KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2022/7187 E., 2022/8564 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2022
Karar Metni
828 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacılar; davalının kiracı olduğu taşınmazın kira bedelinin Malatya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/614 Esas, 2011/2060 Karar sayılı ilamı ile 31/03/2010 – 31/03/2011 dönemi için 82.800,00 TL olarak tespitine karar verildiğini, kararın 02/09/2012 tarihinde kesinleştiğini, bu dönemden sonraki 31/03/2011 - 31/03/2012 ile 31/03/2012-31/03/2013 dönemi kira bedellerinin her yıl için ayrı ayrı ÜFE oranında kira artışı yapılarak hesaplandığını ve kiracının ödemeleri düşülerek 131.648,00 TL talepli icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20 'si oranında icra inkar tazminatına, %25 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; dava konusu taşınmazda, dava dışı kardeşi ... ile birlikte 1/2 pay ile kiracı olduğunu, kiracılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, kira bedellerinin süresinde ödendiğini, fahiş artışla takip yapıldığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacıların temyizi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 04/10/2016 tarihli ve 2015/10187 E.- 2016/5632 K. sayılı kararıyla; taraflar arasındaki daha önce görülen davalarda verilen kararlarda davalının dava konusu taşınmazda kiracı olduğunun kabul edildiği, bu kararlardaki tespitin bağlayıcı olduğu ve bu durumda mahkemece kesinleşmiş mahkeme kararları dikkate alınarak işin esasının incelenmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulüne, 127.946,89 TL asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranında uygulanacak icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline yönelik verilen karar, davalı tarafın temyizi üzerine, Dairece verilen 05/11/2019 tarihli ve 2019/2799 E. - 2019/8716 K. sayılı kararla;Dava konusu taşınmazın kira bedelinin Malatya 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/614 E. 2011/2060 K. sayılı karar ile 31/03/2010-31/03/2011 dönemi için net 69.000 TL, brüt 82.800 TL olarak tespitine karar verildiği,
davacıların, 27/11/2012 tarihinde başlattıkları icra takibi ile 31/03/2011-31/03/2012 dönemi bakiye brüt kira bedeli 62.373 TL ve 31/03/2012- 31/03/2013 dönemi bakiye brüt kira bedeli 66.790 TL'nin tahsili talep ettikleri, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, Malatya 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/614 Esas sayılı kararı ile belirlenen kira bedeline her yıl için artış uygulanarak ve davalının ödemelerinin mahsubu ile davacıların brüt 127.946,89 TL kira alacağı olduğu hesaplandığı,taraflar arasında yazılı kira sözleşmesi bulunmamakta olup davacılar tarafından,
sözleşmede artış şartı bulunduğu ispat edilemediğinden Malatya 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/614 Esas sayılı kararı ile belirlenen kira bedeli esas alınarak davalının takibe konu dönem için kira borcunun hesaplanması gerekirken tespit ilamına konu kira bedeline her yıl artış oranı uygulanmak suretiyle daha sonraki dönemlere ilişkin kira bedelleri tespit edilmesi ve bu şekilde davalının fazla kira bedelinden sorumlu tutulması doğru olmadığı , öte yandan , hükme esas alınan bilirkişi raporunda,
brüt kira bedeli üzerinden kira alacağı hesaplanmış ise de davalı kiracının vergi dairesine yatırılacak vergiler düşülerek net kira bedeli ödemekle yükümlü olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde brüt kira bedeli üzerinden hesaplanan kira alacağına hükmedilmesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 90.625 TL asıl alacak ve 1.880,47 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 92.505,47 TL yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacıların diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir .
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04/02/1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; mahkemece verilen 10/01/2019 tarihli kararda davanın kısmen kabulüne, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline dair hüküm kurulmuş; bu kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine hükmün icra inkâr tazminatına ilişkin kısmı bozma sebebi yapılmamış eş söyleyişle bu konuda davacılar lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Buna göre; mahkemece,
Dairenin bozma kararına uyulduktan sonra, davacılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde icra inkâr tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nın 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/7187, K. 2022/8564, 7 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama