İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2022/975 K.2022/6755

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; tarafların istinaf başvurularının esastan reddine yönelik olarak verilen…

Esas2022/975Karar2022/6755Tarih20 Eylül 2022Okuma7 dk · 1.407 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2022/975 E., 2022/6755 K.·Malatya 3. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
20 Eylül 2022
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.407 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; tarafların istinaf başvurularının esastan reddine yönelik olarak verilen karar, davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 20/09/2022 tarihinde davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı. 12/05/2011 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden davalı şirket ile arasında inşaat yapımı hususunda adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, adi ortaklıkta davalı şirket ile eşit pay sahibi olduklarını, sözleşmeden kaynaklanan edimini yerine getirdiğini, ortaklığın zarara uğradığının davalı şirket tarafından bildirilmesi üzerine 10/01/2015 tarihli protokol ile aralarında yapılan hesaplaşma sonucunda ortaklığı sonlandırdıklarını;

davalının ortaklığa konu inşaat için 790.000 TL tutarında sigorta primi ödemesi yaptığını beyan ettiğini, oysa ödenmesi gereken prim tutarının bilirkişi marifetiyle yaklaşık 400.000 TL olarak belirlendiğini, nitekim bahse konu protokol imzalanırken davalı şirket tarafından 120.000 TL tutarında fazladan sigorta primi ödendiğinin ve bu ödemenin ortaklık konusu olmayan diğer inşaatına mahsup edildiğinin kabul edildiğini,

protokol uyarınca 120.000 TL ile gerçekte ödenmesi gereken sigorta priminin hesaplanması suretiyle belirlenecek bedelin 670.000 TL'nin altına düşmesi halinde aradaki fark bedelin kendisine iade edileceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 390.000 TL alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilini talep etmiş.

02/07/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 409.250,23 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı; imzaladığı ortaklık sözleşmesi ile davacıyla arasında konut inşaatı yapımı hususunda adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, sözleşme uyarınca kar ve zarara eşit olarak katılacaklarının kararlaştırıldığını, 10/01/2015 tarihli protokolle ortaklığın sona erdiğini, davacının ortaklık ile ilgili ayni ve nakdi haklarını aldığını, herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını beyan ettiğini, ortaklığa konu iş için fazladan ödendiği anlaşılan 120.000 TL tutarındaki sigorta prim bedelinin de aralarında yapılan hesaplaşmada dikkate alınarak mahsup edildiğini, kısacası hesabın 670.000 TL üzerinden yapılıp 120.000 TL'nin davacıya ödendiğini, bu hususun protokolde yazılı olduğunu, davanın hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince.

22/06/2016 tarihli bilirkişi heyeti raporu hükme esas alınmak suretiyle, davalı ile dava dışı arsa malikleri arasında düzenlenen 12/05/2011 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden taraflar arasında inşaat yapımı hususunda adi ortaklık ilişkisi kurulduğu, davalı şirketin idareci ortak olarak belirlendiği, inşaatın 18/03/2014 tarihinde tamamlandığı, ancak ortaklığa konu iş için sigorta primine dair tahakkuk ve tahsilatların devam ettiği, fazladan prim ödemesi yapıldığının sabit olduğu;

taraflar arasında imzalanan 10/01/2015 tarihli protokol uyarınca tarafların birbirini ibra ettikleri, protokol ile sigorta primi olarak fazladan ödenen ve davalının başka bir dosyasına aktarılan 120.000 TL ile sonradan yapılacak hesaplama sonucunda sigorta priminin yine fazladan ödendiği anlaşılacak olunursa, bunun da davacıya iade edileceğinin kararlaştırıldığı, ilgili mevzuata göre ödenmesi gereken teşvikli pirim tutarının 367.415,99 TL, yapılan prim ödemesinin ise 656.666,22 TL olup, bu sebeple fazladan yapılan prim ödemesinin 289.250,23 TL olduğu gerekçesiyle;

davanın kabulü ile 409.250,23 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar, davalının istinafı üzerine, bölge adliye mahkemesince; davalı tarafça dosyaya sunulan uzman görüşü ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi giderecek ve taraflar arasında düzenlenen 10/01/2015 tarihli protokolü de değerlendirecek şekilde, konunun uzmanı bilirkişilerden ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken; yetersiz bilirkişi heyeti raporu benimsenerek,

eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; 30/04/2019 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu hükme esas alınmak suretiyle, davacının davalıdan 166.952,33 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 166.952,33 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge adliye mahkemesince; ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre; taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2) Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. ( TBK. 620/1 md. )

Adi ortaklığın sona erme sebeplerini düzenleyen TBK'nın 639. maddesinin 4. bendinde, "Bütün ortakların oybirliğiyle karar vermesiyle," ortaklığın sona ereceği belirtilmiştir.

Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık malvarlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, sermaye değerleri ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır.

Adi ortaklığın tasfiyesinde tamamen irade özerkliği ilkesi hakimdir. Bunun sonucunda ortaklar adi ortaklıkta tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağını ortaklık sözleşmesinde kararlaştırabilecekleri gibi, ortaklığın sona ermesinden sonra oy birliğiyle yapacakları bir anlaşmayla da bu hususu düzenleyebilirler (Şener, Oruç Hami, Adi Ortaklık, Ankara : Yetkin Yayıncılık, 2008, s. 510- 517).

Somut olayda; taraflar arasında düzenlenen tarihsiz protokol ile adi ortaklık ilişkisi kurulduğu, ortaklığın konusunun; davalı şirket ile dava dışı arsa malikleri arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden, davalı şirket tarafından yapımı üstlenilen konut inşaat işinden elde edilecek karın veya doğacak zararın eşit olarak paylaşılması olarak belirlendiği, sözleşme içeriğinden idareci ortağın davalı olduğu, ortaklığa konu işin tamamlanmasıyla birlikte adi ortaklığın sona erdiği, ortaklığın tasfiyesi kapsamında davaya konu 10/01/2015 tarihli protokolün taraflarca imzalandığı, işbu protokol içeriği incelendiğinde;

ortaklık faaliyeti kapsamında yapılan giderlerden sigorta prim ödemesinin tasfiye hesabında 670.000 TL olarak dikkate alındığı, eş söyleyişle 120.000 TL tutarındaki sigorta prim ödemesinin fazladan yapıldığı hususunda mutabık kalınıp bu bedel mahsup edilerek, hesabın 670.000 TL üzerinden yapıldığı, işbu hesap sonucunda davacı ortak tarafından ortaklıkla ilgili tüm ayni ve nakdi haklarını aldığına, herhangi bir hak ve alacağının kalmadığına dair beyanda bulunulduğu, ancak gerçekte ödenmesi gereken sigorta prim tutarının 670.000 TL’nin altında kalması halinde, aradaki fark bedelin yine davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı;

eldeki davanın ise, ortaklığa konu iş için gerçekte ödenmesi gereken sigorta prim bedelinin yaklaşık 400.000 TL tutarında olması gerekirken; davalı tarafça fazladan prim ödemesi gerçekleştirildiğinden bahisle, 10/01/2015 tarihli protokolden kaynaklı alacağın tahsili istemiyle açıldığı; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyeti ek raporunda, fazladan gösterilen işçilik tutarından fazladan ödendiği kabul edilen prim bedeli mahsup edilerek sonuca ulaşıldığı, hesaplamalara yönelik resmi verilerin bulunmadığı gibi ilgili protokolün de yanılgılı değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

Rapor, bu haliyle hüküm kurmaya ve denetime elverişli değildir.

Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, taraflar arasında kurulan adi ortaklığın ortaklık amacının gerçekleşmesiyle birlikte kendiliğinden sona erdiği, ortaklığın tasfiyesi kapsamında imzalanan 10/01/2015 tarihli protokol uyarınca, ortaklık faaliyeti kapsamında yapılan giderlerden olan sigorta prim ödemesi tutarının 670.000 TL olarak kabul edildiği, davacının bu bedel üzerinden yapılan hesap sonucunda herhangi bir hak ve alacağının kalmadığına dair beyanda bulunduğu,

bu sebeple taraflarca fazladan ödendiği hususunda mutabık kalınan ve hesap yapılırken mahsup edilen 120.000 TL’nin talep edilemeyeceği; öte yandan ortaklığa konu inşaata dair davalı idareci ortak adına dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde iki ayrı sicil dosyası oluşturularak bu dosyalar üzerinden işlem yapıldığı, 19/03/2014 ile 30/07/2015 tarihli “değerlendirme tutanaklarına” göre, bahse konu sicil dosyalarına toplam 883.904,67 TL tutarında fazladan işçilik bildirildiğinin resmi evrak ile sabit olduğu gözetilerek,

talep edilebilecek alacak miktarının belirlenmesi noktasında, önceki bilirkişiler dışında seçilecek aralarında Sayıştay Denetçisinin de yer aldığı konusunda uzman üç kişilik

bilirkişi heyetinden Yargıtay ve taraf denetimine elverişli yeniden rapor alınarak, bahse konu tutanaklara göre bildirilmesi gereken işçilik tutarları üzerinden ödenmesi gereken sigorta prim bedeli belirlenip, şayet belirlenen tutar 670.000 TL’nin altında ise aradaki fark bedel kadar davacının davalıdan alacaklı olduğu kabul edilip, bu miktar üzerinden taleple bağlı kalınarak hüküm tesis edilmesi gerekirken; yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının taraflar yararına BOZULMASINA, 8.400'er TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin yekdiğerinden alınıp yekdiğerine verilmesine, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 20/09/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/975, K. 2022/6755, 20 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/975
Karar No
2022/6755
Tarih
20 Eylül 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2022/983 K.2022/12468
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2022/983 K.2022/12514
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2022/984 K.2022/11960
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2022/985 K.2022/12469
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2022/987 K.2022/11783
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2022/987 K.2022/12079

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.