KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2022/7313 E., 2022/9077 K.·Mahkemesi : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2022
- İlk derece mahkemesi
- KAYSERİ 1. TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Karar Metni
782 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasında verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davalının kat maliklerinin oturduğu ... Apartmanının müteahhidi olduğunu, ... Apartmanı adlı binanın ilgili Belediyece/Yapı Denetim Kurumunca iskan ruhsatı alınması için hukuki ve teknik yönden eksik ve ayıplı bulunduğunu, davalının iskan ruhsatı alma konusundaki edimlerini yerine getirmediğini, tarafların sorunun çözümü için 04/07/2012 tarihli protokol düzenlediklerini, davalının anılan taşınmazın iskan ruhsatını alma ediminden kurtulmak için ... İlçesi, ...
Mahallesi'nde bulunan maliki olduğu dükkandaki hisse miktarını davacı kat maliklerine devretmeyi, devir işlemini altı ay içerisinde gerçekleştirmeyi kabul ettiğini, eğer altı ay içerisinde anılan taşınmazın devrini gerçekleştirmez ise, teminat olarak alınan 150.000,00 Euro bedelli ve 04/07/2012 keşide tarihli bononun teminat olmaktan çıkarak tahsil edilebileceğini vaat ettiğini, davalı işbu edimlerini yerine getirmediğinden Kayseri 5. İcra Dairesi'nin 2013/589E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu,
davalı tarafça borçlu olunmadığının tespiti hususunda Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/45E. sayılı dosyası üzerinden menfi tespit davası açıldığını, bu dosyada davanın reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini bildirerek, 150.000,00 Euro bedelli 21/01/2013 vade tarihli bono bedelinin vade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödeme günündeki Euro rayiç TL değer üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile; 150.000 Euro'nun vade tarihi olan 21/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuş, Bölge adliye mahkemesince de; davalının istinaf talebinin HMK'nun 353/1/b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalının yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemece davanın kabulü ile; 150.000 Euro'nun vade tarihi olan 21/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve karar tarihindeki kur üzerinden davalıdan karar ve ilam harcı tahsiline hükmedilmiştir. Oysa, gerek Hukuk Genel Kurulunun 1993/13-41 Esas 1993/145 Karar sayı ve 07.04.1993 tarihli kararında vurgulandığı ve gerekse Dairemizce de istikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir.
Mahkemece, 150.000 Euro'nun davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Dava tarihi olan 10/12/2019 tarihi itibari ile Euro efektif satış kuru 6.4430 olup bu durumda mahkemece harç hesaplamaları 966.450,00 TL üzerinden yapılması gerekmektedir.
Buna göre, mahkemece harcın, dava tarihindeki kur karşılığı Türk lirası üzerinden karar tarihindeki nispi harç oranına göre alınması gerekirken fazla ilâm harcı tayini usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanması, HMK'nın 370/2 maddesi hükmü gereğidir.
3- 3095 sayılı Kanunun yabancı para borcunda faiz başlıklı 4/a maddesinde sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanacağı öngörülmüştür. O halde, dava dilekçesinde yasal faiz talep edilmiş olması karşısında yasal faiz oranını aşmamak üzere, 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranın uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yasal faizi ile tahsil kararı verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanması, HMK'nın 370/2 maddesi hükmü gereğidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/7313, K. 2022/9077, 30 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama