilecektir. Ancak Kamulaştırma Kanunu' nun 31. maddesinin (e) bendinde ise, “Kamulaştırma bedelinin tamamının veya bir kısmının avukat veya dava vekili veya onlar adına hareket edenlere ait olacağının kararlaştırılması” nın yasak işlem ve eylemlerden olduğu, aynı Kanun'un 33. maddesinde de, 31. maddenin (e) bendine aykırı hareket edenler hakkında bir yıldan aşağı olmamak üzere hapis ve ağır para cezası öngörüldüğü hükme bağlanmıştır.
Bu durumda kamulaştırma davaları ile ilgili olarak vekalet ücretinin belirlenmesi konusunda, özel kanun niteliğindeki Kamulaştırma Kanunu'nun öncelikle uygulanması gerekeceğinden, kamulaştırma bedelinin tespit ve tesciline ilişkin bir davada, avukatlık ücretinin nispi (müddeabihin belli bir yüzdesi, %10, %20, %30 vb.) olarak kararlaştırılmasının, anılan kanun hükümleri gereğince yasak ve suç teşkil etmesi itibariyle geçersiz olduğunun kabulü gerekir.
Bu kabule göre, yazılı veya sözlü bir sözleşmenin bulunmaması halinde ödenmesi gereken vekalet ücreti miktarının, mahkemenin takdirine göre, dava değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasında nispi (yüzde) olarak belirlenmesini öngören Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesinin de, aynı şekilde kamulaştırma davaları yönünden uygulanması mümkün değildir.
Aksine görüşün kabulü, başka bir ifadeyle “yazılı ücret sözleşmesi yapılmaması durumunda, Avukatlık Kanunu' nun 164/4. maddesi gereğince, vekalet ücretinin dava değerinin %10’u ile %20’si arasındaki bir oran üzerinden belirlenebileceğini” kabul etmek, bu davalar yönünden ücretin nispi (yüzde) olarak belirlenmesini yasaklayan ve cezai müeyyide öngören Kamulaştırma Kanunu' nun 31(e) ve 33. maddelerine aykırılık teşkil edeceği gibi, genel olarak benimsenen sözleşme serbestisinin, kamu yararı düşüncesiyle sınırlandırıldığı istisnai hallerden biri olarak düzenlenen söz konusu bu kanun hükümlerinin ihdas amacına da aykırı olacaktır.
O halde açıklanan tüm bu nedenlerle, kamulaştırma bedelinin tespit ve tesciline ilişkin davada, avukatla müvekkili arasında yazılı bir sözleşme bulunmaması durumunda, avukata ödenmesi gereken vekalet ücretinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde öngörülen maktu ücret olduğunun kabulü gerekir.
Öte yandan; kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası yönünden haksız azledilen davacı avukat, Avukatlık Kanunu'nun 164/4. maddesi gereğince nispi vekalet ücreti talep edebilecek olmasına rağmen, mahkemenin önceki kararının da avukatlık ücretinin kamulaştırma bedeli üzerinden belirlendiği, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasına ilişkin ayrıca bir avukatlık ücretine hükmedilmediği, bu kararın davacı tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle davalı yönünden bu hususta usuli kazanılmış hak oluştuğu da nazara alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/6271, K. 2021/10308, 19 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama