İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 3. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2893 K.2025/2062

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili ve asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten…

Esas2024/2893Karar2025/2062Tarih10 Nisan 2025Okuma10 dk · 1.968 kelime

KÜNYE

3. Hukuk Dairesi 2024/2893 E., 2025/2062 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
10 Nisan 2025
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2022/266 E., 2023/600 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.968 kelime·10 dk okuma·8 bölüm

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili ve asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili; müvekkillerinin dava konusu taşınmazların 01.01.1978 tarihli tarla satış sözleşmesi ile ... ... ... mirasçıları olan davalılardan satın aldıklarını, satış sözleşmesinin yapıldığı tarihte tapu kaydı henüz bulunmayan taşınmazların 1979 yılındaki kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına kayıt gördüğünü, 1980 yılında davalıların tapu müdürlüğüne dilekçe sunduklarını ancak sonrasında tapu kaydının devri hususunda resmi bir adımda bulunmadıklarını, davalıların tescil davasını ileri sürerek tapu devrine yanaşmadıklarını, 415 nolu taşınmazda müvekkilleri ... ve ...'in,

412 nolu taşınmazda ise müvekkili ...'ın sözleşme tarihi olan 1978 yılından beri malik sıfatı ile zilyet olduklarını, taşınmazın satış bedeli olan 325.000,00 ETL'nin 1978-1980 yılları arasında taksitler halinde tamamının ödendiğini belirterek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkilleri adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde ödenen satış bedelinin günümüz ekonomik koşullarına uyarlanarak davalılardan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP

1.Davalılar vekili; tapulu taşınmazların resmi olmayan senetle satışının mümkün olmadığını, davacıların ...'in senetler altında imzasının bulunmadığını, kadastrodan önceki sebeplere dayanarak hak talep edilmesine ilişkin on yıllık hak düşürücü sürenin sona erdiğini, senetlerde tahrifat yapıldığından altındaki imzaları kabul etmediklerini, müvekkillerinin tapularını mahkeme kararı ile 1997 yılında aldıklarını, şimdiye kadar böyle bir iddianın gündeme gelmediğini, davacılar tarafından satış bedeli olarak yapılan bir ödemenin olmadığını,

davacıların taşınmazları karşılıksız kullandıkları gibi içerisinde bulunan ağaçları da keserek müvekkillerinin zarara uğramalarına neden olduklarını, senetlerde belirtilen rakamların abartılı olduğunu, sözleşme tarihinde bu fiyatla satış yapılmasının mümkün olmadığını, zamanaşımı itirazları haklı görülmediği takdirde ve imzaların aidiyeti tespit edilirse 01.01.1978 tarihli senette peşin ödenen 100.000,00 TL bedelden, diğer tarihsiz senette belirtilen satışın iptali ile 62.500,00 TL düşüldükten sonra kalan 37.500,00 TL'yi müvekkillerinin ödemeye hazır olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.

2. Asli müdahil ...; kendisinin davacıların kardeşi olduğunu, davaya dayanak yapılan 01.01.1978 tarihli harici satış senedinde alıcıların ..., ... ve diğer mirasçılar olarak göründüğünü, senedin içeriğinde alıcının ... ... mirasçıları olduğunun görüleceğini, kendisinin de alıcı ... ...'ın mirasçısı olduğunu, her ne kadar davacılar Mahkemeye sunduğu 02.06.1990 tarihli rızai taksim sözleşmesi ile taşınmazların tamamının kendilerine ait olduğunu ileri sürmektelerse de, belgede kendisinin de imzasının olduğunu, davacıların diğer mirasçıları da yanıltarak bu belgeyi temin ettiklerini, kendisinin mirasçı olduğunu belirterek,

asli müdahil olarak katılmayı ve miras payı oranında tapunun iptali ile adına tescilini istemiş, 20.09.2016 tarihli dilekçeyle tapu iptali ve tescil, aksi halde miras payı olan 20.541,00 TL'nin davalılardan tahsilini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 22.04.2014 tarihli kararıyla; taşınmazların harici satışlarının kural olarak geçersiz olduğu, ancak tesis kadastrosu geçmemiş ve çap kaydı oluşmamış tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların menkul mal hükmünde olmaları nedeniyle devirlerinin herhangi bir şekle tabi olmadığı,

çekişmeli taşınmazların 01.01.1978 tarihli satış sözleşmesi ile tespit gününden önce davacılara satılıp zilyetliklerinin devredildiği ve davaclılar yararına edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 412 sayılı parselde kayıtlı taşınmazın davalılar adına olan tapusunun iptaline, davacı ... adına tapuda kayıt ve tesciline, 415 sayılı parselde kayıtlı taşınmazın davalılar adına olan tapusunun iptali ile davacılar ... ve ... adlarına 1/2 hisseli olarak tapuda kayıt ve tesciline, davacının güncellenmiş değerin ödenmesine ilişkin terditli talebinin reddine karar verilmiş;

hükme karşı, süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince verilen 31.03.2015 tarihli ilamla; çekişmeli parsellerin 24 Ağustos 1978 ve 28 Ağustos 1978 tarihlerinde tespit gördüklerini, davacıların 01.01.1978 günü düzenlenmiş satış senedine, yani tespit gününden önceki hakka dayanarak dava açtıklarını, dosya içinde bulunan tapu kayıtlarından çekişmeli her iki taşınmazla ilgili kadastro tespitlerinin 16.12.1997 tarihinde kesinleşerek tescil edildikleri ve davanın açıldığı 23.09.2011 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiğinin anlaşıldığı,

hak düşürücü sürenin dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesinin zorunlu olduğu, hal böyle olunca; tapu iptali ve tescile yönelik istemlerin hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, davacıların talebi, tapu iptal ve tescil istemlerinin mümkün olmaması halinde ödenmiş satış bedelinin günün koşullarına göre belirlenecek miktarının kendilerine verilmesine ilişkin de olduğundan;

davacıların tapu iptali ve tescil istemlerinin açıklanan nedenlerle hak düşürücü süreden reddine karar verildikten sonra bedele yönelik istemleri değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, karar bozulmuştur.

2.Bozmaya uyan Mahkemenin 30.05.2017 tarihli kararıyla; davacıların uyuşmazlık konusu yere hala zilyet oldukları anlaşılmış olup, bu sebeple ödenen bedelin iadesi talepleri hakkında sebepsiz zenginleşme şartlarının henüz oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; kararının süresi içinde davacılar vekili ve asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 23.06.2021 tarihli ilamla; hükmün onanmasına karar verilmiş, davacılar vekili ve asli müdahil vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

3.Dairece verilen 08.02.2022 tarihli ilamla; davacıların ve asli müdahilin sair karar düzeltme isteğinin reddine karar verilerek, tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların menkul mal hükmünde olup, zilyetliğin devri suretiyle satışın gerçekleştiği, tapusuz taşınmazlarda zilyetliğin devri ile ilgili yapılan anlaşmaların geçerli olup, 3402 sayılı Kanun'un 14/1 maddesi gereğince bu sözleşmelerin varlığının her türlü delil ile ispatlanabileceği, somut olayda; davalılar tarafından Muğla İli, ...

İlçesi, ...

Köyü 412 ve 415 sayılı taşınmazların 01.01.1978 tarihinde tarla satış senedi başlıklı adi senet ile davacıların da isminin yer aldığı ... ... mirasçılarına satıldığı, taşınmazların zilyetliğinin davacılara devredildiği, davalılar tarafından tapulama müdürlüğüne yazılan 15.04.1980 tarihli dilekçeyle; dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro çalışmaları sırasında eski sahipler ... ... ... varisleri adına bu yerlerin tespitinin yapıldığı, yapılan tespitin hatalı olduğu,

bu tespitin gerçek sahipleri olan alıcılar ... ve diğer mirasçılar adına tesciline karar verilmesi yönünde talepte bulundukları, kesinleşen Kadastro Mahkemesi kararı neticesinde dava konusu taşınmazların davalılar adına tescil edildiğinin anlaşıldığı, taraflar arasındaki satış sözleşmesi, taşınmazın bulunduğu bölgedeki kadastro tespitinden önce yapıldığı için, her ne kadar sözleşme adi yazılı şekilde yapılmış olsa da geçerli sayıldığı, davacılar ve diğer mirasçıların başlangıçta iyiniyetli olarak satın alıp zilyetliğini de devraldığı,

satış sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olduğu ve taşınmazın rayiç değerine hükmedilmesi gerekirse de, somut olayda davacılar gerek dava dilekçesinde gerekse de temyiz dilekçesinde, taşınmazların tapusunun iptali ile adlarına tescili, bunun mümkün olmaması halinde ödenen satış bedelinin günümüz ekonomik koşullara uyarlanarak taraflarına verilmesi yönünde talepte bulundukları, bu durumda davacılar ve asli müdahilin taşınmaz için davalılara verdiği bedeli, sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde geri isteyebileceği, Mahkemece 01.01.1978 tarihli sözleşme uyarınca taksitler halinde en son 10.04.1980 tarihinde ödenen satış bedelinin,

ifanın imkansız hale geldiği ... Kadastro Mahkemesinin 27.11.1996 tarihli ve 1978/808 E., 1996/195 K. sayılı kararının onanarak kesinleştiği 16.12.1997 tarihi itibariyle (çeşitli ekonomik etkenlerin TEFE-TÜFE artış oranları, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri ekonomik göstergelerin ortalamaları alınmak suretiyle) ulaşacağı alım gücünün, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde,

uzman bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınmak suretiyle (alıcının denkleştirici adalet uyarınca isteyebileceği iade tutarının geçerli sözleşme ile elde edeceği menfaatten -rayiçten- fazla olamayacağı hususu gözetilmek suretiyle) belirlenmesi ve bu yolla belirlenecek bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, kabule göre de Mahkemece, asli müdahilin talebine yönelik olumlu veya olumsuz hüküm kurulmamış olmasının da doğru olmadığı,

kararın bu nedenle bozulması gerekirken, zuhulen onandığı gerekçesiyle, davacılar vekili ve asli müdahil vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne ve Dairenin 23.06.2021 tarihli onama kararının kaldırılarak hükmün davacılar ve asli müdahil yararına yararına bozulmasına karar verilmiştir.

4.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla.

21.07.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; denkleştirici adalet ilkesi esas alınarak yapılan hesaplamada 6 ayrı parametre (altın, Amerikan doları, Alman markı, memur maaş katsayısı artışı, asgari ücret artışı ve enflasyon) dikkate alınarak, yapılan hesaplamada öncelikle ödenen tutarların ifanın imkansız hale geldiği 16.12.1997 tarihine güncellendiği, daha sonra ise dava tarihine kadar güncellenmiş ana para üzerinden yasal faiz oranları dikkate alınarak faiz hesabı yapıldığı,

son taksit ödeme tarihinden ifanın imkansız hale geldiği tarihe ana para güncellenmiş ve tutar olarak 962,63 TL, 16.12.1997'den dava tarihi olan 23.09.2011'e kadar işleyen yasal faizi 4.275,45 TL olmak üzere toplam faiz dahil tutarı 5.238,08 TL, taksit ödeme tarihlerinden ifanın imkansız hale geldiği tarihe ana para güncellenmiş ve tutar olarak 1.881,30 TL, 16.12.1997'den dava tarihi olan 23.09.2011'e kadar işleyen yasal faizi 8.355,65 TL olmak üzere toplam faiz dahil tutarının 10.236,95 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle;

davacıların tapu iptal ve tescil taleplerinin reddine, davacıların güncellenmiş bedelin iadesi taleplerinin kabulü ile 235,16 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, 235,16 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 235,16 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, asli müdahil ...'un talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili ve asli müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacılar vekili; yargılama sırasında müvekkillerinden ... vefat etmiş olmasına rağmen, hükümde ... hakkında karar verildiğini, yargılama sırasında ...'ın mirasçılarına da dava ihbar olunmasına rağmen, terekeye temsilci atanmadığı gibi mirasçılar hakkında da karar verilmediğini, bilirkişi raporlarında hesaplanan hangi rakamın davacılar arasında paylaştırıldığına dair hükümde açıklık olmadığı,

Mahkemenin hangi raporu hangi sebebe istinaden kabul edip değerlendirmeye aldığının belli olmadığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, 28.01.2014 tarihli celsede tapu bedeli üzerinden harç tamamlanması için müvekkillerine süre verildiğini, müvekkillerinin de harcı yatırdıklarını, harç tapu bedeli üzerinden yatırılmış olmasına rağmen bedel iadesi yönünden karar verilmesinin doğru olmadığını, Mahkemenin tazminat hakkı için ifanın imkansız hale geldiği tarih olarak ...

Kadastro Mahkemesinin 1978/808 E., 1996/195 K. sayılı dosyanın kesinleşme tarihini baz aldığını, ancak kadastro davasında müvekkillerinin taraf olmadığını, davalıların taraf olduğunu, ifa imkansızlığı gibi bir engelin olmadığını, zira tapunun davalılar adına kayıtlı olduğunu, sözleşme tarihinden beri taşınmazların müvekkillerinin zilyetliğinde olduğu konusunda tartışma olmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Asli müdahil vekili; davaya konu taşınmazlarda müvekkilinin ... ... mirasçısı olarak hak sahibi olduğunu ve müdahale talebinin kabul edildiğini, harç yatırıldığını, dosyada mevcut 15.04.1980 tarihli davalılarca imzalanan satış senedinde alıcılar tarafında müvekkilinin de adının bulunduğunu, Mahkeme kararında müvekkili yönünden sadece "Asli Müdahil ...'ın talebini reddine" denildiğini, hiçbir gerekçe gösterilmediğini, bozma kararının son derece açık olduğunu, bu kararı karşılayan dosyada mevcut 12.12.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre karar verilmesi gerekirken bu rapora neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, harici satış sözleşmesi (senet) ile satılan ve kadastro sonrası tapulu hale gelen taşınmazlar için davacılar tarafından ödenen satış bedelinin, sebepsiz zenginleşme kuralları gereği iadesi istemine ilişkindir. 1.Yargılama sırasında davacılardan ...'ın 17.09.2019 tarihinde vefatı üzerine davacı ...'in mirasçılarından asli müdahil ..., davacı ..., davacı ... dışındaki mirasçıları ..., ..., ..., ... davaya davalı olarak dahil edilerek yargılamaya devam edilmiş ve hüküm kurulmuş, mirasçı ... ... ise davaya hiç dahil edilmemiştir.

Dava devam ederken taraflardan birinin vefat etmesi halinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28/1 maddesi gereğince taraf ehliyeti son bulur. Aynı zamanda vekalet de ölüm ile birlikte son bulur. Yalnız vefat eden kişiyi ilgilendirmeyen, mirasçıların malvarlığını da etkileyecek mahiyetteki davalar ise, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu halde, vefat eden davacının tüm mirasçıları mecburi dava arkadaşı olarak davayı hep birlikte takip ederler.

O halde, Mahkemece; öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacı ...'in mirasçılık belgesi getirtilerek, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya dahili davacı olarak katılımı sağlanmalı, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkilinin sağlanması ve hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

2.Davacıların davayı miras şirketi adına açmadıkları, miras dışındaki haklarından bağımsız bir hakka dayalı olarak davayı açtıkları anlaşıldığından, Mahkemece asli müdahil ...'ın talebinin reddine karar verilmiş olması yerindedir. Ancak asli müdahil ...'un vefat eden eden davacı ...'in mirasçısı olduğu anlaşıldığından, Mahkemece; ...'un yukarıda anlatıldığı şekilde, vefat eden davacı ...'in mirasçısı olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 3.Bozma nedenine göre, davacıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelemesine gerek görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, 2. Asli müdahilin temyiz itirazlarının reddine, 3. Bozma sebebine göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden asli müdahile yükletilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

SONUÇ / HÜKÜM

10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2893, K. 2025/2062, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. Mahkeme Kararı
  6. IV. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  7. V. Temyiz
  8. A. Temyiz Sebepleri
  9. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  10. VI. Karar
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2893
Karar No
2025/2062
Tarih
10 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2912 K.2025/2309
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2916 K.2025/2510
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2963 K.2025/2057
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2964 K.2025/2241
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/2965 K.2025/1794
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/2965 K.2025/1463

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.