KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/6805 E., 2021/8932 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2021
Karar Metni
432 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalı bankadan kredi kullandıklarını, davalının birtakım isimler adı altında kredi bedelinden toplam 4.589,25 TL haksız kesinti yaptığını, yapılan kesintilere ilişkin sözleşmedeki hükümlerin haksız şart niteliği taşıdığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.589,25 TL kesintinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah ile talebini 6.058,75 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı; yapılan kesintinin sözleşmeye ve yasal mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 6.058,75 TL’nin 4.589,25 TL’lik kısmının dava tarihinden, bakiye miktar olan 1.469,50 TL’nin ıslah tarihi olan 28.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, tüketici mahkemesinde açılan davada, davalı bankadan kullanmış olduğu kredi nedeniyle haksız olarak tahsil edilen masrafların tahsilini istemiş; tüketici mahkemesince alınan tüketici hukukuna göre değerlendirme yapılarak oluşturulmuş bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulüne dair verilen kararın temyizi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 08.05.2018 tarih, 2016/11037 Esas, 2018/3321 Karar sayılı ilamında, davacının sendika olup, sendikaların Sendikalar Kanunu’na göre tüzel kişiliğe sahip meslek örgütleri olduğu, bu sebeple sendikaların kural olarak mesleki amaçlarla hareket ettiklerinin varsayılması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmede de davacının bu amaçlar dışında başka bir amaçla hareket ettiğine dair hüküm bulunmadığı, 6502 sayılı Kanun’un 2. maddesinde yer
alan tüketici tanımına girmeyen davacı sendika ile davalı taraf arasındaki işlemin de tüketici işlemi olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle genel mahkemelere görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş; Tüketici Mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine dosya kendisine gelen mahkemece, Tüketici Mahkemesinde alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı sendika, tüketici değildir. Bilirkişice tüketici hukukuna göre değerlendirme yapılması ve anılan raporun hükme esas alınması hatalıdır. O halde, Mahkemece taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve uyuşmazlık, Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek, gerektiğinde bilirkişi raporu da alınıp hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/6805, K. 2021/8932, 23 Eylül 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama