İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2021/2619 K.2022/2602

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen tazminat davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen…

Esas2021/2619Karar2022/2602Tarih22 Mart 2022Okuma5 dk · 982 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2021/2619 E., 2022/2602 K.·Mahkemesi : İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
22 Mart 2022
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

982 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen tazminat davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 22/03/2022 tarihinde davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı; davalı sitenin o dönemki yönetimi ile 01/01/2005 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi imzalayarak, binanın duvarının dış cephesinin ışıklı reklam panosu konularak kullanımı konusunda anlaştıklarını, ancak davalı yönetimin 05/01/2008 tarihinde kiralanan alandaki reklamları indirdiğini, bu nedenle açtıkları dava ile kiracılık sıfatının devam ettiğinin tespit edilmesine rağmen davalı yönetimin kiralanan alanın kullanılmasına izin verilmediğini, bu nedenle sözleşme konusu reklam duvarını kullanamamasından kaynaklı uğradığı zararlara karşılık şimdilik 50.000 TL tutarındaki alacaklarının, sözleşmenin fesih tarihi olan 09/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

Davalılar; kira sözleşmesinin 31/12/2007 tarihinde sona erdiğini, bu tarihe kadar davacı kiracının kiralanan alanı reklam yeri olarak kullandığını, davacı tarafından daha önce açılan tazminat davasının reddedilerek kesinleştiğini, bu nedenle davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince; davacının reklam alanının kullandırılmaması nedeniyle açtığı tazminat davasının İstanbul 34. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/11 E. 2013/63 K. sayılı (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/502 Esas sayılı) dosyası ile reddedilerek

kesinleştiği gerekçesiyle, dava şartı olan kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

Bölge adliye mahkemesince; her iki dava konusunun farklı dönemlere ilişkin olduğu ancak uyuşmazlığın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nın 250. maddesi uyarınca seçimlik haklarından birisini kullanmayan kiracının tazminat talep edemeyeceğine yönelik mahkeme kararının kesinleştiği ve davacı tarafından da dava dilekçesinde ifade edildiği üzere 08/04/2015 tarihli ihtara kadar fesih veya kira indirimi yönünde bir seçimlik hakkının kullanılmadığı, bu nedenle açılan davanın yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nın 112. maddesine göre; alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir.

Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır; kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir.

Aslında kâr kaybı açısından kardan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu hareketten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu hareket yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır.

6098 sayılı TBK'nın 301. maddesine göre; kiraya veren, kiralananı kullanım amacına uygun tam ve eksiksiz bir şekilde kiracıya teslim etmek ve kira müddeti boyunca bu halde bulundurmakla mükelleftir. Kiraya verenin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde; kiracı, TBK'nın 304. maddesi gereğince borçlunun temerrüdüne veya kiraya verenin kiralananın sonradan ayıplı duruma gelmesinden doğan sorumluluğuna ilişkin hükümlere başvurabilir. Aynı Kanun'un 308. maddesine göre ise kiraya veren, kusuru olmadığını ispat etmedikçe, kiralananın ayıplı olmasından doğan zararları kiracıya ödemekle yükümlüdür.

Somut olayda; davada dayanılan ve hükme esas alınan 01/01/2005 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar bölümünde. "Akdin bitiminden 60 gün önce kiracı akdin yenilenmeyeceğini kiraya verene ihbar etmezse sözleşme kendiliğinden aynı süre boyunca uzar.

Bu koşul uzatma süresinin sonunda da geçerlidir." hükmüne yer verildiği, kiracının sözleşmenin yenilenmeyeceğine dair ihtarda bulunmayarak sözleşmenin devam ettiğine yönelik iradesini ortaya koyduğu, keza 11/01/2008 tarihinde açtığı kiracılık sıfatının devam ettiğinin tespitine ilişkin davanın, 06/02/2012 tarihinde kabul edilerek davacının kiracılık sıfatının devam ettiğinin tespitine karar verildiği kararın 03/04/2014 tarihinde kesinleştiği, yine davacı tarafından 01/08/2006 tarihinde açılan kiralananın kullandırılmaması nedeniyle tazminat istemine ilişkin davanın,

devam eden sözleşme kapsamında 818 sayılı BK’nın 250. maddesi uyarınca seçimlik haklarını kullanmayan kiracının tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle reddedildiği ve kararın 26/11/2014 tarihinde kesinleştiği, davacının da 06/02/2015 tarihinde düzenlediği ihtarname ile kiralananın kendisine teslimini istediği aksi halde sözleşmenin haklı nedenle feshedileceğini bildirdiği, 08/04/2015 tarihli ihtarname ile de davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda davacının kiracılık sıfatı devam ettiği halde, yenilenen dönemde davalı kiraya veren site yönetimi tarafından, TBK’nın 301. (BK'nın 249.) maddesi kapsamında kiralananı kullanıma hazır

halde teslim etme yükümlülüğü yerine getirilmediği, bu nedenle kiracının, TBK’nın 308. maddesi gereği kusursuz olduğunu kanıtlayamayan kiraya veren davalı site yönetiminden kâr kaybı zararı adı altında bir miktar paranın kendisine ödenmesini isteyebileceğinin kabulü gerekir. Ancak kâr kaybının, kiracının aynı şartlarla benzer bir yeri kiralaması için gereken makul sürenin ve bu süre içindeki kârının ne olabileceğinin tespit edilmesi suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.

Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince; öncelikle davacı kiracının haklı nedenle fesih ihtarının tebliğ tarihi olan 13/04/2015 tarihinden itibaren dava konusu yer ile aynı vasıf ve özelliklere sahip başka bir taşınmazı aynı şartlarda kiralayabileceği makul süre belirlenmeli ve bu süre içerisindeki o dönem itibariyle muhtemel cirosu, kâr oranı, işletme giderlerinin ciroya oranı tespit edilerek muhtemel aylık kârı belirlendikten sonra makul süre kadar kâr kaybına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davanın tümden reddine karar verilmiş olması, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, işbu karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, 3.815 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 22/03/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/2619, K. 2022/2602, 22 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/2619
Karar No
2022/2602
Tarih
22 Mart 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2021/2619 K.2022/5009
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2021/2627 K.2022/1931
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2021/2628 K.2022/1212
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2021/2629 K.2022/1930
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2021/2633 K.2022/1796
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2021/2634 K.2022/4695

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.