İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/4475 K.2024/3691

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.

Esas2023/4475Karar2024/3691Tarih18 Kasım 2024Okuma9 dk · 1.854 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2023/4475 E., 2024/3691 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
18 Kasım 2024
Mahkemesi
Ticaret Mahkemesi
Sayısı
2021/70 E., 2023/445 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.854 kelime·9 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili; davacılardan Mehmet ile diğer davacıların murisi olan ...'in davalı şirket ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Şehirlerarası Otogarının ihalesinin alınması ve devamla işletilmesi konusunda bir ortaklık sözleşmesi imzalandığını, ihaleye ilişkin 64.800,00 TL teminatın kendileri tarafından yatırıldığını, yine sözleşmeye göre gerekli şartlar sağlandığında işletmenin kendilerine devredileceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalı şirketin işletme ile ilgili olarak Gaziantep Büyükşehir Belediyesi aleyhine Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı 2007/210 E. sayılı davada,

bilirkişilerce çok yüksek bir alacak rakamı tespit edilmesine rağmen Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile anlaşarak davadan feragat ettiğini, sonrasında da işletmeyi ihale süresi dolmadan 3. kişiye devrettiğini ileri sürerek; otogar işletme sözleşmesi nedeniyle elde edilen kâr ile elde edilmesi muhtemel kârdan şimdilik 100.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.

II. CEVAP

Davalı vekili; davacılar ile arasında bir ortaklığın bulunmadığını, ihaleye ilişkin işin kendilerine devredilecek olması nedeniyle nakti teminatın davacılar tarafından yatırıldığını, işi davacılara devretmek için yapmış olduğu başvuruların ise dava dışı belediye tarafından kabul edilmediğini, zarar ettiğini ve bu nedenle 30.11.2008 tarihinde işletmeyi devretmek zorunda kaldığını, davacılar tarafından ödenilen teminatın ise kendilerine iade edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemece verilen 30.05.2013 tarihli ve 2009/241 E., 2013/185 K. sayılı kararla; davalının Gaziantep Büyükşehir Belediyesi otogar ihalesine girmesine ilişkin nakti teminatın davacılar tarafından yatırıldığının davalının kabulünde olduğu, dosyaya sunulan 25.04.2006 tarihli protokol fotokopisinden anlaşıldığı üzere ortaklık adına söz konusu ihaleye davalı şirketin katılacağının kararlaştırıldığı, bu durumda Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Şehirlerarası Otobüs Terminalinin İşletmeciliği hususunda taraflar arasında yapılmış adi ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu,

dosyaya sunulan 05.12.2008 tarihli devir sözleşmesi gereğince Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Şehirlerarası Otobüs Terminalinin işletmeciliğinin, Gaziantep Otogar İşletmeciği A.Ş.ye 30.11.2008 tarihinden geçerli olmak üzere devrinin yapıldığı ve devir işleminin de Belediye Başkanlığı tarafından onaylandığı,

adi ortaklık sözleşmesinin konusunu teşkil eden Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Şehirler Arası Otobüs Terminalinin işletmeciliğinin 30.11.2008 tarihinden itibaren dava dışı Gaziantep Otogar İşletmeciliği A.Ş.ye devir edilmesi ve devir işleminin ilgili belediye tarafından onaylanması nedeniyle adi ortaklık ilişkisinin 30.11.2008 tarihinde sona erdiği, alınan denetime elverişli bilirkişi heyet raporunda açıklandığı üzere; adi ortaklığa konu işletme nedeniyle davalı şirketin herhangi bir kârının bulunmadığı aksine 31.413,64 TL zarar ettiği, davacıların talep edebilecekleri bir kâr payı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1. Mahkeme kararına karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairece verilen 29.06.2015 tarihli 2014/11525 E., 2015/11981 K. sayılı ilamla; "...Bütün bu açıklamalar ışığında; davalı şirketin, ortaklığa konu işletmenin devri ile ilgili imzalamış olduğu tüm protokoller ile bu protokollerde alacaklı olduğu belirtilen icra takipleri hakkındaki bilgi ve belgelerin celbedilmesi,

yine davacı tarafça ortaklık için davalı tarafa (ihale için ödenilen nakdi teminat haricinde) verildiği bildirilen paralar ile ilgili makbuzların değerlendirilmesi ve sonrasında uyuşmazlığın yukarıda açıklanan ve maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek çözümlenmesi gerekirken, Mahkemece, değinilen bu yönler dikkate alınmadan, sadece davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporunun esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İkinci Bozma Kararı

1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 24.12.2019 tarihli ve 2016/261 E., 2019/859 K. sayılı kararla; davacılar ile davalı şirket arasında kurulan adi ortaklığın Gaziantep Belediyesi Şehirlerarası Otobüs İşletmeciliği işi nedeniyle kurulduğu, davacıların mevzuat gereği ihaleye katılmalarının mümkün olmadığı, bu nedenle ihaleye davalı şirket tarafından girildiği,

aralarında yapılan anlaşmaya göre davacıların eksik belgelerini tamamladıklarında işletmenin davalı şirket tarafından davacılara devredileceği, ancak davacıların eksik belgelerini bu süre içerisinde tamamlayamadıkları, Gaziantep Otobüs Terminalinin otobüslerin giriş-çıkış kapısının davalı firmaya devir edilemediği, yönetici ve idareci ortağın davalı şirket olduğu, ticari kayıt ve işlemlerin bu şirketin Gaziantep Şubesi muhasebe kaydı olarak tutulduğu, ancak bu ticari faaliyet nedeniyle toplam 573.575,48 TL zarar edildiği,

davalı firma tarafından Gaziantep Büyükşehir Belediyesi aleyhine Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/210 E. sırasına açılı olan ve sözleşmedeki edimin yerine getirilmemesinden kaynaklanan tazminat davasının 27.11.2008 tarihli karar ile feragat ile sonuçlandırıldığı, ancak taraflar arasında yapılmış herhangi bir sulh ve ibra sözleşmesinin Gaziantep Belediyesi kayıtlarında bulunmadığı, taraflarca da dosyaya sunulamadığı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin 25.11.2008 tarihli encümen kararı ile terminal işletmesinin Gaziantep Otogar İşletmeciliği A.Ş.ye devrine ve davalı şirketin teminatının iadesine karar verildiği,

davalı şirket ile Gaziantep Otogar İşletmeciliği A.Ş. arasında yapılan 05.12.2008 tarihli devir sözleşmesinin Belediyece gönderilen evrakları arasında yer aldığı, işletmenin devri için Gaziantep Otogar İşletmeciliği A.Ş. den alınan KDV dahil 750.000,00 TL'nin muhasebe kayıtlarında yer aldığı, tasfiye memurunca yapılan hesaplamaya dahil edildiği, davalının işletme nedeniyle kiracılardan tahsil edebildiği bedellerin tasfiye memuru raporunda değerlendirildiği, şubenin faaliyetinin sona erdiği 27.11.2008 tarihi itibariyle demirbaş ve aktifinin bulunmadığı,

davacılar tarafından makbuz karşılığı davalıya verildiği iddia edilen 54.220,22 TL'nin muhasebe kayıtlarında yer almadığı, bu miktarın hesaplamaya dahil edilmesinde dahi, davalının sonuç olarak davalının davacılara devretmek üzere ihale yoluyla aldığı otogar işletmesi işinin zarar ile sonuçlandığı tespit edilmekle, davacıların adi ortaklık nedeniyle davalıdan talep edebilecekleri bir alacak bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairece verilen 10.06.2020 tarihli ve 2020/1616 E., 2020/2848 K. sayılı ilamla; hükmün onanmasına karar verilmiş, karara karşı, davacılar vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine, Dairece verilen 16.12.2020 tarihli ve 2020/9647 E., 2020/7894 K. sayılı ilamla; "...Somut olayda, 29.06.2015 tarihli ve 2014/11525 E., 2015/11981 K. sayılı bozma ilamımızda davalının alacaklı olduğu icra dosyalarının celbedilip değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.

Her ne kadar Mahkemece gerekçeli kararında, davalının kiracılardan tahsil edebildiği kira bedellerinin tasfiye hesabında dikkate alındığı belirtilmişse de, hükme esas alınan raporda davalının alacaklı olduğu 83 adet icra dosyasının incelendiğine dair tespit yer almamaktadır. Raporda hesaplama davalının ticari defterlerindeki 2006-2007-2008 yıllarındaki gelir ve giderler esas alınarak yapılmıştır.

Ancak davalının alacaklı olduğu icra dosyaları incelendiğinde, 2008 yılından sonra davalı tarafından tahsil edilen alacaklar olduğu görülmüştür. Adi ortaklık hükümleri gereğince tasfiyenin karar tarihine en yakın tarih itibariyle yapılması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır. Tahsil edilen ve adi ortaklığa konu işletmenin alacağı olduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmayan kira alacaklarının tasfiyeye dahil olduğu açıktır.

Bu nedenle icra dosyalarından tahsil edilen tüm alacakların, tasfiye hesabında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bundan ayrı olarak, bir kısım icra dosyalarının ise davalı tarafından takipsiz bırakıldığı ve alacakların tahsil edilemediği anlaşılmıştır. Bu noktada, adi ortaklıkta özen borcuna yönelik açıklamalarda bulunmak gerekmektedir. TBK'nın "özen borcu" başlıklı 628 inci maddesi.

"Her ortak, ortaklık işlerinde kendi işlerinde olduğu ölçüde çaba ve özen göstermekle yükümlüdür. Her ortak, diğerlerine karşı, kendi kusuruyla verdiği zararları, başka işlerde ortaklığa sağladığı menfaatlerle mahsup ettirme hakkı olmaksızın gidermekle yükümlüdür. Ortaklık işlerini ücret karşılığı yürüten ortak, vekalet hükümlerine göre sorumlu olur." hükmünü içermektedir.

Somut olay bakımından davalı, icra dosyalarını takipsiz bırakarak kendi kusurlu davranışı nedeniyle ortaklığa verdiği zararı karşılamakla yükümlüdür.

Hal böyle olunca Mahkemece, icra dosyalarından elde edilen alacakların tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek tasfiye hesabında dikkate alınması, takipsiz bırakılarak tahsil edilemeyen alacakların ise davalının özen yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirilerek kar ve alacak hesabının yapılması gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır..." gerekçesiyle, Mahkeme kararı bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin ilam başlığında belirtilen kararıyla; yapılan yargılama sonucu, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda toplanan deliller ve tüm dosya mündericatından; davacıların adi ortaklık nedeniyle davalıdan talep edebilecekleri bir alacak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuran

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili; bozma ilamında tasfiyenin karar tarihine en yakın tarih esas alınarak yapılması gerektiğinin açıkça belirtilmesine rağmen hükme esas alınan raporda tasfiyenin dava tarihi olan 19.08.2009 tarihi esas alınarak yapıldığını, düzenlenen rapora bu yönüyle itiraz edilmesine rağmen itirazlarının dikkate alınmadığını, davalının alacaklı olduğu ve Mahkemece celbedilen icra dosyalarının, günümüz tarihi itibariyle güncel kapak hesaplarının yapılarak,

bu güncel rakamlar üzerinden kâr-zarar hesabının yapılması gerektiğini, celbedilen icra dosyalarının önemli bir kısmının davalı tarafından takipsiz bırakıldığını, bu hususun davalının özen yükümlülüğüne aykırılık olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ortaklık sürecinde müvekkilleri tarafından davalı şirkete toplam 54.220,22 TL tutarında elden ödemeler yapıldığını ve makbuzlar düzenlendiğini, ancak ödeme makbuzlarının Mahkemece değerlendirilmeye alınmadığını, bu ödemelerin de tasfiye hesabına kâr olarak katılması gerektiğini,

düzenlenen bilirkişi raporlarında bu hususun Mahkeme takdirine bırakıldığını ancak Mahkemece bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, adi ortaklığın tasfiyesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası,

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 inci uncu maddesi,

3. Değerlendirme 1. Yukarıda belirtilen Anayasa hükmü ile 6100 sayılı Kanun'un ilgili maddesi uyarınca, bir Mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.

2. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

3. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

4. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.

5. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hâkimin gerek Mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.

6. Somut olayda; Mahkemece, Anayasa'nın ve 6100 sayılı Kanun’un aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan karar verildiği, kararın hangi sebep ya da sebeplerle verildiğine ilişkin açıklama ve gerekçe içermediği, bozma ilamına uyulmakla bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği, davacılar tarafından sunulan ödeme makbuzları yönünden olumlu olumsuz hüküm kurulmadığı, bozma ilamında değinilen özen borcu hususunda gerekçede herhangi bir açıklama yapılmadığı, eş söyleyiş ile bu hususun gerekçede tartışılmadığı anlaşılmaktadır.

7. Bu durumda Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren, bozma ilamına uygun bir karar verilmesi gerekirken, gerekçesiz karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

8. Bozma nedenine göre, davacı tarafın sair temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi gereğince usulden BOZULMASINA,

2. Bozma nedenine göre, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

SONUÇ / HÜKÜM

18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/4475, K. 2024/3691, 18 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. Mahkeme Kararı
  6. IV. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  7. A. Birinci Bozma Kararı
  8. B. İkinci Bozma Kararı
  9. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuran
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4475
Karar No
2024/3691
Tarih
18 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2023/4476 K.2024/14004
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2023/4480 K.2024/13549
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/4489 K.2024/4900
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/4490 K.2024/3871
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/4491 K.2024/17845
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2023/4492 K.2024/12839

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.