İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2022/3398 K.2022/5105

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine, davalı tarafın istinaf başvurusunun…

Esas2022/3398Karar2022/5105Tarih26 Mayıs 2022Okuma8 dk · 1.651 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2022/3398 E., 2022/5105 K.·Mahkemesi :istanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19.HUKUK Dairesi İlk Derece

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
26 Mayıs 2022
Mahkemesi
......
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.651 kelime·8 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı; davalı işverenin evinde 01/01/2006 tarihinde yatılı kalmak suretiyle şoförlük, aşçılık ve diğer ev işlerinin tamamını eşiyle birlikte yaptığını, hiçbir haklı sebep gösterilmeden 15/01/2014 tarihinde iş akdinin sona erdirildiğini, aldığı aylık maaşın 3.050 TL olduğunu, davalının bilahare daveti üzerine yanına gittiğinde psikolojik baskı kurup ibraname imzalatmak suretiyle 2.500 TL kısmi ödeme yaptığını, alacaklarının tamamının ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500 TL kıdem tazminatı, 300 TL AGİ, 3.050 TL maaş alacağı, 700 TL fazla çalışma ücreti ve 500 TL 4. yıllık izin ücreti alacaklarının fesih tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 21/12/2013, 23/12/2013, 24/12/2013 tarihlerinde devamsızlık yapması işe gelmemesi nedeniyle iş akdini haklı nedenle 14/01/2014 tarihli ihtarname ile feshettiğini, davacının herhangi bir alacağı da bulunmadığından davanın reddini dilemiştir.

İlk derece mahkemesince; hizmet döküm cetveline göre davacının 01/02/2006 ile 15/01/2014 tarihleri arasında 7 yıl 11 ay 14 gün hizmet süresi bulunduğu, yaklaşık 8 yıl aynı yerde çalışan bir işçinin nedensiz işten çıkmasını gerektirecek mantıklı bir açıklama yapılmadığından davalı tanık beyanlarının dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı değerlendirilmiş ve hizmet sözleşmesinin davacı işçi tarafından TBK 435/2 gereğince haklı sebeple sonlandırıldığı, davalı vekili tarafından ibraname belgesi sunulmuş ise de.

TBK'nın 420. maddesine göre geçerli bir ibraname olmadığı, davacıyla birlikte çalışan eşinin beyanına göre davacının ücretinin net 3.050 TL olduğu, davacının kıdem tazminatı isteğinin TBK daki karşılığı olan 438. maddeye göre 9.150 TL fesih tazminatı alacağının bulunduğu talebin ise 500 TL olduğu, TBK 422 ve 425/son maddelerine göre yıllık izin ücreti alacağının 6.913,33 TL olduğu, davacının talebinin 500 TL olduğu, davacının son ay ücretinin 3.050 TL olup davalının fesih sonrası 2.500 TL ödeme yaptığının tarafların kabulünde olduğu, artan ücretin ödendiğinin ispat yükü işverende iken buna yönelik savunma ve delil sunamadığı,

bakiye ücret alacağının 550 TL olduğu, davacı fazla mesai ücreti istemiş ise de; dinlenen tanıkların fazla mesai yapıldığına dair açıklaması olmadığından ve hizmetin villada ve yaklaşık 8 kişi ile birlikte verildiğinden yeterli delil bulunmadığı, davacı AGİ alacağı istemiş ise de; ücret bordrolarına göre davacının ücretinden gelir vergisi kesintisi yapılmadığı, böyle bir alacağın bulunmadığı, davacı alacaklarına en yüksek banka mevduat faizi istemiş ise de, bu faiz türünün İş Kanununa özel olduğu,

somut olayda TBK hükümleri uygulandığı ve TBK 117. maddeye göre dava öncesi temerrüt olgusu davacı tarafından ispatlanamadığı için alacaklara dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne; taleple bağlı kalınarak 500 TL kıdem tazminatı, 500 TL izin ücreti ve 550 TL bakiye ücret alacağı olmak üzere toplam 1.550 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, davacının AGİ alacağı, fazla mesai ücreti alacağı bakımından isteklerinin reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin kararına karşı, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge adliye mahkemesince; davacının istinaf talebinin reddine, davalının istinaf talebinin kabulü ile dosya içerisinde mevcut bulunan 27/01/2015 tarihli ibraname incelendiğinde davacının iş yasasından kaynaklı tüm alacaklarını tamamen aldığına dair ibraname vermesi karşısında TBK'nın 420. maddesi uyarınca fesih tarihinden itibaren 1 yılı aşkın süre geçtikten sonra düzenlendiği ve ibranamede işçilik alacaklarını tamamen aldığının açıkça yazılı olduğundan bu ibranamenin geçerli bir ibraname olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-)Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

Türk Hukukunda ibra sözleşmesi 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, kabul edilen Yasanın 132. maddesinde “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” şeklinde kurala yer verilmiştir.

İş ilişkisinde borcun ibra yoluyla sona ermesi ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde öngörülmüştür. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir.

Somut olayda, davacının hizmet akdi 14.01.2014 tarihinde feshedilmiş ve taraflar arasında 27.01.2015 tarihinde ibraname düzenlenmiştir. Her ne kadar ibraname yasada belirtilen süre içerisinde tanzim edilmişse de ibra konusu alacakların türü ve miktarları açıkça belirtilmemiş olduğundan ve ibranameye konu ödeme banka aracılığıyla yapılmadığı için geçerli bir ibranameden söz edilemeyeceği, ancak davacının 2.500 TL ödemeyi aldığını kabul etmesi karşısında söz konusu ibranamenin makbuz niteliğinde olduğunun kabul edilerek, yapılan ödemelerin mahsubu ile davacının varsa bakiye alacaklarının hüküm altına alınması gerekirken, bu husus gözetilmeden davanın reddine dair karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

3-Uyuşmazlığa ilişkin 6098 sayılı TBK’nun 438. maddesinde “İşveren, haklı sebep olmaksızın hizmet sözleşmesini derhâl feshederse işçi, belirsiz süreli sözleşmelerde, fesih bildirim süresine; belirli süreli sözleşmelerde ise, sözleşme süresine uyulmaması durumunda, bu sürelere uyulmuş olsaydı kazanabileceği miktarı, tazminat olarak isteyebilir. Belirli süreli hizmet sözleşmesinde işçinin hizmet sözleşmesinin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir, tazminattan indirilir. Hâkim, bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak, ayrıca miktarını serbestçe belirleyeceği bir tazminatın işçiye ödenmesine karar verebilir; ancak belirlenecek tazminat miktarı, işçinin altı aylık ücretinden fazla olamaz.”

425. maddesinde “İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık ücretli izin süresine ilişkin ücretini, ilgili işçinin izne başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermekle yükümlüdür. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, işverenden alacağı para ve başka menfaatler karşılığında yıllık ücretli izin hakkından feragat edemez. Hizmet sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçinin hak kazanıp da kullanamadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı, hizmet sözleşmesinin sona erdiği tarihte işlemeye başlar.”

398. maddesinde “Fazla çalışma, ilgili kanunlarda belirlenen normal çalışma süresinin üzerinde ve işçinin rızasıyla yapılan çalışmadır. Ancak, normal süreden daha fazla çalışmayı gerektiren bir işin yerine getirilmesi zorunluluğu doğar, işçi bunu yapabilecek durumda bulunur ve aynı zamanda kaçınması da dürüstlük kurallarına aykırı olursa işçi, karşılığı verilmek koşuluyla, fazla çalışmayı yerine getirmekle yükümlüdür. Özel kanunlardaki hükümler saklıdır.

401. maddesinde “İşveren, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür.”

402. maddesinde “İşveren, fazla çalışma için işçiye normal çalışma ücretini en az yüzde elli fazlasıyla ödemekle yükümlüdür.”

818 sayılı BK’nun 329. maddesinde “Akit ile tayin edilen yahut adet mucibince icap eden iş miktarından ziyade bir işin ifasına zaruret hasıl olup ta işçi, bunu yapmaya muktedir olur ve imtinada hüsnü niyet kaidelerine muhalif bulunursa cebrolunur. İşçi, bu ziyade iş için fazla bir ücrete müstahak olur ve bu, mukavele edilen ücretle mütenasip bir suretle hususi haller nazara alınmak şartıyla takdir edilir.”

Somut olayda; davacı hizmet akdinin davalı tarafından hiçbir haklı neden gösterilmeden feshedildiğini iddia etmiş, davalı taraf ise davacının izinsiz ve mazeretsiz olarak işe gelmediğini savunarak 14.01.2014 tarihli ihtarname ile hizmet akdini haklı nedenle feshettiğini savunmuştur.

Davacının devamsızlıklarına ilişkin tutanak tuttuğunu iddia eden davalının bu tutanakları dosyaya sunmamış olması ve davalı tanıklarının fesih anına ilişkin bizzat görgüye dayalı bilgilerinin bulunmaması ve davacının devamsızlık yaptığına dair beyanda bulunmamış olmalarına göre davacının hizmet akdinin haklı bir neden olmadan davalı tarafından feshedildiği anlaşılmıştır.

Hal böyle olunca maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime ait (6100 sayılı HMK m. 33) olduğundan iddianın ileri sürülüş şekline göre davanın hizmet akdinin haksız olarak davalı tarafından feshedilmesi nedeniyle hak kazanılan işçilik alacakları isteğine ilişkin olduğu ve davacının kıdem tazminatı talebinin iş akdinin feshedildiği tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı TBK’nun 438. maddesinde yer alan haksız fesih tazminatına hak kazandığı düşünülerek kıdem tazminatı talebi hakkında bir karar verilmelidir.

Davacı; son 1 aylık ücretinin ve 4 yıllık izin ücreti alacağının ödenmediğini iddia etmiş ve davalı taraf bu ödemeleri yaptığına veya davacıya yıllık izinlerini kullandırdığına dair yazılı belge sunamamıştır. Hal böyle olunca davalı, yukarıda bahsi geçen TBK’nun 401 ve 425. maddelerince belirlenecek ücret alacağı ve yıllık izin ücreti haklarını davacıya ödemek zorundadır.

Davacının fazla mesai ücreti alacağına ilişkin talepleri hakkında. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 1. maddesinde yer alan “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.

Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmü uyarınca 818 ve 6098 sayılı yasaların yukarıda bahsi geçen hükümlerine göre ve davacının çalışma koşullarına dair beyanlarının eksik alındığı anlaşılan tüm tanıkların yeniden dinlenilmeleri suretiyle, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda eksiklikler giderildikten sonra davacının fazla mesai ücreti talep etmeye hakkı olup olmadığı yeniden değerlendirilerek konusunda uzman bilirkişiden yapılacak hesaplamaları içeren ayrıntılı, açıklayıcı,

hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun, tarafların itirazlarını karşılayacak şekilde rapor alınarak bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi’nin 11/02/2022 tarih 2019/2618 esas – 2022/280 karar sayılı kararının HMK'nın 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 26/05/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3398, K. 2022/5105, 26 Mayıs 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3398
Karar No
2022/5105
Tarih
26 Mayıs 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2022/3398 K.2022/13464
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2022/3398 K.2022/7121
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2022/3399 K.2022/10368
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2022/3399 K.2022/9310
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2022/3399 K.2022/11302
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2022/3399 K.2022/4254

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.