KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2020/943 E., 2020/3379 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2020
Karar Metni
400 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI
Davacı, dava dışı ... ile ... isimli hastaların kendisine ait eczaneden 03/05/2012 ve 08/05/2012 tarihlerinde reçete ile ilaç aldıklarını, Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapılan protokol gereği reçetelerde kullanılması gereken dozun üzerinde kullanım önerildiğinden ilaç bedellerinin ödenmediğini, ancak bu durumun gerçeği yansıtmadığını belirterek, hakedişlerinden yapılan kesinti bedeli olan 5.053,26 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacı eczacının sattığı ilacın böbrek nakli sonrası kullanılan bir ilaç olduğunu, bu ilacı 60-70 kg ağırlığındaki bir hastanın 21 mg olarak kullanabileceğini, ancak davacının sahibi olduğu eczane tarafından fatura edilen reçetedeki dozun 96 mg olduğunu, ilacın dozunun Sağlık Bakanlığınca belirlenen dozun üzerindeki kısmı için alacağından kesinti yapıldığını, davacının doktorun ilaç dozunu yüksek yazdığını kabul ettiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Ticaret Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmiş; Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 268/3. maddesi uyarınca Kanunların görüş bildirmekle yükümlü kıldığı kişi ve kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak öncelikle başvurulur. Ancak kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde, bilirkişi olarak görev verilemez.
Mahkemece her ne kadar bilirkişi kurulundan alınan rapor hükme esas alınmışsa da, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği tarih itibariyle, bilirkişi kurulu üyesi Çetin Özcan'ın SGK Başmüfettişi olarak çalışıp çalışmadığı ve bilirkişiliğe engel hali bulunup bulunmadığı araştırılmadan, davacının bilirkişi raporuna karşı bu yöndeki itirazları değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir Kaldı ki, kabul şekli bakımından da eczane ticari işletme eczacılarda tacir olup taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlık 6102 sayılı TTK m.3 ve19/2 uyarınca ticari iş sayılırsa da;
davalı taraf tacir olmadığına göre 6102 sayılı TTK m.4 uyarınca uyuşmazlık 6102 sayılı TTK m.5 gereğince Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girmediğinden uyuşmazlığa bakmakla asliye hukuk mahkemesi görevli iken yargılamaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla devam edilerek hüküm kurulmuş olması hatalıdır.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/943, K. 2020/3379, 24 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama