KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2021/7500 E., 2021/12549 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2021
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen karar, süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalıya yönelik 4 adet faturaya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, faturada belirtilen fidanların vakıf görevlisine teslim edildiğini, davalının 2014/1950 E sayılı takibin yapıldığı gün 1812 nolu faturaya karşılık banka hesabıma 1.000,00 TL ödeme yaptığını, bunun dışında fatura bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek; her iki icra takibi yönünden davalının haksız itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hükmün, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemece davalı tarafından ... İcra Müdürlüğünün 2014/1950 E sayılı icra dosyasına dayanak faturaya istinaden davacı tarafa 1.000,000 TL ödenmesine rağmen, maddi hataya dayalı olarak ödenen bedelin diğer icra dosyası olan 2014/2415 E sayılı dosyada infaz aşamasında dikkate alınması yönünde karar verilmiştir. Oysa bu ödeme 2014/1950 E sayılı icra dosyasına istinaden yapılmış olduğundan, belirtilen icra dosyasında infaz aşmasında dikkate alınması yönünde hüküm kurulması gerekirdi. Açıklanan hususun maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmış olup, düzeltilmesi gerekmiştir.
3-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının
alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında kabul edilen alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece kabul edilen asıl alacaklar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, değinilen bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek onanması HUMK 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/7500, K. 2021/12549, 7 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama