KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2024/3739 E., 2025/2428 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/93 E., 2024/1114 K.
- İlk derece mahkemesi
- Antalya 1. Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/405 E., 2022/504 K.
Karar Metni
789 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkili ...'in, 12.01.2017 tarihinde sol elinin parmaklarının kesilmesi sonucunda ciddi şekilde yaralandığını, davalı hastanenin acil bölümüne başvurduğunu, herhangi bir tetkik yapılmadan dikiş atılarak evine gönderildiğini, yaranın kangren olması üzerine tekrar hastaneye başvurulduğunu, tetanoz iğnesi yapılarak gönderildiğini, elini kullanamaz hale geldiğinde ise parmaklardaki tendomların kopuk olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, hatalı tıbbi uygulama nedeniyle şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL tıbbi tedavi ve ameliyat gideri, 100,00 TL ulaşım ve bakım gideri olmak üzere toplam şimdilik 400,00 TL maddi ve davacı ... için 100.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı ...'in, 12.01.2017 tarihinde hastanenin acil servisine başvurusu üzerine kesi süture edildiğini, 14.01.2017 tarihinde pansuman için geldiğinde enfeksiyon olması sebebiyle ortopedi kliniğinin önerildiğini, hastanın aynı gün ya da ertesi gün gitmesi gereken ortopedi kliniğine 2 gün sonra gittiğini, 21.01.2017 tarihinde 1 adet kısmi tendon kesisi onarıldığını, 06.02.2017 tarihinde 1 ay takması gereken ateli hastanın zamanından önce çıkardığını, dikişleri alındıktan 1 hafta sonra kontrole çağrıldığını, ancak hastanın kontrole gelmediği, hastanın ihmali davranışlarının bulunduğunu, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının tüm tıbbi belgeleri toplandıktan sonra Adli Tıp Kurumu 7.İhtisas Dairesinden alınan 28.10.2019 tarih ve 4952 nolu rapor içeriği, 26.02.2021 tarih ve 1092 nolu rapor içeriği ve sonucuna göre, vaki itiraz üzerine talimat mahkemesi aracılığıyla Akademik Ünvanlı Ortopedi Bölümünden oluşacak heyet bilirkişilerce düzenlenen 22.06.2022 tarihli heyet raporu içeriği ve sonucuna göre, adli tıp raporlarını doğrular şekildeki;
davacı ...'ın davalı şirkete ait davalı Hastaneye 12.01.2017 tarihinde elde bıçak kesisi şikayeti ile müracaat ettiği, cilde primer sütürasyon yapıldığı, parsiyel( kısmi) fleksör tendon kesisi olduğu ve fonksiyon bozukluğu kesi anında saptanamayacağı için ilk yapılan işleminin doğru bir tedavi yaklaşımı olduğu, ilk müdahale edilirken gerekli sterilizasyonu sağlanmış olması, cilt kesisinin temiz olması, ilk gün antibiyotik reçete edilmemesinin yanında 2. gün 13.01.2017 tarihinde antibiyotik başlandığı, ilk gün başlansa bile enfeksiyon gelişebileceği, 14.01.2017 günü yapılan kontrolde enfeksiyon bulgularının görüldüğü,
pansuman ve ortopedi poliklinik kontrolü önerilmesinin uygun bir tedavi yaklaşım olduğu, 15.01.2017, 16.01.2017 ve 20.01.2017 tarihlerinde uygun takiplerinin yapıldığı, 21.01.2017 tarihinde enfeksiyon nedeni ile eksplorasyon yapılması endikasyonunun bulunduğu, apsenin boşaltılması ve kısmi tendon rüptürünün onarılmasının ve fizik tedaviye yönlendirilmesinin doğru olduğu, 02.05.2017 tarihine kadar uygun takip ve tedavisinin düzenlenmiş olduğu, davacıda ortaya çıkan yara enfeksiyonunun bu tür yaralanmaların beklenir bir sonucu olduğu, buna yönelik olarak uygun müdahalelerin yapıldığı,
kişinin iyileşme sürecinde tendon yapışıklığı geliştiği, enfeksiyonun bu durumu kolaylaştığı, tendon yapışıklığına bağlı olarak kişide ortaya çıkan fonksiyon kaybının bu tür yaralanmalarda görülebilen bir komplikasyon olduğu, bu nedenle davalı hastanede yapılan eylemlerin tıp bilimin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, kusur atfedilecek bir husus saptanmadığı yönündeki raporların mahkemece kabul edildiği gerekçesiyle, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; müvekkili ...'in elindeki kesi derin olmasına karşın bilirkişi raporunda ve ATK raporunda "kısmi tendom kesisi" olduğu belirtilerek kısmi tendon kesisinde fonksiyon bozukluğu görülemeyeceğinden ilk müdahalede yapılan cilt sütürasyonu işleminin yeterli olduğunun değerlendirildiğini, 12.01.2017 tarihinde yapılan ilk müracaat üzerine müvekkiline antibiyotik ve başkaca ilaç verilmediğini ve tekrar hastaneye müracaat edilmesi gerektiğinin söylenmediğini,
davalı hastanede yapılan ameliyatta apselerin boşaltılması akabinde apseler kurumadan tendonlar bağlandığından ve ameliyat esnasında tendonlar aşırı yıpratıldığından bu hususların da maluliyette etkisi olduğu belirtilmesine rağmen ancak adli tıp raporlarında bu iddia ile ilgili irdeleme yapılmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı hekim hatası iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere, özellikle Mahkemece aldırılan ATK raporu ile bilirkişi kurul raporlarının birbiriyle uyumlu olmasına, meydana gelen tıbbi sonucun komplikasyon olarak nitelendirilmesine, ilk gün antibiyotik reçete edilmemesinin yanında 2. gün 13.01.2017 tarihinde antibiyotik başlandığı, ilk gün başlansa bile enfeksiyon gelişebileceği tespitine ve hastane veya doktora sorumluluk yüklenemeyeceğinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3739, K. 2025/2428, 28 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama