İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2021/8610 K.2022/2225

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalılar ..., ... ..., ... ve ... yönünden reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi…

Esas2021/8610Karar2022/2225Tarih14 Mart 2022Okuma5 dk · 1.085 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2021/8610 E., 2022/2225 K.·Mahkemesi : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Vek. Av. ...

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
14 Mart 2022
Davalılar
1-..., 2-..., 3-..., 4-..., 5-...
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.085 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalılar ..., ... ..., ... ve ... yönünden reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davalılardan ..., ... ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı; dava dışı...

Şti.nin yetkilisi olduğunu, şirket tarafından alınan bazı işlerin şirketin sigortalı çalışanı olan davalı ...'a verildiğini, davalının bu işleri yürütürken çok sayıda esnafa borçlanarak Van'dan ayrıldığını, borçlanmalarda kendisini şirket çalışanı gibi gösterdiğini ve buna göre malzeme aldığını, borçların ödenmemesi üzerine alacaklıların şirkete ve kendisine yöneldiklerini, davalı ...’ın hem esnafa hem de bu yolla şirkete olan borçlarını ödemediğini, üniversite ile yürütülen iş için 157.940 TL, TOKİ ile yürütülen iş için 165.543 TL borcu olduğu hususunda mutabakatlar imzalandığını ve borç kaynaklarının mutabakatlara eklendiğini,

en son borçların ödenmemesi üzerine davalı ...’ın akrabalarının da katılımıyla borç miktarı tespit edilerek 800.000 TL borcun 200.000 TL’sinin kendisi tarafından, kalan 600.000 TL’sinin ise davalılar tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalıların ödeme yapmaması ve gönderilen ihtarnamelerin sonuçsuz kalması nedeniyle alacağın tahsili için icra takibi başlattığını, takibe haksız itiraz edildiğini iddia ederek, davalıların takibe itirazlarının iptali ile lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalılar; davacının taleplerinin varsayıma dayalı olduğunu, böyle bir sözleşme imzalamadıklarını, sözü edilen işlerin davacı tarafça yapılması gerektiğini, davalı ...’ın kendisini şirket temsilcisi olarak tanıttığına dair delil sunulmadığını, davacının beyanlarıyla borçtan sorumlu olduğunu kabul ettiğini, Maşallah dışındaki davalılar bakımından kefaletin kanunda aranan geçerlilik koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.

İlk derece mahkemesince; davacı ile davalı ... arasında dosya kapsamında bulunan "Kefelli Sözleşme" başlıklı sözleşmenin imzalandığı, sözleşme içeriğine göre; davacı ile davalı ... arasında önceden var olan hukuki ilişkiler nedeniyle davalı ...'ın davacıya olan borcunun 600.000 TL olarak belirlendiği, borcun vadeli ödenmesinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin hukuki niteliği itibariyle borcun yenilenmesi mahiyetinde olduğu, dava konusu borçtan sorumlu olan davalı ...'ın takibe itirazında haksız olduğu,

diğer davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden ise bu davalıların bila tarihli sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladıkları, davacı bu davalıların bizzat borcu üstlenen olduğunu iddia etmiş ise de sözleşme başlığı ve içeriği dikkate alındığında davalıların iradelerinin kefillik olduğu, sadece sözleşmenin başlığında değil metin kısmında da isimlerinin önünde "kefil" ibaresinin bulunduğu, ancak kefalet sözlşemesinin geçerlilik koşullarının sağlanmadığı ve bu nedenle kefalet geçersiz olacağından Maşallah dışındaki davalılar bakımından davanın reddi gerektiği gerekçesiyle;

davanın davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden ise reddine karar verilmiş; karar, davacı tarafça istinaf edilmiştir.

Bölge adliye mahkemesince; sözleşme metnindeki ifadelerden davalılar ..., ..., ... ve ...'ın davacının da katılımıyla tek taraflı irade açıklaması ile borç yüklendikleri bir sözleşme yaptıkları, davanın geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesi ile reddinin doğru olmadığı ve davacının ödediğini ispat edebildiği alacak tutarı kadar davalılara rücu edebileceği,

ilk derece mahkemesince alınan 27/09/2016 tarihli bilirkişi raporunda davacının dava dışı alacaklılara yapıp davalılardan talep edebileceği ödeme tutarının 560.000 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın davalı ... yönünden kabulü ile takibin bu davalı bakımından devamına, diğer davalılar yönünden ise kısmen kabulü ile takibin 560.000 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiş; hüküm, davalılardan ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlığa uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun "Sözleşmelerin yorumu başlıklı 19. maddesine göre; bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Sözleşmenin yorumunda amaç, taraflarının birbirine uygun gerçek iradelerini tespit edebilmektir.

Sözleşme yorumlanırken öncelikle tarafların kullandıkları ifadeler ve kelimeler dikkate alınmalı ancak bunlar metnin bütünlüğü içinde yorumlanmalıdır. Sözleşmedeki ifadelerin yeterince açık olmaması yahut metnin muğlak olması halinde tarafların iradelerini ortaya koymaya imkân veren yardımcı olgulara bakılmalıdır.

Bu bağlamda; tarafların sözleşme müzakereleri ve sözleşmenin kurulması sırasındaki, ifa hazırlıkları aşamasındaki, sonrasındaki davranışları, menfaat durumları, amaçlarıyla, ilgili âdet ve teamüller dikkate alınmalı, ve yorum yapılırken elbette dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi olan dürüstlük kuralı da gözden kaçırılmamalıdır.

Aynı Kanun'un kefalet sözleşmesinin şeklini düzenleyen 583. maddesi. “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.

Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.” düzenlemesini içermektedir.

Taraflar arasında imzalanan tarihsiz, “Kefelli Sözleşmedir” başlıklı belgeyi davacı ... ile davalı ..., “borçlu” sıfatıyla; diğer davalılar ise “kefil” sıfatıyla imzalamışlardır. Sözleşme dava dışı alacaklılara olan toplam 800.000 TL olduğu belirlenen borcun 200.000 TL’sinin davacı, kalanının ise davalı ... tarafından alacaklılara ödenmesi amacına yöneliktir.

Davacı da dava dilekçesinde; davalı Maşallahın borçlu olduğunu, alacaklılara ödemesi gereken borçları ödemediğini, bu sebebple davalı ... ile aralarında çeşitli mutabakatlar yapılıp son olarak davalının ailesinin de katılımıyla uyuşmazlık konusu belgenin düzenlendiğini belirtmiştir.

Yukarıda da ifade edildiği gibi sözleşmenin yorumunda öncelikle sözleşmede yer alan ifadeler ve metnin bütünlüğü, bunların yeteri kadar açık olmadığı takdirde de tarafların sözleşme müzakereleri, kurulması, ifa hazırlıkları aşamasındaki ve sözleşme sonrasındaki davranışları, menfaat durumları, amaçları, ilgili âdet ve teamüller dürüstlük kuralı çerçevesinde dikkate alınmalıdır.

Bu doğrultuda sözleşmenin başlığı, sözleşme içeriğinde davacı ile davalı ...’ın “borçlu” olarak gösterilip davalılar ..., ..., ... ve ... “kefil” olarak gösterilmesi ve davacı tarafın sözleşmenin imzalanma sürecine dair anlatımları birlikte değerlendirildiğinde; davalılar ..., ..., ... ve ...’ın sözleşmeyi imzalama amaçlarının davalı ...’ın ödemesini temin etmek olduğu, eş söyleyişle sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladıkları, iradelerinin kefil olmak olduğu anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; bölge adliye mahkemesince; temyiz eden davalıların takip konusu borca dayanak belgeyi kefil olarak imzaladıkları, ancak TBK m. 583’te öngörülen geçerlilik koşulları bulunmadığından kefaletlerinin geçersiz olduğu gözetilerek; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, davalıların iradelerinin kefillik değil tek taraflı borç ödeme taahhüdünde bulunma olduğu yönündeki yanılgılı gerekçeyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak bu davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.

Buna göre bölge adliye mahkemesince yapılacak iş davanın esası hakkında bozma ilamı doğrultusunda yeniden karar vermek olmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 371. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, dosyanın aynı Kanun'un 373/2 maddesi uyarınca kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 14/03/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/8610, K. 2022/2225, 14 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/8610
Karar No
2022/2225
Tarih
14 Mart 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2021/8611 K.2022/4811
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2021/8611 K.2022/3629
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2021/8611 K.2022/2824
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2021/8612 K.2022/2119
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2021/8613 K.2022/4518
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2021/8613 K.2022/2831

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.