KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2021/3745 E., 2021/12855 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2021
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalı belediyenin sınırları içerisinde bulunan ... mevkiinde 775 sayılı Kanun kapsamında 17/02/1993 tarihinde "... 2. Etap Konutları" adı altında proje başlattığını, projeye göre 400 m2 büyüklüğündeki parselin 1/2 hissesinin 8.500 TL bedel karşılığında tahsisi için anlaşıldığını, bedelin eksiksiz olarak ödendiğini ancak daha sonra davalı ... tarafından projenin askıya alındığını ve ifanın imkansız hale geldiğini, ödediği bedelin kendisine iade edilmediğini, rayiç arsa değeri oranında zarara uğradığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 26.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; taşınmazın mülkiyetinin Hazineye ait olduğunu, kamulaştırmanın yapılamadığını, bu nedenle de projeden encümen kararı ile vazgeçildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığı için arsanın rayiç bedelini talep edemeyecek olan davacının ancak ödediği bedeli denkleştirici adalet ilkesi çerçevesinde davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.937 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı Belediyenin davaya konu taşınmazı 775 sayılı Gecekondu Kanunun'un 25 ve 26. maddeleri uyarınca davacıya satmasına ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı sabit olup, taraflar arasında yapılan bu sözleşme geçerlidir. Geçerli sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle davacı, satış bedelini ödediğini ispat etmek koşuluyla taşınmazın ifasının imkânsız hale geldiği tarihteki rayiç değerini isteyebilir. Bu nedenle mahkemenin, davacının tahsis edilen arsanın rayiç değerini isteyemeyeceği yönündeki değerlendirmesi yerinde değildir. Dairemizin istikrar kazanan görüşü bu yöndedir.
Buna göre mahkemece; taraflara, tahsis edilen taşınmaza yakın bölgelerden ve ifanın imkânsız hale geldiği tarihe yakın zaman içinde yapılan benzer yüzölçümlü satışları ve aynı proje nedeniyle aynı mevkide bulunan taşınmazlara ilişkin olarak açılan ve Yargıtay incelemesinden geçen kesinleşen dava dosyalarını bildirmeleri için imkan tanınması, bu emsallere göre tahsis edilen taşınmaza değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılmak suretiyle denetime imkân veren bilimsel verileri içeren rapor alınması ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/3745, K. 2021/12855, 13 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama