KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/842 E., 2020/1761 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2020
Karar Metni
928 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali ve kiralananın tahliyesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, itirazın iptali talebi yönünden davanın kısmen kabulüne, kiralananın tahliyesi talebi yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalı ile aralarında 20/03/2006 başlangıç tarihli aylık 300TL bedelli kira sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmenin başlangıcından bu yana kira bedellerini ödemeyen davalı aleyhine Mersin 6. İcra Müdürlüğü'nün 2008/8163 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini, takibin devamını ve davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sırasında kiracı olmadığını ve kira borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, Mersin 6. İcra Müdürlüğü'nün 2008/8163 Esas sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 10.728,13 TL asıl alacak ve 1.166,96TL takip tarihine kadar işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 11.895,09 TL üzerinden devamına yönelik olarak verilen hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine,
Dairemizin 16/04/2018 tarih 2017/2902 Esas 2018/4040 Karar sayılı ilamı ile "....Dava, 6100 sayılı HMK'nun yürürlüğe girme tarihinden önce 29/01/2009 tarihinde açıldığından dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uyarınca, davacı dava dilekçesinin deliller bölümünde tüm yasal deliller demek suretiyle yemin deliline dayandığının kabulü gerektiğinden mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak kira bedelini ispat imkanı sağlanması;
aylık kira bedeli tespit edildikten sonra davacının talep ettiği ayların tamamı için belirlenen bu bedel üzerinden hesaplama yapılarak ödenmeyen kira alacağına hükmedilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde talebi aşar biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçeleriyle bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile takibin 9.830 TL asıl alacak, 1.172,54 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, tahliye talebi yönünden dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, bozmaya uyularak karar verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, her ne kadar bozmaya uyma kararı verilmiş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması üzerine, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.)
Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından, davalı aleyhine Mersin 6. İcra Müdürlüğü'nün 2008/8163 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takipte 11.850TL asıl alacak, 1.309,31TL faiz olmak üzere toplam 13.159,31TL'nin davalıdan tahsili istenilmiş, dava ise asıl alacak miktarı olan 11.850TL üzerinden harç yatırılarak açılmıştır. Dairemiz bozma ilamında açıkça talebi aşar biçimde karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir. Hakim iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup, talepten fazlasına karar veremez(HMK m.26). Öyle olunca mahkemece, sadece mahkeme tarafından hesap edilen asıl alacak yönünden takibin devamına karar verilmesi gerekirken, işlemiş faiz yönünden de takibin devamına karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de;
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesine göre; “(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7'nci maddenin ikinci fıkrası, 9'uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” düzenlemesi yer almaktadır. Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği halde kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 Sayılı HMK’nun geçici 3/2 maddesi yollaması ile HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/842, K. 2020/1761, 26 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama