KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2024/1802 E., 2025/2468 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/364 E., 2023/249 K.
Karar Metni
1.233 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 29.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ...'in sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının davalılar ile 10.000,00 TL sermaye koyarak anaokul işletilmesine yönelik adi ortaklık kurduğunu, davacının eşine ait hesap üzerinden mobilya alındığını ve sair ödemeler gerçekleştirdiğini, ortaklıkta kazanılan paradan öncelikle davalı ... adına çekilen kredinin ödendiğini, davalıların davacının ortaklıktan ayrılması için elinden geleni yaptıklarını, ortaklığın davacı için çekilmez hale geldiğini, resmi olarak ortaklığın 2015 Ocak-Nisan aylarında devam ettiğini, ancak 2014 yılının Ağustos ayından itibaren emeğini de ortaya koymasına rağmen ücret ve kâr payı alamadığını,
davalıların elde ettikleri gelir ile araç satın aldığını, 30.06.2015 tarihinde davalılara ihtar çektiğini, davalıların verdikleri cevapta borçlarının bulunmadığını bildirdiklerini ileri sürerek; bilirkişi tarafından hesaplandığında artırılmak üzere 10.000,00 TL sermaye payı, 2.000,00 TL kâr payı ve sair zararlara ilişkin 12.000,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacının ortaklığa kuruluş aşamasında ve daha sonra maddi katkıda bulunmadığını, tadilat dahil olmak üzere tüm harcamaların davalı ... ve diğer davalı ...’in eşi tarafından çekilen krediyle karşılandığını, davalı ... tarafından çekilen kredinin de eşi tarafından ödendiğini, kapı ve mobilyaların davacının eşinin aracılık etmesiyle alındığını, ancak ödemeyi davacının eşine elden yaptıklarını, davacının eşinin ise kendi hesabından ödeme yaptığını, ortaklığın kâr elde etmediğini, aksine zarar ettiğini, buna rağmen davacıya elden 3.000,00 TL ödendiğini,
borcu olduğunu söylediği kişinin hesabına ise davalı ... tarafından 5.000,00 TL havale yapıldığını, davacının iddia ettiği aracın davalı ...’un eşine ait olduğunu, davacının alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.06.2020 tarihli kararıyla; davacı açısından ortaklığın 22.12.2014-30.06.2015 tarihleri arasında geçerli olduğu, davacının ortaklığa ilişkin olarak 4 adet banka dekontuyla ödeme yaptığının belirlendiği, fazlaya ilişkin iddianın ise ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 9.200,00 TL'nin 06.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 27.01.2021 tarihli ilamla; "(...) Bütün bu açıklamalar ışığında, Mahkemece; taraflar arasında anaokulu işletilmesi için 24.12.2012 tarihinden geçerli olmak üzere bir adi ortaklık kurulduğu ve işbu ortaklığın 30.06.2015 tarihinde taraflarca feshedildiği gözetilerek; uyuşmazlığın yukarıda açıklanan ve maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek çözümlenmesi gerekirken, değinilen bu yönler dikkate alınmadan, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyulmasına karar verilen Yargıtay ilamı doğrultusunda belirtilen sıra ve yöntem izlenerek adi ortaklığın tasfiyesinin sağlandığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ...
Noterliğinin 22.01.2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesiyle 22.12.2014 tarihinden başlamak üzere kurulan ve 30.06.2015 tarihinde feshedilen ...'nın tasfiyesine, bu tasfiye sonucu bilanço, sermaye katkısı ve zarar mahsubu dikkate alınarak adi ortak olan davacının payına düşen 3.827,10 TL'nin fesih tarihi olan 30.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili.
Mahkemece bozma ilamı uyarınca atanan tasfiye memuru tarafından tutulan rapor, detaylı incelemeden uzak bir şekilde dosyada var olan mevcut deliller değerlendirilmeden hazırlandığını, gerekçeli kararda yalnızca tasfiye memuru raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, adi ortaklığa ilişkin hükümlerin eksik ve yanlış uygulanması sebebiyle davacının talebinin tamamen kabul edilmesi gerekirken kısmen kabulünün hakkaniyetle bağdaşmadığını, bozma ilamı sonrasında tanık dinletme taleplerinin dahi tekrar değerlendirilmediğini,
davacı tarafından gayriresmi bir şekilde öğrencilerden alınan paraları gösterir belgelerin fotokopileri sunulmuş olmasına rağmen tasfiye memurunca işletmenin gerçek durumunu ortaya koyacak bu belgeler dikkate alınmadan değerlendirme yapıldığını, hesap defterlerinde gözüken zararın oluşumunda davacının yönetimden kötüniyetli bir şekilde uzaklaştırılması ve çoğu gelirin kendisinden gizlenmesi sebebiyle hiçbir payı bulunmamakla birlikte, davalıların yapılan işlemlere ilişkin diğer ortağa karşı bildirim yükümlülüğünü de yerine getirmediklerini, davacıya hiçbir şekilde okula ait hesapları göstermediklerini,
sadece bu durumun bile ortaklığa ait borçlarda davacının bir sorumluluğu olmadığını gösterdiğini, her ne kadar davalı ...'un çektiği kredi ekstrelerinde taksitlerin ödemesi davalının eşinin hesabından yapılıyor gözükse de davalının işbu kredi bedelini işletmenin kârından tahsil ettiğini, ayrıca davalı ...'un yazısı ile sunulmuş gayrıresmi defterde okula gelen öğrenci sayısının kısmen belli olduğunu, davacının ortaklığa maddi katkısının yanı sıra emeğiyle de katıldığını, ancak karşılığında hiçbir ücret almadığını,
bir ortağın zarara katılmaksızın yalnızca kazanca katılması ortaklığa emeğini koymuş ortak için geçerli olduğu doğrultusunda davacının ortaklığa ilişkin zarardan sorumlu tutulamayacağını, davacının ortaklığa büyük oranda emeğiyle katıldığının ispatı konusunda tanık bilgi ve görgüsünün bulunduğunu, davalının dosyaya sunmuş olduğu gayriresmi defter ve belgelerin somut gerçeği yansıtmadığını, tasfiye memurunca dava konusu işletmeye harcanan bedelin tam olarak tespiti için yeterli bir inceleme ve araştırma yapılmadığını, zira tespit edilen demirbaş bedeli ile bir anaokulunun kurulması ve işletilmesinin mümkün olmadığını,
dava konusu kiralık mecurun tüm tadilat işlemlerinin davacının eşinin katkısı ile yapıldığını, tanıkları adi ortaklığın nasıl kurulduğu, davacının yapmış olduğu katkı ve davacının davalılar tarafından nasıl devre dışı bırakıldığı gibi hususlarda beyanda bulunabilecek iken Mahkeme tarafından eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, bu hali ile davacının ortaklığa yapmış olduğu yatırım, ortaklığın değeri ve alacağı çok daha yüksek olup Mahkemece kararlaştırılan 3.827,10 TL olmasının kabul edilemeyeceğini, sunmuş oldukları kredi kartı dökümleri, ödeme dekontları,
öğrenci listeleri vs. bir arada incelendiğinde bile davacının tasfiyeye ilişkin alacak hakkı ve kâr paynın ortaya çıkacağını, Mahkemece öğrenci sayısının tespiti için ilgili kurumlara müzekkere yazılmadığını, ortalama bir anaokulu kurmak için maliyet hesabı yapılmadığı gibi davacının sermaye ve kar payının da hesaplanmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, anaokulu işletilmesine yönelik adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
1. Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde hüküm, temyiz edenin aleyhine bozulamayacağı gibi Yargıtayın temyiz eden tarafın lehine verdiği bozma kararına uyan Mahkeme de temyiz eden tarafın bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Bu yasağa "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve Mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, Mahkemece 30.06.2020 tarihli kararda davanın kısmen kabulü ile 9.200,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm sadece davacı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 27.01.2021 tarihli kararı ile tasfiye hükümlerinin taraflar arasındaki adi ortaklığa uygulanması gerektiği gerekçesiyle karar, davacı yararına bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesine ve davacının payına düşen 3.827,10 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece 9.200,00 TL yönünden kurulan ilk hükmün sadece davacı tarafça temyiz edildiği, davalı tarafın temyizi bulunmadığı, bu hükmün davacı taraf lehine usulü kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmekle, bozma ilamına uyularak aleyhe hüküm verme yasağına aykırı olarak karar verilmek suretiyle davacının usuli kazanılmış hakkının ihlal edilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1802, K. 2025/2468, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama