KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/6362 E., 2021/8046 K.·Mahkemesi :tüketici Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Eylül 2021
Karar Metni
351 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; 28/06/2011 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalıdan daire satın aldığını, daire bedeli olarak 168.000 TL ödeme yaptığını, dairenin 30/01/2013 tarihinde teslim edilmesi gerekirken halen teslim edilmediğini, bu nedenle teslim tarihinden dava tarihine kadar 12 aylık kira parası alacaklarının olduğunu, taşınmazdaki eksik ve ayıplı imalatların bedelinin de tazmininin gerektiğini iddia ederek toplam 16.521 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 17/03/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam alacak talebini 22.441,30 TL olarak arttırdığını beyan etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Bozma sonrasında verilen görevsizlik kararı üzerine dava dosyasının gönderildiği mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 18.590,30 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Dava açılması, saklı tutulan haklar yönünden temerrüt oluşturmadığından ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden temerrüt, ıslah harcının yatırıldığı 17/03/2015 tarihinde gerçekleşmiştir. Mahkemece, alacağın ıslah dilekçesi ile arttırılan kısmına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, davanın açıldığı tarihinden itibaren faiz yürütülmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ancak, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nın 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/6362, K. 2021/8046, 8 Eylül 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama