KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2024/4336 E., 2025/5028 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2518 E., 2024/2042 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/2 E., 2021/799 K.
Karar Metni
746 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat .. ve davalılar vekili Avukat ..'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkili ..'in eşi ve .. ve ...'ın babası olan merhum Dr. ..'ın 31.12.2017 tarihinde bel ağrısı şikayetiyle başvurduğu davalı hastanede, merhuma hiçbir tıbbi veri olmamasına rağmen alkole bağlı karaciğer yetmezliği teşhisi konulduğunu, oysa merhumun alkol kullanmadığı açıkça belirtilmesine rağmen bu yanlış teşhis üzerinden tedavi uygulandığını, doğru tanıya yönelik başka araştırmaların yapılmadığını, uygulanan tedavi sonucu hastanın durumu kötüleşmesine rağmen gerekli müdahalelerin gerçekleştirilmediğini, nihayet ..
Hastanesine sevk edildiğinde artık çok geç kalındığını, yapılan tetkiklerde rahatsızlığın alkol kaynaklı olmadığı, muhtemelen steroid kullanımına veya mantar zehirlenmesine bağlı organ yetmezliği geliştiğinin tespit edildiğini ileri sürerek; şimdilik her bir davacı için ayrı ayrı 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile her bir davacı için ayrı ayrı 250.000,00 TL, toplamda 750.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacıların murisinin bel ağrısı şikayetiyle acil servise başvurusu üzerine yapılan muayene ve tetkikler sonucunda hastada karaciğer sirozu ve buna bağlı komplikasyonlar tespit edilerek gerekli tedavinin başlatıldığını, hastanın yapılan laboratuvar, ultrason ve MR bulgularında kronik karaciğer hastalığına ilişkin bulguların tespit edildiğini, özellikle bilirubin yüksekliği, albümin düşüklüğü, MCV artışı, ALT/AST oranının tersleşmesi,
portal hipertansiyon ve splenomegali gibi göstergelerin alkol kullanımına bağlı kronik karaciğer hastalığı tanısını desteklediğini, konulan tanının tıbbi verilerle uyumlu olduğunu, hastanın sevkinin karaciğer nakli yapılabilecek bir merkeze yönlendirme amacıyla gerçekleştirildiğini, müvekkillerinin tüm işlemleri modern tıp kuralları, uluslararası kılavuzlar ve gerekli özen çerçevesinde yürüttüğünü, mantar zehirlenmesi iddiasının hastanın tetkik sonuçlarıyla bağdaşmadığını zira mantar toksinlerine bağlı akut karaciğer yetmezliğinde enzim değerlerinin çok daha yüksek olması gerektiğini, müvekkilleri hastane ve doktorun kusurlu olmadığını,
tüm tıbbi süreçlerin bilimsel esaslara uygun şekilde yürütüldüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; gerek soruşturma dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporu, gerek dosyada alınan bilirkişi heyet raporunda, davalı doktorun koyduğu teşhisin saptanan bulgular ile uyumlu ve tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi uygulama hatasının bulunmadığının tespit edildiği ve her iki raporun da birbiri ile uyumlu olduğu görülmekle meydana gelen vefat olayından dolayı davalıların sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yapılan müdahalede davalı doktorun herhangi bir hatasının bulunduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, mahkemece toplanan deliller, alınan ATK raporu ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine ilişkin verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; müteveffanın kendisinin de doktor olması nedeniyle davalı hastanede konulan “alkole bağlı karaciğer yetmezliği” tanısının hatalı olduğunu fark ederek bunu defalarca ilgililere bildirdiğini ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını, oysa müteveffanın yaklaşık iki ay önce kapsamlı bir check-up yaptırdığını ve bu raporlarda karaciğer yetmezliği bulgusuna rastlanmadığını, buna rağmen davalı doktorun yanlış teşhisinde ısrar edip yanlış tedavi uygulayarak hastanın durumunun ağırlaşmasına neden olduğunu, hastanede dört gün boyunca yanlış tedavi nedeniyle zaman kaybedildiğini, bu süreçte merhumun bilincinin kapanarak sonuçta ölümün gerçekleştiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, hükme esas alınan raporların taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğunun, müteveffaya uygulanan tetkik sonuçlarının alkol kullanımına bağlı gelişen karaciğer yetmezliği tablosu ile uyumlu olduğunun saptandığının, başka bit hastanede yapılan check-up nedeniyle dosya içerisinde yer alan tahlil sonuçlarının merhumda kronik karaciğer yetmezliğinin varlığı ya da yokluğu hususunda kesin nitelikte bilgiler içermediğinin anlaşılmasına göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/4336, K. 2025/5028, 21 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama