İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/5266 K.2024/182

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar…

Esas2023/5266Karar2024/182Tarih16 Ocak 2024Okuma11 dk · 2.128 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2023/5266 E., 2024/182 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
16 Ocak 2024
Mahkemesi
Tüketici Mahkemesi
Sayısı
2020/190 E., 2022/133 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.128 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

Davacılar vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili; müvekkili ...'nun ikinci hamileliğinde de takiplerini ilk hamileliğinde takibi yapan davalı Dr. ...'a yaptırdığını, davalı doktor tarafından yapılan testler ve takiplerde bebeğin ve ...'in sağlığının iyi olduğunu, hamileliğin 41 inci haftasını tamamladığında halen doğum sancısının başlamadığını, bebeğin kilosunun 4.500 grama ulaştığını, davalı doktorun suni sancı ile doğumu deneyeceğini söylediğini, 21.01.2014 tarihinde suni sancı verilmek üzere hastaneye yatırıldığını, saat 12:00'de serum ile suni sancı verildiğini, sancılara dayanamayacak duruma geldiğini,

16:00-18:00 saatleri arasında kattaki hemşire veya herhangi bir doktorun NST kayıtlarını, ağrılarını ve bebeğin kalp atışlarını gösteren cihazı takip etmediklerini, NST kayıtları incelendiğinde birtakım düzensizlikler olduğunu, davalı Dr. ... kontrole gelmediği gibi nöbetçi doktor tarafından da tetkik edilmediğini, davalı doktorun odasına saat:18:00'de geldiğini, su kesesini doğumhaneye dahi gitmeden patlattığını ve hasta odasındaki yatağında ıkındırmaya başladığını, gelen suyun mekonyumlu olduğunu, davalı doktorun doğumhaneye taşıtarak doğumu normal yoldan gerçekleştirmek için uğraşmaya devam ettiğini,

bebeğin başını kivi olarak ifade edilen bir aletle vakumlama yapmak suretiyle çekmeye başladığını, ancak bu yöntem ile de doğumun gerçekleşmediğini, doğumhaneye çağırılan Dr. ...'ın doğuma müdahale ettiğini ve sezaryene alınmasını sağladığını, sezaryan sonunda rahminin yırtıldığını, gün boyunca kan kaybettiğini ve hayati tehlike altında bulunduğunu, eşi.............,'ndan izin alınmak suretiyle rahminin alındığını, bebeğin kalbinin durduğunu, nefes alamadığını ve kalp masajıyla hayata döndürüldüğünü, sürecin sonunda bebeğe ileri derecede beyin hasarı (iskemik hipoksik ensafalopati) ve asfiksi teşhisi konulduğunu,

doğumda meydana gelen asfiksiye bağlı olarak 1,5 yıl boyunca makinelere bağlı olarak yaşayabildiğini, ancak, sayısız tıbbi operasyona ve ailenin tarifi mümkün olmayan mücadelesine rağmen, 20.07.2015 tarihinde hayatını kaybettiğini, davalı Dr. ...'ın aydınlatılmış onamını almayarak, takibini yapmayarak, geç müdahale ederek, genel tıp uygulamasına ve tıp doktrinine aykırı bir doğum yöntemi uygulayarak ve ortaya çıkan tüm bulgulara rağmen bu yöntemden vazgeçmeyerek, davalı hastanenin ise ehil doktor ve hemşireler istihdam etmeyerek ve hizmetin işlemesine imkan verecek bir organizasyon gerçekleştirmeyerek bir daha anne olma şansını kaybetmesine,

bebeğin ise özürlü olmasına sebebiyet verdiğini, bebek ...........,'ın özür oranının %60 olarak belirlendiğini ileri sürerek, ... için 500.000,00 TL, ..... için 350.000,00 TL, ..........için 100.000 TL, ..... için 50.000 TL manevi tazminat ile 15.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile ...'ın tedavisi için tüm yaşamı boyunca yapılacak harcamalar,

yine bu rahatsızlığa bağlı olarak yapılması zorunlu tüm masraflar ve bu olaya bağlı olarak uğrayacakları zararlar için dava tarihi itibariyle kesin olarak bir hesaplama yapılabilmesinin mümkün olmaması nedeniyle HMK'nın 107 nci maddesi uyarınca 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili; istenmeyen sonucun meydana gelmesinde herhangi bir tıbbi hata, ihmal bulunmadığını, davalı doktor ve hastanenin hastanın takip ve tedavisi sürecinde gereken yüksek özeni gösterdiğini, doğum sırasında ortaya çıkan komplikasyonu doğru yönettiğini, nadiren görülen bu doğum komplikasyonu karşısında anne ve bebeğin hayatının kurtarılmasının sağlandığını, davacının/hastanın net bir ifade ile sezaryen ile doğum yapmak istemediğini, mutlaka vajinal doğum yapmak istediğini belirttiğini,

hastanın 3 günde bir kontrol edildiğini ve her kontrolde miad aşımı gebelikler ve iri bebek ile ilişkili risklerin kendilerine tekrar tekrar anlatıldığını, 20.01.2014 tarihinde 41 hafta 1 günlük gebelik ile yapılan kontrolde tüm risklerin detayının tekrar tartışıldığını, risklerin artarak devam ettiği konusunda çiftin bilgilendirildiğini, bebek ve anne kaybı dahil geniş bir yelpazede karşılanabilecek tüm riskler konusunda uyarıda bulunulduğunu, davacı ...'nun davalı doktoru 20.01.2014 tarihinde arayarak kesinlikle sezaryen istemediklerini ve ertesi gün doğum indüksiyonu yapılmasını onayladıklarını söylediğini,

hastanın bilgilendirildiğine dair yazılı onam alındığını, davacı ...'nun 21.01.2014 tarihinde doğum indüksiyonu için davalı hastaneye yatırıldığını, yasal düzenlemelerde sezaryen doğumların ancak tıbbi zorunluluk halinde tercih edilebileceğini, davacının gebeliğinde sezaryenin tıbbi zorunluluk olmadığını, kristeller manevrasının sezaryen kararı almadan önce denenmesinin tıp kurallarına uygun olduğunu, bebeğin kalp atışlarının iyice düştüğünün ultrasonda görülmesi üzerine sezaryen kararı alındığını, rahim yırtılmasının doğumlarda az görülen bir komplikasyon olduğunu,

hem anne hem bebek için ölümcül olabilecek komplikasyona çok hızlı ve etkin bir şekilde müdahale edildiğini, rahim yırtılması komplikasyonunun gelişmesinde davalının herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacıların İstanbul Tabip Odası'na şikayetleri üzerine,

davalı doktor ... hakkında soruşturma açılmasına yer olmadığına dair karar verildiğini, davalı doktorun doğum eyleminde yaptığı girişimlerin tababet kurallarına uygun olduğunu, davalı doktor ...'ın özen sorumluluğunu yerine getirdiğini, yapılan uygulamanın tıp kurallarına uygun olduğunu, istenmeyen sonucun kusur veya ihmalleri sonucu ortaya çıkmadığını, olası riskler konusunda davacı/hastanın defalarca ve ayrıntılı olarak aydınlatıldığını, yazılı onamının alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 08.05.2018 tarihli ve 2015/367 E., 2018/314 K. sayılı kararıyla, davacı ...'nun doğumu ile ilgili alınan kararın ve yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olarak yürütüldüğü, davalı doktorun özen borcunu gereği gibi yerine getirdiği, kusurlu eylemi bulunmadığı, davalı doktorun kusurlu eylemi bulunmadığından alınan kararlar, yapılan işlem ve meydana gelen sonuç nedeniyle davalı hastanenin de sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle Yüksek Sağlık Şurası raporları da dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1.Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 14.01.2020 tarihli ve 2018/6045 E., 2020/98 K. sayılı ilamıyla; yargılama sırasında Yüksek Sağlık Şurasından raporlar alındığı, raporlarda davalı doktor ile hastanenin herhangi bir kusuru olmadığı belirlenmiş ise de; anılan raporların taraf iddialarını yanıtlayacak ve davalı doktorun teşhis ve tedavide yeterli özen ve dikkati gösterip göstermediğini ortaya koyacak nitelikte yeterli açıklamayı içermediği, olayda davalıların kusurlu olup olmadığının tespiti için bu raporlara dayanılarak hüküm kurulamayacağı, nitekim davacı tarafça bu raporlara itiraz edildiği,

o halde mahkemece, doğum öncesindeki muayene ve tedavilere ilişkin tüm bilgiler, kayıtlar ilgili hastaneden celp edilerek üniversitelerin tıp fakültelerinde görevli öğretim üyelerinden kadın hastalıkları ve doğum konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, davalı doktorun doğum esnasında aldığı kararlar, özellikle doğum haftası ve bebeğin kilosu dikkate alınarak normal doğum için yeterli şekilde aydınlatıp aydınlatmadığı, hastaneye yatırıldığından sonraki saat 16:00 ile 18:00 saatleri arasında anne ve bebeğin takibinin düzenli olarak yapılıp yapılmadığı,

normal doğumun gerçekleşmesi için uygulanan ilaçların ve yöntemlerin tıbben uygun olup olmadığı, doğum saati ve tüm aşamalar birlikte değerlendirildiğinde doktorun sezeryan kararı almasında bir gecikme olup olmadığı konularında, nedenlerini açıklayıcı, davacı iddialarını karşılayacak şekilde taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı hastane açısından, sözleşmenin ifası sırasında uğranılan zarar ve zarardan doğan sorumluluk şartlarının somut olayda gerçekleşmediği, yine 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi gereğince davalı doktor açısından, haksız fiil şartları olan hukuka aykırı fiil, zarar, illiyet bağı ve kusurdan söz edilemeyeceği, davacının uğramış olduğu maddi ve manevi zarar bulunmadığı, gelen evraklar, dinlenen tanık beyanları, alınan heyet raporları ve Adli Tıp Kurumu raporu dikkate alınarak her iki talep yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuran

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Dairenin 21.03.2023 tarihli ve 2022/5015 E., 2023/691 K. sayılı kararıyla, dosya içeriğine, kararın bozmaya uygun olmasına, mahkeme kararının dayandığı yasal ve hukuksal gerekçelere, delillerin takdirinin yerinde bulunmasına ve özellikle davacılar vekilince ileri sürülen temyiz sebeplerine göre, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.

V. KARAR DÜZELTME

A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran

Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

B. Karar Düzeltme Sebepleri

Davacılar vekili; davacı ...'in sabah hastaneye geldiğinde, saat 06.20’de hemşirelerin kendisine hiç açıklamadan ve okumasına da imkan vermeden yaklaşık 25 sayfa evrak imzalattığını, bu belgelerden birisinin de normal ve müdahaleli vaginal doğum bilgilendirme ve aydınlatılmış onam belgesi olduğunu, bu belge imzalandığı esnada Dr. ...'ın hastanede olmadığını, olay tarihinde saat 16.00 ila 18.00 arasında davacının klinik takibinin yapılmadığı hususunun epikriz notuyla sabit olduğunu, bozma ilamına uyulduğu halde bozma doğrultusunda inceleme yapılmadığını,

bozmadan sonra Marmara Üniversitesi tarafından sunulan her iki raporda da bu hususta ayrıntılı değerlendirme yapılmadığını, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilimdalı’na başvurularak alınan bilimsel mütalaada; ''...’nun travay sürecinde propess ile birlikte oksitosin uygulanmasının ilacın ruhsat bilgisi dışında kullanımı olarak değerlendirildiği, standart uygulamada yeri olmayan bu durumun tıp kurallarına uygun olmadığı,

propess ile birlitke oksitosin kullanımının hızlı travayı tetiklediği'' sonucuna varıldığını, Acıbadem Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan bilimsel mütalaanın da Adli Tıptan alınan raporun tam aksi yönde olduğunu, oksitosin ve propessinin birlikte kullanımına ilişkin değerlendirme yapılmaksızın, yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu şeklinde genel bir değerlendirmeye yer verildiğini, bilirkişi raporlarında Amerikan Hastanesi’nin istihdam eksikliği, organizasyon bozukluğu ve genel olarak hizmet kusurundan kaynaklanan sorumluluğu bulunup bulunmadığı hususunda ayrıntılı ve denetime elverişli değerlendirme yapılmadığını,

somut hadisede hastanenin apaçık bir organizasyon bozukluğu bulunduğunu, Mahkemenin iddiasının aksine, doktorun ve/veya sağlık personelinin kusuru bulunması dahi, hastanenin organizasyonu gerçekleştiren yapı olmasından kaynaklanan sorumluluğu olduğunu ileri sürerek; onama kararının kaldırılarak kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı doktorun özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502 nci ve devamı maddeleri. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 386 ncı ve devamı maddeleri.)

3. Değerlendirme

Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.

Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür.

Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. (Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cilt, Ank. 1982, Sh.236 vd) Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir.

Gereken özen görevini göstermeyen vekil, TBK 510 (BK 394/1) maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir.

Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 14.01.2020 tarihli ve 2018/6045 E., 2020/98 K. sayılı bozma ilamında; normal doğumun gerçekleşmesi için uygulanan ilaçların ve yöntemlerin tıbben uygun olup olmadığı hususunda da değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiş, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususta; ''öncelikli olarak serviksin olgunlaştırılması için propes yerleştirildiği ve pelvik muayene ile serviksin olgunlaşması ve açılmasına göre uygun doz ve zamanda propes ile synpitanın birlikte kullanıldığı, bu uygulamanın obsteterik açıdan ve literatürde de yer alan uygun bir yöntem olduğu, bu bakımdan uygulanan ilaç ve yöntemin uygun olduğu'' değerlendirilmiştir.

Davacı tarafın temyiz itirazlarında belirtilen propess isimli ovülün prospektüsünün 2 numaralı bendinde ''aşağıdaki durumlarda doktor ya da hemşire size propess vermeyecek ya da verdikten sonra propess'i çıkartacaktır: Doğum sürecinin ilerlemesine yardımcı olmak için oksitosik etkisi olan bir ilaç ve/veya doğumu başlatan başka ilaçlar verilmesi gerekiyorsa'' denildiği, ''diğer ilaçlar ile birlikte kullanımı'' başlığı altında yine; ''oksitosik ilaçlar (rahim kasılmasını sağlayan) ile birlikte aynı anda kullanılmamalıdır.'' uyarısının yer aldığı, dava konusu olayda sabah saat 07.00'de davacı hastanın rahim ağzına propess yerleştirildiği ve saat 12.00 civarlarında bu propess çıkartılmadan hastaya oksitosik etkili ilaç verilmeye başlandığı, yani iki ilacın aynı anda kullanıldığı anlaşılmıştır.

Bozma doğrultusunda ve hükme esas alınan Marmara Üniversitesinde görevli öğretim üyesi bilirkişilerden alınan raporda her ne kadar; ''öncelikli olarak serviksin olgunlaştırılması için propes yerleştirildiği ve pelvik muayene ile serviksin olgunlaşması ve açılmasına göre uygun doz ve zamanda propess ile birlikte synptian birlikte kullanıldığı, bu uygulamanın pbstetrik açıdan ve literatürde de yer alan uygun bir yöntem olduğu, bu bakımdan uygulanan ilaç ve yöntemin uygun olduğu'' değerlendirilmişse de raporda söz konusu ilacın prospektüsünden ve prospektüste aynı anda kullanılmaması yönünde yazılı bilgilerden bahsedilmediği,

bu hususta davacıların iddiasının karşılanmadığı, davacıların bu yöndeki iddialarının karşılanması için bilirkişi heyetinden rapor alınması ve iki ilacın aynı anda kullanılması hususunun sonuca etkili olup olmadığının değerlendirilmesi için kararın bozulması gerekirken zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile onama ilamının kaldırılarak Mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairece verilen 21.03.2023 tarihli ve 2022/5015 Esas, 2023/691 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyen davalıya iadesine,

SONUÇ / HÜKÜM

16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/5266, K. 2024/182, 16 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. Mahkeme Kararı
  6. IV. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  7. A. Bozma Kararı
  8. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
  9. V. Temyiz
  10. A. Temyiz Yoluna Başvuran
  11. B. Gerekçe ve Sonuç
  12. V. Karar Düzeltme
  13. A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
  14. B. Karar Düzeltme Sebepleri
  15. C. Gerekçe
  16. VI. Karar
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5266
Karar No
2024/182
Tarih
16 Ocak 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2023/5267 K.2024/1936
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/5267 K.2024/1080
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2023/5268 K.2024/1937
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/5270 K.2024/189
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2023/5270 K.2024/578
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/5271 K.2024/268

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.