KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/1733 E., 2025/4978 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/518 E., 2025/335 K.
- İlk derece mahkemesi
- İskenderun 3. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/52 E., 2022/138 K.
Karar Metni
1.675 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müteveffa ...'in makattan gelen kanama şikayeti ile davalılardan .. . hastanesine giderek doktor muayenesinden geçtiğini, yapılan inceleme ve tetkikler neticesinde müteveffaya kolonoskopi yapılması gerektiği kararına varıldığını, 17.10.2019 tarihinde müteveffaya kolonoskopi yapılarak aynı gün taburcu edildiğini, müteveffanın aynı akşam vücudunda şişlik ve ağrı sebebiyle kolonoskopi işlemini gerçekleştiren doktor ile görüşerek hastaneye gittiğini, müteveffanın hastahaneye gittikten sonra yatış yapması gerektiği belirtilerek 4 gün hastanede müşahede altına alındığını,
yatış esnasında müteveffanın karnının şiştiğini ve bunu gidermek adına da endoskopik yöntemle midenin temizlendiğini, ardından lavman yoluyla kalın bağırsak boşaltılmasına rağmen midedeki şişliğin inmediğini ve ilgili hekim müteveffanın gaz sorunu olduğunu belirterek gerekli tedavinin yapıldığından bahisle 4. günün sonunda müteveffaya gastroentoloji birimi bulunan bir hastaneye gitmesinin uygun olacağı beyan edilerek taburcu edilmesinin sağlandığını, taburcu edildikten hemen sonra müteveffada konuşma bozuklukları baş gösterdiğini, sürekli olarak halsizlik ve yorgunluk hali başladığını, bu durum üzerine müteveffanın diğer davalı ..
Hastanesine getirildiğini, burada yapılan muayene ve tetkiklerde müteveffanın bağırsaklarında delik olduğu acil ameliyat edilmesi gerektiği söylenerek ameliyat edildiğini, yapılan ameliyattan sonra müteveffanın sağlık durumunun düzelmediğini aksine dahada kötüye gittiğini ve sürekli olarak yoğun bakımda gözetim altında tutulduğunu, hastane tarafından davacılara yapılan açıklamalarda ise müteveffanın vücudunun tüm organlarında ve kanında enfeksiyon meydana geldiği bu nedenle de yoğum bakım ünitesinde gözetim altında kalması gerektiğinin belirtildiğini, müteveffanın yoğun bakım ünitesinde iken kalbinde meydana rahatsızlık nedeniyle ..
Hastanesine sevk edildiğini, orada yapılan tetkik ve muayene neticesinde yeniden ..
Hastanesine getirildiğini, 15.12.2019 günüde vücutta meydana gelen enfeksiyon sebebiyle de böbrek yetmezliğinden kalbinin durduğunu ve vefat ettiğini, müteveffaya sürekli olarak yanlış teşhis konularak hatalı tedavi uygulandığını, müteveffanın emekli sandığı emeklisi olup ortak ikametgaha maaşı oranında katkı sağladığını, genel giderler, mutfak v.s. bir çok ihtiyacın müteveffanın katkısı ile gerçekleştiğini, vefat sebebiyle de davacının eşi ..'un maddi destekten mahrum kaldığını, ayrıca müteveffanın yanlış tedavi edilmesi sebebiyle davalılara hastaneye yatış, ameliyat, ilaç v.s. isimler adı altında bir çok ödeme gerçekleştirildiğini,
yapılan tüm bu ödemeler sebebiyle davacı ...'ta maddi zararlar meydana geldiğini, tüm zararların davalılar tarafından karşılanması gerektiğini, müteveffanın gerek ortak ikametgahtaki tüm temizlik ve ev işlerini yapmakta aynı zamanda da diğer davacı müvekkillerine gerek maddi gerekse de manevi destek sağladığını, müteveffanın ölümünün tüm davacılarda gerek maddi gerekse de manevi anlamda telafisi olmayan zarar ve ziyanlar gerçekleştirdiğini, müteveffanın ailesine düşkün ailesi tarafından sevilen ve sayılan bir kişilik olup ölümü tüm aile fertlerinde büyük üzüntü yarattığını,
müteveffanın evinin tüm işlerini yapmakla kalmayıp aynı zamanda davacı çocuklarının da tüm ev işlerine zaman ayırmaya çalıştığını, davacıların müteveffanın erken yaşta ölümü sebebiyle telafisi ve hitamı imkansız olan manevi bir acı ve ızdıraba sürüklendiklerini ileri sürerek; davaya ve fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı eş .. adına 10,00 TL’lik destekten yoksun kalma, 10,00 TL’lik tüm ilaç, tedavi, ameliyat v.s. hastane giderleri için maddi tazminat ile her bir davacı için 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının tedavisi sebebi ile hastanenin yada tedaviyi gerçekleştiren hekimin kusurunun bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde de belirttiği üzere davacının başka bir hastanede tedavi gördükten sonra şikayetlerinin devam etmesi üzere davalı hastaneye geldiğini, davacının 23.10.2019 tarihinde davalı hastaneye geldiğini, karın ağrısı, büyük tuvalet yapamadığı,
3 yıldır kanlı ishal şikayeti olduğunu, 3 gün önce .. de başka bir sağlık kuruluşunda kolonoskopi yapıldığını, genel durumu bozuk olduğu ve hastaneye yatış yapıldığını, acil ameliyata alındığını, CRP yüksek olduğunu, aynı gün yapılan operasyonda batın içinde bağırsak içeriği olduğunun tespit edildiğini, temizlendiğini, gerekli tedavinin yapıldığını daha sonra yoğun bakıma alındığını, 25.10.2019 tarihinde servise alındığını, bu sırada göğüs hastalıklarına sevk edildiğini, 31.10.2019-08.11.2019 dönemi yeniden yoğun bakıma alındığını, bilincinin bulanık solunum sıkıntısı olduğunu, Koah, pnömani, pulmoner emboli, solunum yetmezliği olduğunu,
hastanın şikayetlerinin devam ettiğini, göğüs hastalıkları servisinde tedavi gördükten sonra ..
Hastanesine sevk edildiğini, 21.11.2019 tarihinde yeniden ..Hastanesi cerrahi bölümüne geldiğini, 22.11.2019 tarihinde kardiyoloji bölümüne yatış yapıldığını, göğüs ağrısı şikayeti olduğunu, 23.11.2019-15.12.2019 tarihleri arasında Göğüs Hastalıkları Yoğun Bakıma alındığını, en son 15.12.2019 tarihli Dr. .. tarafından tutulan epikrizde Koah, pnömani, solunum yetmezliği, plörezi, ile ostomi bilinci kapalı hastanın EKS olduğunun görüldüğünü, davacının tedavisinde hastane ya da hekim kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı .. ..
Sağlık Hizmetleri vekili; müvekkili hastane tarafında işbu yükümlülüklerin tamamının birebir yerine getirildiğini, aksi yönde bir iddianın zaten dava dilekçesinde de mevcut olmadığını, bu anlamda müvekkili hastanenin kendi sorumluluğundan bahsedilebilmesinin zaten söz konusu olmadığını, hastaya verilen zararlı sonuçtan hastanenin sorumlu tutulabilmesi için, hastane işletmesinin yükümlülükleri ve kamusal görevleri ile zararlı sonuç arasında “nedensellik bağı” kurulabilmesinin baş koşul olduğunu, somut olayda kusurlu bir tedavi ve durumun söz konusu olmadığı için,
tüm yükümlülüklerini yerine getiren hastanenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı yanın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu “… ilgili hekim müteveffanın gaz sorunu olduğunu belirterek gerekli tedavinin yapıldığından bahisle 4. günün sonunda müteveffaya gastroenteroloji birimi bulunan bir hastaneye gitmesinin uygun olacağı beyan edilerek taburcu edilmesi sağlanmıştır.” hususunun gerçek dışı olduğunu, Hasta Epikrizi raporunda da görüleceği üzere, karın ağrısı ve ishal şikayeti olan hastanın, LG uygulaması sonucu karın ağrısı ve ishali bitip hastanın durumu stabil olunca hastanın 21.10.2019 tarihinde taburcu edildiğini,
her ne kadar dava dilekçesinde bahsedilmemiş olsa da, diğer davalı hastanenin vermiş olduğu cevap dilekçesinde görüldüğü üzere hastanın diğer hastaneye, müvekkili hastaneden taburcu olduktan 4 gün sonra gittiğini, söz konusu insan sağlığı olduğunda 4 günün çok uzun bir zaman olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için müvekkili hastanenin yapılan teşhis ve tedavide kusurlu olduğu varsayılsa bile hastanın müvekkili hastaneden taburcu olduğu tarih ile diğer davalı hastanede vefat ettiği tarih arasında 2 aylık süre olduğunu, söz konusu sürenin,
müvekkili hastanede gerçekleştirilen tedavi ile hastanın vefatı arasındaki illiyet bağını kestiği hususunun izahtan vareste olduğunu, hastanın, müvekkili hastane bünyesinde olduğu süreç içerisinde hasta ve hasta yakınlarının sürekli olarak bilgilendirildiğini, hastanın düzenli olarak gözlemlendiğini, yapılan her işlemin hasta ve eşinin onayı ile yapıldığını, davacı yanın, dava dilekçesinin ekinde, hastaya yanlış teşhis ve tedavi yapıldığını ispatlar nitelikte herhangi belge bulunmadığını, yanlış olduğu iddia edilen teşhis ve tedavilerin, karşı yan tarafından, yanlış olduğu kanısına hangi gerekçe ile varıldığının açıklanmadığını,
davacıların elem verici olay karşısında üzüldüklerinin bir gerçek olduğunu, ancak söz konusu olayın müsebbibinin müvekkil hastane olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgeler doğrultusunda davalıların müteveffanın ölüm ve cismani zararına dair hizmet, yanlış tanı, yanlış tedavi ve tedavinin geciktirilmesi kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; davalı .. hastanesinde müteveffaya yapılan işlemin açıkça hatalı olduğunu, davalı .. hastanesi tarafından yapılan tetkikler neticesinde müteveffanın bağırsaklarının delindiği açıkça rapor edildiğini ve acil ameliyat yapıldığını, ameliyattan sonra müteveffanın sağlık durumunun düzelmediğini, aksine daha da kötüye gittiğini, sürekli olarak yoğun bakımda gözetim altında tutulduğunu, raporun gerçeklikten uzak, hiç bir bilimsel veri incelenmeden hazırlandığını, müteveffanın bağırsaklarında perforasyon meydana gelmesinin hekim hatasından kaynaklandığını, rapora itirazlarının ve tanık beyanlarının değerlendirilmediğini,
müteveffanın davalı hastaneden taburcu olduktan 4 gün sonra değil 1 gün sonra diğer davalı ... hastanesine gittiğini, komplikasyonların oluşmasının tek sebebinin kolonoskopi esnasında bağırsaklarının delinmesi olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hekim hatasına dayanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.
Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür.
Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yolun seçilmesi gerekir. (Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cilt, Ank. 1982, Sh.236 vd) Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir.
Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerlidir.
2. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, hastada gelişen solunum yetmezliğinin 21.11.2019 tarihli uygulanan bilgisayarlı tomografiden de anlaşılacağı üzerine akciğer enfeksiyonu sonucu olduğu ve bu enfeksiyona uygun antibiyotikler ve mekanik ventilasyon desteği gibi uygun yöntemlerle müdahale edildiği; ancak hastada gelişen sepsis ve çoklu organ yetmezliği sonucunda vefat ettiği, bu süreci başlatan durumun sigmoid kolondaki divertikül perforasyonu olduğu, sigmoid kolondaki divertikül perforasyonu ile uygulanan kolonoskopi arasında bir hafta süre geçmesi,
kolonoskopi sonrasında hastanın yatırılarak gözlemlenmesi ve bu süre içerisinde yapılan muayene, laboratuvar ve görüntüleme tetkiklerinde perforasyon ile ilişkilendirilebilecek hiçbir objektif bulgu olmaması nedeniyle kolonoskopi işlemi ile sigmoid kolon divertikül perforasyonu arasında ilişki olmadığı belirtilmiş ise de söz konusu raporda yer alan incelemeler davacının itirazlarını karşılar nitelikte olmayıp hüküm kurmaya elverişli değildir.
3. O halde Mahkemece Adli Tıp Kurumundan, somut olaya uygun şekilde tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını gösteren, davacıların tüm itirazlarını karşılar nitelikte, taraf, Mahkeme ve Yargıtay kontrol ve denetimine açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesinin kararının bu sebeple bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1733, K. 2025/4978, 20 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama